İrade Ve Teknoloji Bağımlılığı İkilemi

teknoloji-beyin

Yaşadığımız hayat boyunca gerçekleştirdiğimiz birçok eylemi isteyerek ya da istemeyerek, düşünerek ya da düşünmeyerek ama kendi hür irademiz ile gerçekleştiririz. İrade kavramı bir şeyin yapılmasına da yapılmamasına da muktedir olan, bireyin bu iki seçenekten birine kendi isteğiyle hükmetmesidir. Düşüncenin ortaya koyduğu bir gayeye doğru gitme hareketi de denilebilir.

Günümüzde kendimizi, ailemizi ve çevremizi ele alırsak; irademize ne kadar hükmedebiliyoruz! Ne kadar irademize yenilip bağımlılıklara sahip oluyoruz?  Sorularını kendimize sorarak düşünmek gerekir.

Bilindiği üzere bağımlılıkla mücadele konusunda önemli çaba gösterilen kavramlardan biri de teknoloji bağımlılığı.  Günümüz şartlarında her geçen gün gelişen ve değişen, hayatlarımıza yeni bağımlılıklar getiren teknoloji ile irademizi kullanabilmek artık çok zor bir hal aldı. İnternet ve teknoloji, birçok çocuk, ergen ve yetişkini sanal dünyaya hapsederek, yaşadığımız gerçek dünyadan koparan yalnızlaştıran bir bağımlı haline getirdi.

Genel olarak “Bağımlılık” kavramı, bireyin bağımlı olduğu nesneden uzak kalamaması ve bu nesneye ulaşamadığında yoksunluk belirtileri göstermesi, arama davranışı içine girmesi ile tanımlanmaktadır. Teknoloji, dünyamızı TV, internet, cep telefonları, bilgisayar oyunları ile çocukları ve yetişkin bireyleri davranışsal bağımlılığa sürüklemekte bu davranışsal bağımlılık gündelik yaşamı, evlilik hayatını, akademik başarıyı, iş başarısı ve motivasyonu olumsuz etkileyerek biyolojik mekanizmayı alt üst etmektedir.  Mersin Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada lise öğrencilerinin yüzde 15 inin internet bağımlısı olduğu ortaya çıktı. Özellikle kitap okumayan öğrencilerde internet bağımlılığının ise daha fazla olduğu belirtildi. İnternet bağımlılığına en çok maruz kalan gençler ve aileleri klinik merkezlere başvurmaları günlük psikiyatri pratiğinde sık karşılaştığımız bir problem haline geldi.

İrademizi kullanamayarak kazanılan teknoloji bağımlılığının,  kişilerde ve çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu depresyon sosyal fobi alkol ve madde bağımlılığı gibi rahatsızlıkları tetiklediği tespit edilmiştir. Bütün bağımlılıklarda olduğu gibi ilk başta kişi durumunun farkında değildir. İnternet başında geçirilen süre uzadıkça aile bu durumu fark ederek şikâyet etmeye başlar. Fakat bağımlılar bu durumu genel olarak inkâr ederler. Zamanla sosyal hayat aksamaya başlar, sosyal ilişki kurmakta güçlük çekerek yalnızlık ve duygusal boşlukla kalan bireyler olmaya başlanılır. Sadece sosyal iletişim kaybı değil bireyin fiziksel sağlığını uzun vadede etkilemeye başlar.  Sırt ve bel ağrıları, yorgunluk huzursuzluk, uyku ve yemek düzeninin bozulması kan dolaşımının bozulması gibi rahatsızlıklar bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Giderek artan internet bağımlılığı özellikle ergenler arasında hızlı bir artış göstermektedir. Aynı durum çocuklar içinde geçerlidir. Zamanın büyük bir çoğunluğunu internet başında geçiren çocuk, aile ve çevre ile sağlıklı iletişim kuramayarak dil, zihin ve  sosyal gelişimi yavaşlar.

Çocuğum okulda derslerinde başarılı olsun, teknolojiyi takip etsin diyerek sınırsız teknolojiyi çocuklarının ayaklarına seren ebeveynler bir süre sonra çocuğum bilgisayar başından kalkmıyor diye yakınmaktadır ne yazık ki. Burada dikkat edilecek önemli husus çocuğun bilgisayarla olan ilişkisini düzenleyerek ona iradesini kullanabilme yetisini kazandırabilmektir.  Sınırlı bir zaman diliminde kullanacağı internet ebeveyn tarafından kontrol altında tutularak, çocuğun ilgi duyup keyif alacağı başka ilgi alanları kazandırmak en önemli strateji olabilir.  İnterneti ve bilgisayarı yasaklamak öneri ve çözüm değildir.  Kontrollü zaman diliminde oynanan bilgisayar oyunları ve internet kullanımı; çocuğun araştırma yapması, kendi potansiyelini keşfederek daha da geliştirmesi, hedefe giden yolda farklı stratejiler bulması ve sorunları çözme gibi yetiler kazandırmaktadır.  Sanal bağımlığa sürüklenen çocukların öğrenmesi yavaşlar, iletişim kuramaz sosyal ve motor gelişimi yavaşlar.

Uzun süre internet başında kalarak günlük yemek yeme ve WC ye gitme dışında internet ortamında kalan kişi ergen ve çocukların psikolojik destek almaları klinik merkezlere başvurmaları elzemdir. Bu yüzden önce bireyler olarak irademizi kullanmayı başarıp ardından bu kazanımı çocuklarımıza kazandırabilmek en büyük irade kullanımı değil midir?

Tuba Dursun Tuncel
Uzman Örgütsel- Endüstriyel Psikolog ve İletişim Danışmanı