İslâmî Giyimde Yapmamız Gerekenler

KADIN AİLE DERGİSİ BAŞMAKALELERİ  k
İslâmî Giyimde Yapmamız Gerekenler
Haziran 1992Mahmud Es’ad COŞAN
İslâm ne mükemmel, ne güzel din! İslâm’ın emrettiği ibadetler ne kadar hikmetli, ne kadar kıymetli! Bizi müslüman olma şerefine erdiren Allah’a sonsuz şükürler, hamd ü senâlar olsun!Şu hac ibadetine bakın! Dünyanın her yerindeki sıhhatli, varlıklı müslümanlar senede bir Mekke’de, Arafat’ta toplanıyor, hem muazzam miktarda sevap kazanıyor, hem de sayısız maddî ve mânevî fayda ve menfaatlere mazhar oluyor. Bu fırsatı iyi değerlendirebilseler, tanışsalar, birleşseler onları kim alt edebilir, bileklerini kim bükebilir! Birbirlerinden, ‘daha iyi’, ‘daha mütekâmil’, ‘daha faydalı’ şeyleri görüp, öğrenip, alsalar ne kadar çabuk terakki eder, yükselir ve gelişirler!Benim bu sefer hacda kadın ve erkek kılık ve kıyafetleri dikkatimi çekti, onlar üzerinde müşahede ve düşüncelerimi söylemek istiyorum:

Burası âdeta bir serbest kıyafet panayır ve sergisi: Renk renk, biçim biçim çok değişik giysiler!

Önce kadın kıyafetlerinden bahsedeyim:

Kur’ân-ı Kerîm’de; “Kendi zevcelerine, kızlarına ve müslümanların kadınlarına söyle ey Habibim! Üzerlerine ‘cilbâb’larını, örtülerini alsınlar!”66 ve “…Ziynetlerini teşhir etmesinler, başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler.”67 diye emredilmiş olduğu için müslüman kadınların iyice örtünmeleri şart; küpe, gerdanlık, bilezik, halhal gibi sunî ziynet eşyaları ile göğüs, kalça, gerdan, saç gibi tabii güzelliklerini nâmahremlerin nazarlarından korumaları lazım!

Bu emirlerin çeşitli şekillerde anlaşılıp uygulanmasını hac esnasında müşahhas olarak görebiliyorsunuz.

İnsanlar ta baştan topuğa kadar inen yekpare bol bir örtü bürünüyorlar, kolu, yeni, yakası yok; çene altlarından bir elleri ile tutuyor, ya da ellerini kullanacaklarsa ağızlarıyla kumaşı ısırıp öyle duruyorlar. O bakımdan kullanışlı değil! Fakat ‘çadır’ adını verdikleri bu örtünün altında da boyunları saçları sıkı sıkı kapalı, ayakları koyu renk çoraplı, uzun donlu, tesettürleri itinalı!

Siyah örtülü, peçeli, hatta peçe altında maske gibi göz oyuğu ve burnu olan sert bir şey bulunduran Suud, Yemen, Umman, Hadramevt’in Arap hanımları da çok iyi kapalı!

Beyaz, işlemeli, omuzlarından bellerine kadar sarkan, sıkma başlı örtüleri, beyaz eldiven ve çoraplarıyla Malezyalı hanımlar da güzel örtünüyorlar, sessiz, sakin ve kibar tavırlarıyla dikkat çekiyorlar.

Pakistan ve Hindistan hanımları başlarına şeffaf bir örtü doluyor, ayaklarına dar şalvar gibi bir don giyiyor; entarileri vücut hatlarını örtmediği, çok kere şeffaf kumaştan olup altını gösterdiği, saçlarını göstermeme konusunda hiç dikkatli olmadıkları için pek puan alamıyorlar.

Mısırlı hanımlar genellikle beyaz giyiniyor, başları hazır başlık şeklindeki başörtülerle iyi örtülü; ama giyimleri vücut hatlarını tam saklamadığı için pek hoş değil, bazen yabancı erkeklerle tokalaştıkları, hatta yanak yanağa sarıldıkları hayretle görülebiliyor; demek ki bu konularda bir hayli dejenerasyona uğramışlar.

Bizim Türk hacı hanımları tabi saçlarını iyi örtüyorlar, ama genellikle entarileri dar, üzerlerinde manto veya üst örtüleri yok, göğüs ve kalçalarını iyi koruyamıyor, belli ediyorlar; hele bellerine kemer veya kordon bağlama âdetleri gerçek tesettüre çok aykırı durumlar meydana getiriyor. Ama modern, İslâm’a uygun bol kıyafetleri, omuzdan dökümlü geniş manto veya harmanileri, şalvar veya uzun başörtüleri olanları çok güzel ve rahat!

Afrika hacıları tabi çok çeşitli giyinmişler; bol kıyafetleri rahat, fakat bazılarının yanları çok geniş şekilde açık, saç, baş ve boyunları, göğüs, kol ve koltuk altlarını iyi koruyamıyorlar.

Erkeklere gelince:

Buraya gelip etraftan görerek bazıları uzun entari giyiyor, kumaş ince geldiğinden alt ve iç çamaşırları dıştan belli oluyor ki hiç iyi bir durum değil! Bir de beyaz başörtü örtünce arkadan bakıldığında kadın mı erkek mi fark edemeyeceğimiz, bize göre acayip bir görünüm hâsıl oluyor.

Pek çok Pakistanlı, Afganlı kardeşler geniş şalvar üzerine dize kadar uzanan bol entari giydikleri için çok rahat, harekete çok elverişli bir giyime sahipler.

Kadınlarının aksine İranlı erkek hacılar ve bizim Türkler, ayrıca bütünüyle Malezya, Endonezya, Afrika hacıları, dar, kumaş pantolonları ile çok rahatsız bir giyim kullanıyorlar, üstlerindeki ceket ve pantolonla sıcakta terden sırılsıklam ıslanıp çok sıkıntı çekiyorlar. Bu dar pantolon tesettüre de aykırı olduğu; altındaki uzuvları, bacak ve butları çok belli ettiği için mutlaka terk edilmeli, müslüman erkekler her yerde daima bol pantolon ve uzun üstlük kullanmalı!

Biz, Kadın ve Aile dergimiz ile yıllar boyu kadın, erkek ve çocuk kıyafetleri konusunda birçok yayınlar yaptık; modeller verdik. Elhamdülillah İslâmî bir kıyafet şuuru Türkiye’miz hanımları ve beyleri arasında yavaş yavaş yayılıp yerleşiyor.

Bu yayılmayı hızlandırmaya daha çok çalışmalıyız. Kıyafetlerimiz hem çok rahat; namaza, hacca, yürümeye, çevik hareket etmeye, sıhhate elverişli olmalı; hem sıcaktan, soğuktan iyi korumalı; hem altını belli etmemeli ve göstermemeli; hem takvaya, saygıya, heybete, vakara, zevke, sevimliliğe, güzelliğe uygun gelmeli; hem de terziye, modacıya, berbere, ziynetçiye çok para kazandıracak şekilde müsrifâne olmamalı, ucuz ve ehven düşmeli…

Müslümanlar her işini, dinine, inancına uygun istikamette düşünür, halleder; kimseyi körü körüne, şuursuzca taklit etmez; boş ve batıl, kusurlu ve yanlış alışkanlık, töre ve âdetlere takılıp kalmaz, daima: “İlâhî ente maksûdî ve rıdâke matlûbî” ana prensibine uygun hareket eder. Tabii giyim, kuşam, örtü ve elbise konusunda da!


 

Dipnotlar
66: 33/Ahzâb,59.
67: 24/Nûr, 31.