İrade

DSC_0056 copy

İrade terbiyesinde ki ilk adım hiç şüphesiz, farkındalıktır. İkinci adım egzersiz ya da alıştırma diyebileceğimiz adımdır. İrade terbiyesindeki üçüncü adım insanın iradesini işlevsel olarak kullanmasıdır. Bunun için insanın hangi halde olduğunu bilmesi lâzımdır.

İrade eğitiminin en güzeli ve faydalısı Tasavvuf eğitimidir. Çünkü Tasavvuf Kur’an-ı Kerim’in özü, sevgili Peygamber efendimizin sünneti seniyyesi, ahvali ve güzel ahlâkıdır. Bir iman ve tefekkür iflası içinde kıvranan cemiyetin muzdarip ve huzursuz insanını; aşk’ı, imanı ve sohbetleriyle uyandırıp geleceğe hazırlayan, ulu bir çınar gibi her yaş, meşrep ve bölgeden insanı gölgesinde barındıran feyz pınarı sevgisinde samimi, kararlarında metin, bütün alış verişini Hak’la yapmış; sözleri, sohbetleri ve gözleri ile engin bir okyanus olan 21 inci yüzyıl insanının aradığı ilahi mutluluk yolunun temsilcisi, büyük veli, büyük mürşit, Tasavvuf ummanı, gönül dostu büyüklerimizden ancak öğrenebiliriz, irade eğitimini.

İşte Tasavvuf denilen, yüce ve özge ilim âli ilimlerin en âlisidir. Adâp ve erkâna, usul ve şeriatine tam riayetle ulaşmayı anlatan ve sağlayan şeriatın temeli, ihsan makamına girmenin, ermenin ilmidir. Tasavvuf ve tarikatlar o manevi hayat, tasavvufla bizim kültür tarihimizin de en mühim ve en büyük müesseselerindendir. Osmanlı cemiyeti tasavvufla yoğrulmuştur.; o terbiye ile yetişmiştir. Sultanlar derviştir. Osman gazi, Orhan gazi şeyh Edebali’nin dervişidir. Yavuz sultan Selimin şu vecih sözünü hatırlayalım:

Şu aleme sultan olmak bir kuru dava imiş,

Bir veliye bende olmak hepsinden alâ imiş.

Sultan Ahmet, Aziz Mahmud-u Hüdâyi’nin dervişidir. Fatih sultan Mehmedin hocaları Akşemseddin, Molla Gürani hazretleridir. Osmanlı âlimleri, şairleri kâhir ekseriyetle hepsi mutasavvıftır. Mevlana Hz. Yunus Emreden, Eşrefoğlu Rûmî’den, Erzurum’lu İbrahim Hakkıdan ve daha nicelerinden feyz almamış, bir yere intisabı olmayan çok nadir insan görürsünüz. Nedir bu tasavvufun aslı, esası, mahiyeti nedir? Fıkha göre, Kur’ana göre, hadise göre tasavvuf nedir? Gerçeği arayan bir insanın tasavvuf  hakkında vereceği hüküm! Tasavvuf nefis terbiyesidir. İnsanın vicdanını terbiye etmesidir. Nefs-i emmaresini, nefs-i raziye, merziye gibi yüksek ve kaliteli bir nefis haline getirmesidir. Tasavvuf denince hatıra gelen bir şeyde zikirdir. Yunus Emre’nin bir sözü var:

Yunus sen bu dünyaya niye geldin?

Gece gündüz Hakk’ı zikretsin dilin!

Evliya’ya uğramaz ise yolun,

Göçtü kervan kaldın dağlar başında.  Eğer Allah’ın bir sevgili kuluna tesadüf etmezsen, bu gerçekleri öğrenemezsen, gafil gezersen, cahil kalırsan; asıl gaye olan insanı kamil olmanın yolu ve yöntemidir. İnsanların da gece gündüz aradığı, gerçek mutluluğun ilahi yolu ve anahtarıdır. O halde, sende bu önemli ve hayati konuya ciddiyetle eğil bu nurlu ilahi yola girip iki cihan saadetini bul…

Tasavvuf hal ilmidir. Bir batın işi ve kalp olayı olduğuna göre bunun öğrenilmesi ve insanlara intikali nasıl olacaktır? Yani hallerin de bir eğitimi düşünülebilir mi? Bu sorunun cevabını da bizzat Kur’an-ı Kerim vermektedir. “Ey mü’minler Allah’tan korkarak sadık, salih kimselerle beraber olun.”[1] Diğer bazı ayetlerde şöyledir: “Takva üzere olunuz ki Allah size bilmediklerinizi öğretsin.”[2] “Eğer takva üzere olursanız Allah size Furkan ve nur verir.” [3] “Allah’tan korkun Rasulüne inanın ki Allah size Rahmetinden bir pay ayırsın, sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir Nur ortaya koysun.” [4] Bu ayetlerde geçen Furkan rahmet ve Nur gibi şeylerde ortaya çıkan, Vehbi ilim diyebileceğimiz keşf ve ilhamlardır. Hayatımızın gayesi Allah’ın rızasını kazanmaktır. Biz bu gayeyi, İlâhi ente maksûdi ve ridake matlubi cümlesiyle ifade ediyoruz. Maksudumuz, muradımız, arzumuz O’dur. Allah’ın sevdiği kul olmak O hale gelmek… İşte bu gayeyi elde etmek için yapılan çalışmalar Tasavvufi çalışmalardır. Tasavvufta iki şey var:

-İnsanın Allah’a itaat etmesini engelleyen nefsini ıslah etmek…

– Allah’ı bilmek ve kulluk etmek.

Her gün kendisine rızkı vereni, sıhhati vereni, aklı vereni, her türlü nimeti vereni mutlaka doğru bilecek. Bilmezse o hatayı Allah af etmiyor. Onun için İslam’ın can damarı, bel kemiği, esası tasavvuftur. Bâyazit-i Bestami ( k.s ) Hazretlerine tasavvuf nedir? diye sorulduğunda: O Hakkın bir sıfatıdır ki kul onu giyinir. Nefis esaretinden, mide kavgasından, makam ve mevki derdinden kurtulan kul Cenabı Hakkın sıfatlarının tecellisine mazhar olur. İnsanoğluna Allah (c.c) li iradeyi cüziye vermiştir. Bizde bu irademize sahip çıkıp, severek isteyerek irade eğitimini en güzel şekilde tamamlayıp, geliştirip Rabbimizin rızasını kazanmalıyız. Bu zamanın teknolojisini iyi ve faydalı bir biçimde kullanamazsak çok zararını görürüz. Burada da irademizi kullanarak vaktimizi boşa geçirmeyelim. Her zaman her an faydalı şeylerle uğraşalım. İrade eğitiminde kişi Allah Rasülü’nün güçlü iradesini kendine örnek alır. Peygamber Efendimiz en sıkıntılı günlerde kendisine teklif edilen dünyaya dair hiç bir makam, zenginlik, kadın gibi nefsi kendine celp eden unsurlara iltifat etmemiş bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz ben davamdan dönmem diyerek kuvvetli bir irade örneği sergilemiştir. Ancak bu kuvvetli irade neticesinde İslam yeryüzünde neşvü nema bulma imkânı kazanabilmiştir. Yine Peygamberlerden Hz. İbrahim sevgilinin yolunda canını ateşe, evladını bıçağa, ailesini de ıssız bir çöle terk etmiştir. Bunlar insanın kendi canından, evlâdından ve ailesinden vazgeçebilmesidir. Ancak bütün güç işleri başarma iradesinden sonra “Halilü’r- Rahman”yani “Hakkın dostu” ismini alabilmiştir. Müslümanlar İslam’ı tasavvuf büyüklerinin anladığı gibi anlayıp yaşadıkları ve bu hususta diğer insanlara güzel örnek oldukları takdirde, Allah c.c inayetiyle İslam güneşi sadece batıyı değil, tüm dünyayı aydınlatacaktır. Dostluk ve kardeşliğin fazileti: Bu günkü cemiyetimiz her zamankinden çok daha fazla birlik ve beraberliğe muhtaçtır. Hatta varlığımızın bekası için ilk şart bu görünüyor. Şüphesiz birliği temin etmek hususunda herkese cemiyetteki yeri mevkii ve mesleği ölçüsünde bir sorumluluk düşmektedir. Mâlum olsun ki dostluk iyi huyun, ayrılık ve geçimsizlik kötü huyun meyvesidir. Milli kültürümüz ve tarihimiz incelenirse atalarımızın birlik beraberlik, kardeşliğin, dolayısıyla da başarılarının, manevi temellere dayandığı görülür. Din âlimlerinin telkin ettikleri insanları sevmek dostluk etmek, hoş görü, sabır, tahammül, yardımlaşma, tevazu ve benzeri duygular, hep yükselme devirlerimizin bugün önemi unutulmuş olan başlıca başarı amilleridir.

İrade terbiyesinin kazanılmasında, ibadetlerin çok büyük önemi vardır. Namazla temizlik, vakit disiplini, süreklilik gibi birçok güzel davranışlar kazanılmaktadır. Ancak irade eğitimine en fazla etki eden hiç şüphesiz oruçtur. Velhasıl en güzel din olan İslam’ı en güzel şekilde yaşamak için irademizin güçlü, kuvvetli olması lâzımdır, zayıf iradeyle hiç bir şey yapılamaz. İrade eğitimine çalışıp önem vermeliyiz. Ey yüceler yücesi Rabbim bize akıl, fikir, tefekkür, önyargısız empati, değişim ve gelişim yeteneği kazanmakla birlikte sevgini ihsan etmeni, rızanı kazanmayı diliyoruz. Gerçek sevginin tadını tatmak istiyoruz, dualarımızı kabul buyur Ya Rabbi. Âmin

Ayşe Rabia

[1] Tevbe 9/119
[2] Bakara 2/282
[3] Enfâl 8/139
[4] Hadid 57-/28

Kaynaklar:
Prof.Dr. Es’ad Coşan  Senpozyum tebliğleri
Kur’anı Kerim: 1- Tevbe 9/119
Kur’anı Kerim:2- Bakara 2/282
Kur’anı Kerim: 3- Enfâl 8/139
Kur’anı Kerim: 4- Hadid 57-/28
Prof. Dr. Es’ad Coşan. İdeal yol