İstanbul'un Manevi Atlası

İstanbulu almak gayesiyle 655 yılında Hz.Osman döneminde bir donanma gönderilir.Fakat Fenike açıklarında bir Bizans donanması ile karşılaşılır ve devam etme imkanı olmaz. Gerçi savaşı kazanırız ama İstanbula kadar gelme imkanları olmaz , akabinde Hz.Muaviyenin bizden sonra ki önemli aşamadır. ( 668 ile 669) yılları arasında düzenlenen ilk İstanbul kuşatması var Hz.Eyüp el Ensarinin, Hz.Hüseyininin, Hz.Abdullah bin Ömerin, Hz.Abdullah bin Zübeyrin , soluklarının, nefeslerinin bu topraklara düştüğü tarhtir. Bu noktada 668 ‘deki kuşatma çok çok önemli bizim için.Bu kuşatmaya o sıradaki yine ashabtan Ubeyd ile beraber 62 sahabenin daha katıldıgınını tarihi bilgilerimizle destekliyoruz. Yani o tarihte bu şehre 63 sahabe ayaklarnıı bastı . Akabinde alamadık belki ama yine Emeviler döneminde ısrarla ve büyük zorluklarla( 674 ve 678) arasında yine aynı şekilde 2inci.bir kuşatma düzenlendi. Sonrasında Abbasiler döneminde yine (717 718 ) yılları arasında bir kuşatma söz konusu. (781- 782) yılları arasnda ayrı bir kuşatma… Hakeza devamında Osmanlılar döneminde de özetle şöyle söyleyelim; ilk defa Yıldırım Beyazıd Han zamanda İstanbul kuşatmaları başlatıldı. Akabinde yine 2.Murat tarafından hatta fetret devrnde; Musa Çelebi tarfndan kuşatıldı. O kadar sıkntılı önemde bile İstanbul kuşatıldı. Ama Allah u Teala Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerine 7.Osmanlı kuşatmasında nasip etti bu şehrin düşmesini .
–Serpil Hanım: Evet bu güzel noktada kısa bir ara rica ediyorum.
-Serpil Hanım: Buyurun Arife Hanım ilave edeceginiz.
–Arife Hanım: Bu kadar mükemadiyen kuşatılmış ve azimle kararlılıkla , fetih için mücadele edilmiş,İstanbul az önce ifade ettiğiniz gibi gerçekten ; bir hadisi şerifle hareket eden bu sahabelerin bu gayreti bile İsatnbul’un muhterem, mukaddes, bir şehir olduguna farklı bir şehir oluduguna şehirlerin en güzeli olduğuna da işaret ettiğini tahmin ediyorum.
– Serpil Hanım: Bunu tekrar hatırlayalım da hiç unutmayalım inşallah.. kısa bir ara..
Birinci bölümümüzün sonunda değerli misafirlerimiz şöyle bir tespitle bitirdiler.. bir kutlu hadisin hürmetine onca yolu develerle tepip İstanbula , eşiğine gelen, İstanbul kapılarına gelen, sahabenin bu davranışındaki özelliğin İstanbula da çok büyük değer kattıgını söylediler.. Dogrusu Sahabe-i Kiramı , Sahabe-i Kiram yapanda Hz. Peygamberin (sav) sözüne dahi gerek kalmadan işaretiyle bir takım şeyleri harfiyen yerine getiriyor oluşlarıydı. Bizleri onları yaklaştıracak olan davranış bu olsa gerek inşallah… Allah bize de o haslet üzere bulunmayı nasip etsin inşaalah… Çok şaşılacak bir şey değil ama bir hadis uğruna şehrin koca bir şehrin bir zihniyetin sembolu olan bir şehrin fethi bugun dahi çok şeyler ifade ediyor çok büyük manalar ifade ediyor bize…
-Serpil Hanım: Efendim İstanbul kuşatmalarından söz ettğiniz kitabta bir takım tabirler var onları size sormak istiyorum müsadenizle özellkle ni’mel- ceyş nedir ? ni’ mel- emir nedir ?
Oya Hanım: Resullahın (SAV) hadisinde geçen terimlerde emir; komutan biliyorsunuz kelime anlamı oalrak, ama; ni’mel- emir, mutlu komutan kutlu komutan anlamına çevrilebilecek olan bir kelime yine n’imel ceyşte, ceyş asker; kutlu asker veya müjdelenmiş, mutlu aske,r anlamına geliyor ki bu terim kısa olarak İstanbulun fethi sırasında yani 1453 yılında İstanbul Fethilerken o 53 günlük kuşatma sırasında orada bulunan askerleri ve Fatihi kapsayan terimlerdir. Daha önce fetih girişimde bulunmuş olsalar da bu tabir Sahabeler için geçerli değildir. Fakat, ecdad bu konuda öylesine veraset öylesine aşk sahibi ki şöyle düşünmüş hani biz aldık ve n’imel ceyş ni’mel emir olduk ama onlar hazırlayış yaptılar.. Aynı niyetle yola çıktılar Allah Teala onlara nasip etmedi onlar evvelun olsun biz ahirun olalım, onlar da yine ni’mel- ceyş tabirinin içine dahil edilsin.Onlarda ayrı tutulmadı; biz ahirun olarak sonradan alan , ama evvelun olarak onlar ; yola çıkıp almak niyetiyle bize kapıları yolları acanlar dediler ve bibirinden ayırmadılar aslında ve bu kavramları… Fakat dediğimiz gibi hani terim olarak düşüneceksek Fatih ve onun askerlerini karşılayan bir kelimedir.
-Serpil Hanım: Şimd i Efendim bu çalışmanın özünü tabi İstanbula gelen Sahabeler ve fetih askerleri oluşturuyor ama İstanbula gelen Sahabelerin bir kısmının burada kabri var ya da makamı var . Ama bir kısmının az önce bahsettiginz üzere o makamlar ve kabirler arasında adı yok.. Kimdir o Sahabeler yani İstanbul’a bizzat gelen mesala kitapta yine bahsedildiği üzere Hz.Hüseyinin geldiğini biliyoruz. Az önce Abdullah bin Ömerden , bahsettik Sahabelerin çok büyükleri peygamber torunu alim insanlar kimlerdir? Biraz İstanbula gelen Sahabelerden bahsedelim.
–Oya Hanım: Şimdi ( 668 ) yılı itibareyle Sahabeden zaten birçok zatın henüz yaşadıgı bir dönem ve Resululah(sav) böyle bir hadis zikretmişken Hz.Muaviye de İstanbula bir sefer başlatmışken onların bu seferden geri kalması zaten düşünülemezdi.. Biz o ordunun içerisinde sadece rakam olarak 63 ünün geldiğini tespit edebildik. Ama inanın bu tespit bile bence çok detaylı çalışmalara muhtaç çünkü hani gelipte geri dönenler arasında ancak belirli isimleri sayabiliyoruz. İşte Hz.Hüseyindir mesela Abdullah bin Ömer(, Hz.Ömerin oğlu olan),.sonra Abdullah bin Zübeyr mesela Eba Eyub el Ensari gelipte dönmeyenlerden. Veya Ebu Şeybet’ül Hudri gelipte dönmeyenlerden. Fakat bu altmış üç sahabinin de tek tek ismi yok kayıtlarda maalesef.
-Serpil Hanım : Çok yazık gerçekten . Mesela şahsen çok mutlu oluyorum Hz.Hüseyinin ayaklarının bu topraklara basmış olması müthiş haz alıyorum…
-Oya Hanım: – Serpil Hanım ben şunu anlamıyorum bu çalışma sırasında benim belki idrak ettiğim bir şey ama biz Çanakkaleye gidiyoruz. Altında binlerce şehit diye orada ayaklarımızı basarken bile titreyerek yürüyoruz. Oysa Ayvansaraydan Edirnekapıya kadar olan bölgede nice şehitler, nice sahabeler, nice tabiin defnedilmiş. Ama oraya basıyoruz. Yani orada çok rahat yürüyoruz. Hatta oranın o bölgede hiç hoş olmayan şeylerde yaşanabilmşiti geçmişte. Hatta bir zaman otoban geçildi mezarlar oradan kaldırıldı.ecdad eskiden üsküdarda oturuyorsa işte ne bileyim Beykozda oturuyorsa Eba Eyub el Ensari Hz.lerine ziyarete gidecekse abdest alıp çıkarmış yola. Abdestsiz Eyüp topragına basmazmış hatta biraz daha entellüktüel olanları Hz Eyup elle selamı Edirnekapıdan yaparmış yanına kadar gitmezmiş ne haddimize… ne yüzümüz var da onun yanına kadar gidecegiz diyerek.. Edirnekapıya gelir, biliyorsunuz tepeden gözüküyor nübareğin kabri oradan fatihasını okur döner ve hamdolsun bu gün Hazreti ziyaret ettik derlermiş. O topraga gittkleri zamanda abdestsiz basmazlarmış. Şimdi ben şuna kesinlikle inanıyorm. Biz bir medeniyetin yeniden bahara döndüğü bir aşamadayız. Ben inanıyorum ki medeniyetin çocukları ne Eyüpe ne Ayvansaraya artık abdestsiz gitmeyecekler abdestsiz basmayacaklar diye düşünüyorum. Gerçekten yürümesi çok zor hani yoldan geçiyoruz arabalarla otobüslerle geçiyoruz belki ama biraz aşağı inip özelilkle Ayvansarayda kaldırımdan yürüdügünüz zaman bambaşka duygularla yürüyorsunuz artık…Burada olabilmek benim hayatımda bir çok şey değiştirdi. İstanbul gerçekten her şeyiyle özel, yani fark etmek lazım yani görebilmek lazım, gören göze işiten kulağa yürege sahip olmak lazım…
–Serpil Hanım: Kimler meftun efendim .İistanbulda; kabirleride,, makamları olan kimler var.?
–Oya Hanım: Dinleyicilerimize şunu söyleyelim kitabımızda biz detaylarıyla sahabelerin meftun olanlarını makanlarını detaylarıyla işledik.
–Serpil Hanım: Özür dilerim önce bu makam ve kabir arasındaki farka dikkat edelim..
–Oya Hanım: Hay hay peki – Şimdi efendim kabir dendiği zaman içerisinde o ismi geçen zatın naşının cesedinin oldugunu anlayacağız. Ama , makam; dendiği zaman o kabrin içerisinde o naaşın olmaması cesedinin olmaması ihtimali var. Yani makamda ceset yok kabirde var…Bu şekilde tanımlayabiliİrz en net olarak. Ama hemen dinleyicilerimizin aklına şu gelmesin makamda beden yok o halde kabir ziyareti daha önemli makanlar daha az önemli. Hayır ben tam tersini düşünüyorum şu anda makamı ziyaret daha önemli açık ve net böyle düşünüyorum niye?Çünkü kabirde beden var diye önemsiyoruz. Oysa makam o kişi ile hatıra getirme, muhabbet kurma, bağlanma, için önemli olan noktalardır, makamlar hatta makamlar bu şehrin tablosudur.
Serpil Hanım: -Acaba o yüzden mi ihtas edilmişler ?
Oya Hanım: Mesela Fatih fetih sırasında zaten Akşemseddin Hz .nin vesilesi ile.Eyup el Ensari Hz. nin kabri bulunuyor. Kabir açılıyor. İçinden bir taş çıkıyor. Bu kabrin ona ait olduğuna dair bir ibare yer alıyor . Buna hiçbir şek- şüphe yok ama . Fatih Sultan bununla yetinmiyor.Dönemin tarihçilerine ilim adamlarına bir görev veriyor diyor ki; sadece Eba Eyup değil , buraya gelmiş ve burada şehit düşmüş diğer Sahabilerinde ismini istiyorum ben sizden diyor. Ciddi bir tarama ciddi bir araştırma çalışmasına girişiliyor ve 15.asra ilim adamları sağlam rivayetlerle bu topraklarda Ebu Şeybet’ül Hudri Hz.lerinin de kabrinin olduğunu tesbit ediyorlar. Tam yerine tesbit etmek mümkün değil çünkü onun evladı tarafından bize gelen nakilde Ayvansaraydaki o sur dibinde defnedildiği ifade edliyor. Dolaysıyla Fatih Sultan kabin açtırmasını yaptırıyor ama nokta tesbitinin yaptırılması mümkün değil. İşte o yüzden Ayvansaraydaki o toplu dere haziresinde Ebu Şeybet’ül Hudri Hz. yatıyor.
Ümitvar olmaktır bu değil mi serpil hanım o kadar fetih olmuş, o kadar fethe iştirak edilmiş, fetih için mücadele edilmiş, ama olmamış, fakat biz bu işi yapamıyoruz, geri çekilelim, olmamış
Oya hanım: Ben burada bir projenin bir farklılığını da söylemek istiyorum Serpil Hanım şimdi şu ana kadar yapılmış çalışmalar içerisinde İstanbuldaki Sahabe kabirleri için gayet güzel çalışmalar yapılmıştı hatta Necdet Yılmaz Beyin gayet güzel bir kitabı da vardı bu konuda biliyorsunuz.
Ama Fatih Sultan ve onunla beraber bulunan askerler hakkında ciddi bir çalışma yoktu. Hatta ciddiyi bırakın ucundan kıyısından hatırlatan bir çalışmada yoktu.
Serpil hanım: Çok eskide kalmş bu çalışmalar..
Oya hanım: Dediğim gibi ellili yıllarda ve bir çoğuda zaten kaybolmuş biz İstanbullu insanların hatırına bilinç düzeyine belki bu nimel ceyş askerlerini yeniden getirmiş olmakla da güzel bir vazifeyi ifa etmiş olacağızc inşaallah o gezilerde görecekler ALLAH izin verirse..
Serpil hanım: Az önce verdiğiniz örnek çok ibretli çok dikkat çekici bir örnekti. 18 sekbanlar.. Fetih sırasında surlardan ilk giren askerler 18 sekbanlar ve 40 kişi olarak giriyorlar surlardan içeriye.Edirnekapıdaki surlar nerde 18 sekbanların metfun bulunduğu şehzade başı nerede bu iki mesafe arasındaki uzaklık bana şunu hatırlatıyor oradan başlayarak Edirnekapıdan başlayarak belki tek tek nefer nefer…
Oya hanım: Tabi tabii..
Serpil hanım: O yol boyunca şehadet şerbetini içerek gelerek en son koca 18 sekbanlar orada şehit ediliyorlar..Yani şimdi bizim alışverişin merkezi olarak capcanlı bulduğumuz o Fatihin ana caddesi aslında o insanların vuruşarak kırışarak kan dökerek can vererek geçtikleri yollar..Şimdi bu hal üzere orası fevzipaşa caddesiydi , zannediyorum..
Oya hanım: Evet evet
Serpil hanım: O cadde üzerinde dolaşın bir bakalım!ne vitrinleri gözünüz görecektir! ne alışverişi !ne trafiği! ne bi başka şeyi!
Oya hanım: Serpil Hanım ara sırada olsa o duyguyu hissetmek lazım hani sahabe geliyorda diyor ya YA Resulallah! ben münafık oldum. Hayırdır neden böyle düşünüyorsun dendiğinde işte ben sizinle beraberken siz ne anlatıyorsanız onu yaşıyorum Ya Rasulallah! ama sizden ayrıldıktan sonra ailemin çoluğumun çocuğumun derdine düşünüyorum sonra sizi unutuyorum denildiğinde Efendimiz (s.a.v) diyor ya hani eğer siz benimle beraberken bulunduğunuz hali her yerde muhafaza edebilseydiniz melekler sizinle musafaha ederlerdi.Ama zaman zamanda olsa bu hali muhafaza etmeye devam edin..Hani biz demiyoruz ki tamamen o topraklardan geçerken sadece onları düşünün,sadece hayatlarının belli dönemlerinde tek başlarına yanlarına çoluk çocuklarını, arkadaşlarını almadan sadece onları ziyaret için bir iki kere ne bileyim ayda bir mi olur yılda bir mi olur kendilerine kalan bir şey, onlar için oralara gitsinler ,o havayı koklasınlar ben diyorum ki; bizim toprak üstünde çok dostlarımız arkadaşlarımız var ama toprağın altındakilerden de dostlarımız olsun ola ki biz buradan ayrıldğımız da bizi o dostlar karşılarlar..
Serpil hanım: Evet çok güzel bir söz oldu bu..ALLAH razı olsun..
Şimdi ben dönüyorum daha gerçekçi konulara müsadenizle ..Arife hanım bu Arifanın ilk yayını ..çok güzel bir başlangıç ALLAH daha güzelleriyle devam etmeyi size nasip eylesin..
-Amin
-Devam edecek misiniz?
Arife hanım: İnşallah bundan sonra yayın hayatına farklı çalışmalarla projelerle devam etmeyi düşünüyoruz.Şu an basın aşamısında olan bir çok çalışmamız ve projelerimiz var inşALLAH zaman içinde bunları sizlerle paylaşıp tanıtmayı yapacağız..
Serpil hanım: inşallah çıktıkça bizde sizi programımıza konuk olara davet ediceğiz…
Arife hanım: inşallah ilk kitabımızın böyle hayırlı bir eserle mübarek bir konuyla olmuş olmasından dolayı da son derece mutluyuz..
Serpil hanım: Bizde iftihar ediyoruz elinize kolunuza sağlık..peki efendim şimdi dinleyenlerimiz merak edecekler satın almak isteyecekler arzu edecekler hangi adresi gösterelim biz onlara nasıl bulabilirler kitabımızı
Arife hanım: internetten alabilirler sipariş verebilirler arifan2001@hotmail.com adresinden bize ulaşabilirler telefonlarını bırakırlarsa biz kendilerine ulaşırız.Ne kadar istediklerini adreslerini telefonlarını bırakmaları suretiyle biz kendilerine ulaşırız radyo acalığıyla olabilir..
Serpil hanım: Peki efendim ben tekrar Oya Hanıma dönüyorum..Sizi çok konuşturuyorum ama işin içinde olan ortaya çıkaran ekiptensiniz dolayısıyla birşey sormak istiyorum..şimdi az önce birtakım yok olan çalışmalardan söz ettinz hani sahabelerle ilgili kaynak bulmak hayatlarını araştırmak belki daha kolay ama ni’mel- ceyş konusunda ciddi zorluklar var..Ne tür zorluklarla karşılaştınız? Hangi kaynaklara ulaşabildiniz? Hangilerini arzu ettiğinizde ulaşamadınız?
Oya hanım: şimdi dediğimiz gibi 1950 ‘li yıllarda fetih derneğinin yapmış olduğu tarama çalışması var yine rahmetli Süheyl Hocanın yaptığı bir çalışma var ama bunlar çok eskilerde kalmış ve güncellenmediği için orada bahsedilen kabirlerin bir çoğu ortadan kalkmış olan çalışmalardı işin açıkçası 150 kabrin 150 sinede ulaşamadık bunları ararken bunları bulmaya çalışırken de tabi büyük zorluklar yaşadık kaynak sıkıntısı çektik dediğiniz gibi mesela Suheyl Hocamın çalışması birer paragraflık bir çalışmaydı hani gönül isterdi ki tarihsel süreç içerisinde Osmanlıdaki kaynaklarla takip edelim biz bunu fakat dediğiniz gibi o kaynaklara da mümkün oldğunca ulaşmaya çalıştık.
Serpil hanım: Çok ciddi bir emek ister buradaki bu bahsettiğiniz çalışma..
Oya hanım: Uzun bir süreç ister, biz bu kitapta 18 nimel ceyş hatta 17 nimel ceyş 1 de ni’mel- emirden bahsettik ama 150 ni’mel – ceyş askeri nerde 18 tanesi nerde şunu da söyleyelim dinleyenlerimize 18ini kitabımıza çalışmayı sınırlandırmak noktasında aldık ama 18 değil yani 150 de değil belki ulaşabileceğimiz dedim ya bir kısmı benzin istasyonu olmuş br kısmı apartman olmuş dolayısıyla 18 değil aslında bu çalışma sonrasında da devam ettirilebilecek bereketli bir çalışma fakat dediğimiz gibi zorlukların en önemlisi kaynak sıkıntısı ve aradığımız kabirlerin yerlerinde bulunamaması kabir sahipleri hakkında da kişisel bilgilerin,özel bilgilerin elde edilememesi yeterli olmamasıydı.
Serpil hanım: inşallah bu çalışmayı derinleştirecek ni’mel- ceyş üzerinde çalışacak araştırmacılar ortaya çıkar..
Oya hanım: Çok çok seviniriz..
Serpil hanım: Şimdi efendim programımızın sonuna geldik hakikaten ciddi zaman sıkıntısı yaşıyoruz şu anda ama kitapta haritadan bahsetmeden geçmek mümkün değil onu da şöyle kısaca bize özetlermisiniz? Yani bu haritanın özelliği nedir? Kitapta sayfa aralığında zaman zaman gördüğümüz..
Oya hanım: şimdi dinleyicilerimiz kitabı aldıkları zaman haritamızın bir örneğini ilk iki sayfada görecekler ama bu haritaya bakarken ben özellikle şunların farkında olmalarınıda istiyorum.Harita tamamen orijinal çizimler tamamen orijinal ikonlar sıfırdan yapılmış olan ikonlar ve hatlar mesela her sahabenin her ni’mel- ceyşin kabrini gösteren hatlarda sadece bu proje için yapılmış hatlar mesela biz haritada şeye dikkat ettik camilerin yönünün kıbleye dönük olmasına dikkat ettik rastgele değil bilmiyorum katılırmısınız ama modern dünya belli kavramları görsellikle öne çıkarıp aslında hiç konuşmadan size yükleyebiliyor.Sultan Ahmet in karşısında kocaman bir orantıyla çizilmiş olan Ayasofya bazı şeyler küçültebiliyor.Bunlarında farkında olarak gerçek boyutlarıyla orijinal halleriyle dediğimiz gibi her şeyi sıfırdan olmak üzere yaptık bu haritayı çok güzel çok samimi ve sahabeninde nimel ceyşinde içini dolduran bir tasarım oldu diye düşünüyorum ben dinleyenlerimizin özellikle haritayı da elde etmeleri gerektiğini evlerinin bir köşelerine mutlaka hatta eğitimci iseler mutlaka okullarında bulundurmalarını gerektiğini düşünüyorum.Haritamızda bu şekilde gerçekten çok özel oldu..
Serpil hanım: Arife hanım son sözü size vermek isterim müsaade ederseniz sizin bize söyleyeceğiniz son cümleleriniz ne olur proje ve çalışmayla alakalı …
Arife hanım: Tabii biz Arifan Kadın Kuruluşları Dayanışma Derneği olarak projenin sahibiyiz ama kitaba emeği geçen bir çok kardeşimiz var ben buradan dernek adına kitabın hazırlanmasında emeği geçen tüm ekibe özellikle proje danışmanımız Dr. Vildan Serdaroğlu Coşkun Hanımefendiye Editör:Dr.Necdet Yılmaz Beyfendiye, proje ekibinden Serpil Hanım sizin şahsınızla beraber Huriye Yıldırım,Seda Güleç,Oya Kaycıoğlu,Gülsen Güler,Özler Tümer ve diğer tüm emeği geçen kardeşlerimize katkılarından dolayı çok teşekkür ediyorum..Ellerine gönüllerine sağlık daha nice güzel faydalı çalışmalarda inşaallah birlikte olmak dileğiyle kitabımızda zikredilen ni’mel- ceyş önderleri ve nimel ceyş emiri ve askerlerin şefaatine nail olmayı temenni ve niyaz ediyorum.
Serpil hanım: ALLAH razı olsun çok teşekkür ediyoruz,biz de bizi projeye dahil ettiğiniz için teşekkür ediyoruz.
Arife hanım: Ayrıca size de program olarak bize bu imkanı verdiğniz için teşekkür ediyoruz
Serpil hanım: Estağfirullah.. Şeref verdiniz,çok teşekkür ediyoruz..Değerli dinleyenler bugün programımıza İstanbul un Manevi Atlası Projesi sahibi Arifan Kadın ve Aile Kuruluşları Dayanışma Derneği kurucularından sayın Arife Karatekin’i ve proje içerisinde büyük emekleriyle katkıda bulunan Asfa Eğitim Kurumları idarecilerinden ve tarih öğretmenlerinden sayın Oya Kaycıoğluyla birlikte güzel bir program icra ettik.Proje için çalışırken de aynı hazzı yaşamıştık şimdi de aynı maneviyatı ve hazzı yaşadık bunu sizlere de ulaştırabildiysek sizlerle de paylaşabildiysek ne mutlu bize..İnşaallah kitapla beraber malum mevkide gezerken ziyaretlerimizi yaparken de bir arada bulunma imkanına sahip oluruz bize vakit ayırdığınız için değerli misafirlerim çok teşekkür ediyorum.katılımınızdan ötürü..Değerli dinleyenler sizlere de çok teşekkür ediyoruz bize zaman ayırdığınız için..Önümüzdeki hafta tekrar buluşmak üzere efendim ALLAH’a emanet olunuz……