İslam Coğrafyasında Kandiller

58547_434194384379_2999317_n copy (1)

Kandiller,  günümüzün yoğun ve karmaşık hayat akışı içinde kaybolup giden ve öze dönüşünü ihmal eden modern birey için içe dönük bakış ve öz deneti fırsatıdır. İlahi rahmete fazlasıyla mazhar olan bu zaman diliminde, gönül huzuru içerisinde Yaratıcımıza, ailemize, çocuklarımıza, milletimize ve tüm insanlığa karşı görev  ve sorumluluklarımızın olduğunu bir kez daha hatırlayalım, yanlış ve kusurlarımızdan dönelim. Elimizi ve gönlümüzü uzanabileceğimiz herkese açalım. Aramızdaki sevgi bağını, dayanışma ruhunu güçlendirelim. Kırgın gönülleri barıştıralım.(1)

“Osmanlı padişahı II. Selim döneminde (1566-1574} camiler aydınlatılıp minareler­de kandiller yakılarak kutlandığı için bu gecelere kandil geceleri denilmiştir. Bun­lar :

Mevlid kandili rebîülevvel ayının on ikinci gecesi

Regaib receb ayının ilk Cuma gecesi

Mi’rac aynı ayın yirmi ye­dinci gecesi

Berat şaban ayının on beşinci gecesi

Ka­dir ise ramazan ayının yirmi yedinci ge­cesi kutlanır

Mevlid kandili:

Hz. Peygamber’in doğu­mu münasebetiyle kutlanır. Mevlid kut­lamalarını ilk ihdas eden zatın Erbil Ata­beği Muzafferüddin Kökböri (ö. 629/1232) olduğu kabul edilir.

Günümüzde  Mevlid, Suudi Arabistan hariç Kuzey Afrika’dan Endonezya’ya ka­dar İslâm ülkelerinde -bazılarında resmî, bazılarında gayri resmî olarak- yaygın biçimde kutlanmaktadır…

Mevlid kutlamaları sırasında Resûl-i Ek­rem’in doğumunu anlatan, bu vesileyle methini de içeren ve genel olarak “mev­lid”, Kuzey Afrika’da ise “mevlidiyye” ola­rak anılan şiirlerin okunması gelenek ha­lini almıştır. Bunların en meşhurları ara­sında Arap dünyasında Kâ’b b. Züheyr’in Kasîdetü’î-bürde’si, Bûsîrî’nin aynı ad­la da anılan eî-Kevâkibü’d-dürriyye fî medhi hayri’l-beriyye ve eI-Kaşîde-tü’l-hemzıyy e’sı ile Şemseddin ibnü’l-Cezerî’nin Mevlidü’rı-nebî, Ca’fer b. Ha­san el-Berzencî’nin el-İkdü’l-cevhefı (Meolidü’n-nebî); Türk dünyasında Süley­man Çelebi’nin Vesîletü’n-necât’ı anıla­bilir…(2)

İslam dünyasında Mevlit kandili ile ilgili birbirine benzer kutlamalar görebiliriz.

Malezya’da insanlar Mevlid Kandili’nde bir araya gelirler, zikir yaparlar ve salavat getirirler. Bazı yerlerde büyük geçit törenleri düzenlenir. Âlimler televizyonda İslami konularla ilgili konuşmalar yaparlar ve ilahiler okunur. Okullarda bütün hafta boyunca kutlamalar ve yarışmalar düzenlenir.

Endonezya’da Mevlid Kandili’nde bazı programlar düzenlenir ve camilerde hutbeler okunur. İnsanlar toplanır, Kur’ân okurlar, camilerde âlimler tarafından yapılan konuşmaları dinlerler ve büyük bir ziyafet yemeği yerler. Genelde birçok kuruluş tarafından düzenlenen yarışmalar gerçekleşir ve en ünlü yarışmalardan birisi de ezan okuma yarışmasıdır.

Sri Lanka’da Hz. Muhammed (sav)’in veladetini O’nun ruhuna Kur’ân okuyarak ve O’nun toplum yararına olan ulvi hizmetlerini hatırlayarak kutlarız. Ancak bu gün resmi tatil değildir.

Hindistan’ın bazı eyaletlerinde Hz. Muhammed’in (s.a.v.) veladeti resmî tatildir; insanlar camilerde toplanır, ibadet ederler ve salavat getirirler. Müslümanlar bütün gece ayakta kalırlar ve zikir yaparlar. O gün özel bir hutbe de okunur. Ayrıca genelde Hindistanlı Müslümanlar bir sonraki gün oruç tutarlar.

Patani’de Mevlid Kandili İslami okullarda kutlanır. Müslümanlar buralarda bir araya gelirler, salâvat getirir ve zikir yaparlar. Buna ek olarak, öğrenciler piyesler oynarlar ve ilahi yarışmaları düzenlerler. Genellikle özel bir yemek yenir ve insanlar bu kutlama için en güzel kıyafetlerini giyerler.

Regaip Kandili:

Regâib Kandili bilhassa 18. yüzyılda, tekke ve zaviyelerde gösterişli törenlerle kutlanmış, tasavvuf ehli şairlerce bu gece için “reğaibiyye” denilen şiirler yazılmıştır.
Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir

Miraç Kandili:

Mi’rac, Peygamber  Efendimiz’in  hayatında vuku bulmuş olan çok büyük bir olaydır, çok müstesnâ bir olaydır. Beşerden hiç kimseye nasîb olmamış olan bir olaydır. Peygamberlerden de sadece Peygamber SAS Efendimiz’e, bu kadar şumullü, bu kadar engin ve geniş müşahede nasîb olmuştur. Çok muhteşem bir ikrâm-ı ilâhîdir. Çok mübarek bir hadisedir.

Nedir bu hadise?.. Peygamber SAS Efendimiz hicretten bir yıl önce, Receb ayının 26’sını 27’sine bağlayan gecede; Mekke-i Mükerreme’deki Mescid-i Haram’ın civarından Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya, mucize olarak, bir peygambere nasîb olan olağanüstü bir olay, fevkalâde müstesnâ bir mazhariyet olarak bir gecede gitmiştir.

Ondan sonra Kuds-ü Şerif’te, peygamberân-ı izâm (Salevâtullàhi ve selâmühû aleyhim ecmaîn) hazretlerinin, yâni peygamberlerin ruhâniyetleriyle toplantı yapmış ve onlara imamlık eylemiştir.

Ondan sonra yedi kat semâvâtı ziyaret edip, geçip cenneti, cehennemi, Sidre-i Müntehâ’yı görmüştür. Cebrâil AS’la, meleklerle konuşmaları olmuştur.

Mescid-i Aksà’nın Mübarekliği

Mescid-i Aksà ne demek?.. Uzaktaki mescid demek. Mekke’ye göre uzakta olduğu için, Kudüs’teki mescide Mescid-i Aksà denmiş. Peygamber Efendimiz hadis-i şerifinde, “Ben Beytül-Makdis’e gittim dediği için biliyoruz ki Kudüs’teki Mescid-i Aksà camii…

(İlel-mescidil-aksallezî bâreknâ havlehû) Mescid-i Haram’dan aldık kulumuzu, bir gecede Mescid-i Aksà’ya götürdük. Nasıl Mescid-i Aksà?.. (Bâreknâ havlehû) Çepeçevre etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksà’ya götürdük. Orası da mübarek bir yer.

İki çeşit mübarekliği:

1. Mânevî bakımdan mübarek. Orası da peygamberlerin cilvegâhı, dolaştıkları yerler, Kuds-ü Şerif… Bizim canımız gidiyor şimdi orası bizim elimizde değil diye. Orası da mübarek bir yer… Peygamberlerin çoğu oralarda yaşamışlar, çoğu o çevrede medfun… Orası ve çevresi bir çok peygamberlerin medfun bulunduğu bir yer…

2. Etrafında bir de maddî bereket var… Bağlar, bahçeler, sular, tatlı ovalar… Maddî bakımdan da            fevkalâde hoş nimetlerin toplanmış olduğu bir mübarek arazi…

Böyle mübarek kıldığımız bu araziye, kulunu bir gecede götüren Allah-u Teàlâ Hazretleri her türlü noksandan münezzehtir. Her türlü kemâlât ile muttasıftır. Ne dilerse öyle yapar, her şeye gücü yeter, hiç acizlik getirmez. Ne isterse onu yapmağa gücü yeter.(3)

Beraat Kandili

“Leyle-i Berâet” Berat Gecesi, Şa’ban ayının en mühim gecesidir. Yılın da en mübarek, en dikkat edilecek, ihyâ olunacak gecelerinden biridir. Meleklerin bayramıdır. Bu gece yeryüzüne çok rahmet, bereket ve hayır iner. Çok mü’minler afv ü mağfiret olunur; ancak şirke bulaşanlar, birbirlerine kin tutanlar, dostlar ve akraba ile ilgiyi kesenler, sihir yapanlar, kâhinler, ayyaşlar, gaspçılar, namusunu satanlar hariç!..

Berat gecesi müthiş bir gecedir. Hasan-ı Basrî Hazretleri bu gecede evinden çıkmıştı; yüzü sapsarı, sanki kabre konulmuş da kalkmış… Sebebini sordular bu korku, hüzün ve kederin… Buyurdu ki:

“–Vallàhi, gemisi parçalanmış bir kimse benden daha fenâ durumda değildir. Çünkü, işlediğim günahlarımı biliyorum ama, iyiliklerimin kabul olduğundan şüphedeyim, aceb hâlim n’olacak diye telâştayım…”  (4)

Bu gece yüce Allah’ın, kendisine yönelip af dileyen mü’minleri bağışlayarak kurtuluş beratı verdiği bir gecedir. Bu geceyi şuurlu bir halde geçirerek dileklerimizi Allah’a sunmamızı isteyen Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
«Şaban ayının onbeşinci gecesi olduğu zaman, o geceyi ibadetle geçirin, gündüzünü de oruç tutunuz. Çünkü, Allah Teâlâ, o gece güneş doğuncaya kadar, dünyaya rahmetle tecelli ederek şöyle buyurur:

– Yok mudur bağışlanmak isteyen, bağışlayayım?
– Yok mudur rızık isteyen,rızıklandırayım?
– Yok mudur dert ve musibete yakalanan, şifa vereyim?
– Daha ne gibi dilekleri olan varsa istesinler vereyim.»

Kadir Gecesi

Kadir gecesi Ramazanın içinde bir gece ama, Ebû Hüreyre RA’den Ahmed ibn-i Hanbel ve Neseî’nin rivâyet ettiğine göre Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

(Ve fihi leyletün hiye hayrun min elfi şehrin men hurime hayrahâ fekad hurime) “Ramazanın içinde bir gece var, o bin aydan daha hayırlıdır. Çok mübarek bir gece. Bunun hayrını yakalayamayan, hayrından mahrum kılınan, bunu kaçıran, bunu değerlendiremeyen, kadrini kıymetini bilmeyen, veya o geceye yakışıksız tavırda o geceyi geçirmiş olan, hakikaten büyük mahrûmiyete uğramıştır.” buyuruyor.

Peygamber Efendimiz hadis-i şerifin devamında buyuruyor ki: (İnnel-melâikete tilke devlete fil-ardı ekseru min adedil-hasâ) “Bu gece yer yüzünde melekler çakılların sayısından, çakıl taşcıklarının sayısından daha çoktur.” Yâni pek çok melek etrafı kaplayacak, yer yüzüne inecek. Her taraf melek dolacak kadir gecesinde.(5)

Hindistan’da Müslümanlar mübarek ramazan ayının 26. günü akşam saatlerinde mezarları ziyarete gider ve ölenlerin mezarı başında Kuran’ı Kerim tilavet eder. Hindistanlı Müslümanlar genellikle mübarek ramazan ayının son on gününde sahura kadar uyanık kalmaya ve ibadet etmeye çalışır ve ayrıca Kadir gecelerine de özel ilgi gösterir ve bu çerçevede Kadir gecelerinde en güzel elbiselerine giyer. Hindistan’da mübarek ramazan ayının son Cuma günü veda cuması olarak adlandırılır. Bu günde Haydarabad’da yaşayan Müslümanlar Mekke adını verdikleri en büyük camilerinde toplanır ve Cuma namazını birlikte kılar. Haydarabad halkı Perşembe akşamından itibaren caminin çevresindeki caddeleri kapatır ve temizlik yapar

Ve Mekke’de kadir  gecesi :Ramazanda  Mekke’de  hac mevsimine yakın bir kalabalıkla umre yapan Müslümanlar özellikle ramazanın son on gününü daha bir aşkla şevkle ihya etmeye gayret gösterirler.

Ramazan boyunca hatimle kılınan teravih  namazları ,gece namazı ,gönülleri coşturan Kur’an tilaveti  ve İslam aleminin birlik ,beraberlik ve selamete ermesi için yapılan dualar ve gönüllerden dillere yükselen amin nidaları…

 

KAYNAKLAR

1-Şahver Çelikoğlu –İslam’da ibadetler
2-Diyanet İslam Ansiklopedisi –kandiller maddesi
3-MEC-Miraç
4-MEC-Sohbetler
5-MEC-Sohbetler