İSTANBUL’UN MÂNEVİ ATLASI

Dünya küresinin mücevheri, coğrafyasının kilidi, aziz, uğurlu ve tesirli vatan İstanbul… Şehrin şimdiki mukimleri onu, inşa edenlerden miras almış, yüceltmiş, güzelleştirmiş ve yaşatmışlardır. İstanbul, hakiki manasına kavuşmak için kendisini inşa edenleri bulmaya, bilmeye, tanımaya ve anlamaya muhtaçtır.

Tarih boyunca yüzlerce talibine set çeken bu şehir, bir milletin tarihinde tek başına bile büyük şeref sayılacak fethini, ulu hükümdarlar ve cihangirler zincirinin asil halkası Fatih Sultan Mehmed Han’a lutfetmiştir. Bu fetih, alelade bir macera, bir talih ve bir tesadüf değildir. Bu fetih aklı-ı selim sahibi muktedir hükümdarların, kalb-i selim sahibi kabiliyetli neferlerle, uzun yıllarca adım adım, parça parça hazırladığı, bir parlak neticedir ki zevk-i selim sahibi bir millete teslim edilmiştir.

Asırlardır “şanlı bir zafer” namıyla anılagelen Feth-i Mübin’e Hz. Peygamber, 800 yıl önce muştulu bir haberle yön vermiş, hedef göstermiştir. Yüce ashabı onu büyütmüş, tabiini beslemiş, Fatih ve askerleri de ona vasıl olmuşlardır.

Müslümanların Fetih yürüyüşü ilk kez 627’de, Hendek gazasında, Roma saltanatının yıkılacağı müjdesi ile başlamıştı. İstanbul’un fethine talip olanlar binlerce kilometrelik yoldan gelip İstanbul’a ayak basınca yorulmuş olmalılar ki aralarından müjdeli olanları, ebedi muhafızlar olarak şehre bırakmışlardır.
Peygamber buyruğunu sancak edinerek Arabistan’ın sıcak çöllerinden süzülüp gelenler arasında Eba Eyyüp-El Ensari, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Zübeyr, Fedale b. Ubeyd de bulunuyordu. Her biri üzerlerine sinmiş Peygamber kokusunu İstanbul’un Haliç’ine, Sur dibine, Ayvansarayı’na, Üsküdar’ına öbek öbek bırakmışlardır. Osmanlı orduları, bu güzel beldeyi Allah’ın takdiri ile fethedecekleri inancına sıkı sıkı sarılıp onu tam 7 kez kuşattı. Kuşatma esnasında kulaklarında hep o peygamber müjdesi çınlıyordu:

لَتُفْتَحَنَّ الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ فَلَنِعْمَ الْأَمِيرُ أَمِيرُهَا وَلَنِعْمَ الْجَيْشُ ذَلِكَ الْجَيْشُ

“İstanbul bir gün mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne iyi bir kumandan ve o ordu ne iyi bir ordudur.”

Son teşebbüs genç ve cüretkâr Sultan Mehmed Han’dan geldi. Maddi akıl ve gücünü, manevi destekle cepheye sürerek zafere ilk adımı attı büyük padişah. Öyle ki dünya bu zaferi yazdı.

53 gün süren şiddetli muhasara, ardında surların üzerinde delik deşik bedenine rağmen sancağı bırakmayan Ulubatlı Hasan’ı, Bizanslıların Boğaz’daki tuzak gemilerini alt eden bir Kaptan-ı Derya’yı ve beyaz atıyla İstanbul’un fatihi, “o müjdeli kumandan benim” der gibi şehrin kapısında duran Fatih Sultan Mehmed’i bıraktı.

Her taşı, her taşının altında yatanı paha biçilemez kıymeti haiz İstanbul’u, Peygamber mihmandarı Eyyup Sultan Hazretlerinin kabri başından başlayacak bir güzergâhta dolaşmak adeta İstanbul önlerine kadar gelmiş İslam ordusunu bir bir selamlamak gibidir.

O orduda nefer olan ashabın güzide fertlerinden, dilini Hz. Peygamber’in 1170 hadisiyle bezemiş Ebu Said el- Hudri’nin makamı başında dua etmek, Nebevi rayihayı solumak demektir. Hafız-ı Kur’an olarak Meclis-i Nebevi’de hususi bir yer edinmiş Ebu’d-Derda Hazretlerini makamında ziyaret etmek, ilim abidesi zatından feyzyâb olmanın en kısa yoludur.

At sırtında yaşlanmış Amr b. As Hazretlerinin bir mahzende bekleyen makamı, Mısırı fetheden kumandanın mütevazı ama heybetli hayatından sahneler ilham etmektedir.

Hz. Cabir’in makamında bir anlık duruş, gönül sahiplerini Uhud’a, Hendek’e, Yemame’ye götürür.

Kabirden kabire koşup ölüler arasında can aramak Fatih’in hocası, büyük âlim Molla Gürani’nin huzurunda henüz ruh üfürülmüş gibi diri olmaya ve kalmaya azmettirir.

Oradan seyirtilen “ilim dağarcığı”, şuara torunu, büyük deha, kadı Hızır Bey’in huzuru, Osmanlı medeniyetinin adalet kılıcını ne denli keskin kıldığını canları yakarcasına duyurur.

Peygamber torunu Yedi Emirlerin başucunda okunacak bir Fatiha, atalarının yolundan bir an bile ayrılmamanın, yüzyıllar sürse de muhafaza edilen ideallere sahip çıkışın şükranesidir..

40 kişi ile şehrin kapısından girip alnından vurulan her bir neferi yol boyunca toprağa vererek ilerleyen, sağ kalan 18 kişinin şehid olarak aynı yere defnedilği 18 Sekbanları ziyaret, ta surlardan Şehzadebaşına Fatih’in, Karagümrük’ün, Edirnekapı’nın, Aksaray’ın, Eminönünün, Karaköy’ün hatta İstanbul’un her karış toprağına cephede cehdleriyle, manada azimleriyle, kabirde tenleriyle can verdiklerinin göz kamaştırıcı müşahadesidir.

Onlar varlıklarıyla, ebede yolculuklarından sonra da hatıralarıyla İstanbul’un simasını ebediyyen değiştirmişlerdir. İstanbul’un Manevi Atlası isimli çalışma, selefimize (ecdadımıza) ve halefimize (neslimize) fiiliyatta ve maneviyatta mucibince vefa göstermek gayesiyle oluşturulmuştur. Bu atlasın rehberliğinde İstanbul’un manevi önderler güzergâhı belirginleşecek, İstanbullular ile bu ulu önderler arasındaki mesafe kalkacaktır. Evlâd-ı fâtihân olarak bu kutlu şehirde ömür sürme lûtfuna mazhar olanlar, İstanbul’un kültür ve medeniyeti kadar manevi mirasını da koruyacak olan birer şehremînidirler.

Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’un fethiyle ve diğer büyük hareketleriyle milletine öyle büyük bir ilham armağan etmiştir ki Türk milleti, onu yetiştiren bir millet olduğunu bildiği ve düşündüğü her zaman, kendinde onun yaptığı işler gibi büyük işler yapabilme kudretini bulacaktır.

Tür: Kitap–Türkçe
Kitap içi:320 sayfa–115 gr. mat kuşe–4 Renk baskı
Ebat: 12.7 x 22cm
Yan kağıtlar:110 gr 1. Hamur–4 Renk baskı
Kapak:350 gr – Condat- mat kuşe
Cilt:Amerikan cilt–Sırt tambura

Arifan Kadın ve Aile Kuruluşları Dayanışma Deneği’nin girişimi ile hazırlanan “İstanbul’un Mânevi Atlası” kitabı, fetih hadisinden yola çıkarak önderlerinden neferlerine, komutanlarından sultanlarına, İstanbul’un fethine iştirak etmiş büyükleri yeniden hatırlamak üzere hazırlandı. Dikkatli tetkikler neticesinde derlenen seçkin hayatlar bir kitap ve atlas üzerinde bir araya getirildi. Bu çalışma için sanatçı Osman Kehri’ye özel bir harita çizdirildi. Bu çizimlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin haritalarından yararlanıldı. Fetih önderleri ve Fetih askerlerinin kabirleri tek tek tespit edilerek fotoğraf çekimleri yapıldı.

Bir rehber olarak İstanbul’un Mânevi Atlası’nın amacı İstanbul’un mânevi önderler güzergâhını belirginleştirmek ve İstanbullular ile Ulu önderler, Kutlu neferler arasındaki mesafeleri kısaltmak, hatta yok etmek. Bu kitabı elinize alıp bu mânevi önderleri tek tek ziyaret edebilir, İstanbul’u yeniden tanıyabilir ve bu manevi iklime dahil olabilirsiniz. Bu kitabı kütüphanenizde saklamak yerine İstanbul’u her gezmeye niyet ettiğinizde elinizde, çantanızda taşıyacağınız özel bir kitap.

Başından sonuna kadar titiz bir çalışmayla yürütülen İstanbul’un Mânevi Atlası sadece İstanbullulara değil, İstanbul’a gönül vermiş herkese hitap ediyor.

Proje Sahibi: Arifan Kadın ve Aile Kuruluşları Dayanışma Derneği İktisadi İşletmesi
Editör: Dr. Necdet Yılmaz
Proje Danışmanı: Dr. Vildan Serdaroğlu Coşkun
Proje Ekibi: Huriye Yıldırım, Özler Tümer, Oya Kaycıoğlu, Serpil Özcan, Seda Güleç, Gülsen Güler, Edibe Soylu, Mirac Betül Gümüş ve Kerime Kızmaz
Harita: Osman Kehri
Fotoğraflar: Fatih Kaan Uygun
Hat: Efdaluddin Kılıç
Konsept Tasarım ve İkonlar: İHG Akademi Reklam Hizmetleri Ltld. Şti.
Baskı: Ensar Matbaacılık

Sipariş için: arifan2001@hotmail.com

Ulaşmak İstediğinizdeki adresimiz:
istanbulunmaneviatlasi.com
istanbulunmaneviatlasi.info
istanbulunmaneviatlasi.net
istanbulunmaneviatlasi.org