İrade Eğitiminin Önündeki Engeller

unnamed

Konumuza irade nedir diye başlarsak: İsteme, dileme, bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme ve yerine getirme gücü diye tanımlayabiliriz. Kişi kendi istek ve kararıyla hareket etmeye çalışsa da çoğu kere engellerle karşılaşır, maalesef kararlarını yerine getiremez. Talep ettiğimiz hayatın, düzenini, yolun sonsuzluğunu, engelleri ve direnme gücünü, bilgi kültür fikir ve bunlar doğrultusunda hareketi öğrenmeden gerçekleşmez. Sadece bilmekten değil uygulamaktan da sorumluyuz.

Kişinin kendisiyle alakalı bireysel engelleri olduğu gibi, toplumsal engeller de olabiliyor. Bilgi kirliliği, hurafeler ve bidatler, yanlış gelenek ve görenekler, öğrenilmiş çaresizlikler, toplum baskısı gibi. İnsanlar ne der hakkımda ne düşünür diye kaygılanır da Cenabı Hakkın rızasını düşünmezler. Bunun yanında fiziksel engeller de sayılabilir. Mesela hastalıklar, stres, uyku bozuklukları, depresyon, geçmeyen ağrılar, yaşlılık vb. gibi olayları sayabiliriz.

Öncelikle bireysel engelleri şöyle sıralayabiliriz: Tembellik, korkaklık, cehalet, rehavet, öfke, gaflet, ertelemek, sevgisizlik, bencillik,  sabırsızlık, özgüven eksikliği, hedefsiz ve amaçsız olmak, plansız hareket etmek, sorumsuzluk, zararlı alışkanlıklar, tutkular vb. gibi birçok kötü huyları sayabiliriz. Görüldüğü gibi hepsi nefsin kötü özellikleri arasındadır ama terbiye edilebilir.

Yine irade eğitiminin engellerinden sayabileceğimiz, kendini tanımamak, yönetememek, duygularının farkında olmamak, travmalar, motivasyon eksikliği gibi duygusal engellerde olabilir. Kendini tanıma yolunda en doğru kriterler yaptığımız ibadetlerdir. Manevi disipline tabi olmak, gerçek özgürlüğün başlangıcıdır.

Nefsin halleri değişebilir, bazen ebediyyen Hak ile ünsiyet ve ülfete karşı olduğu için kâfir, attığı her adımı yaptığı her işi gösteriş için yaptığından mürai, vaadini yerine getirmemeyi alışkanlık haline getirdiğinden dolayı da münafık olur. ( Ey insan! ) “Sana gelen her iyilik Allah’tandır. (Yine)  başına gelen her kötülük ise kendi nefsindendir. (4/79 )

Bunlardan başka en önemli engel imansızlıktır. İnanç yokluğu en büyük engeldir. Onların kötü niyet ve amelleri yüzünden kalpleri mühürlenmiştir. Kalp harekete geçmeyince de hiçbir şey değişmiyor. Hâlbuki iman insana bitmez tükenmez bir aşk, şevk ve heyecan verir. Onu canlandırır değiştirir, hareketlendirir. Din en yüksek iradedir, insan ve İslamın arasına giren engellerin kaldırılarak fertlerin, fıtri yapı ve yaratılışlarına en uygun nizama kavuşturulması şarttır, bu da cihaddır.

Yine çok önemli olan irade eğitiminin engellerinden birisi günahlardır ve tevbe etmemek hatalardan dönmemektir. Hâlbuki her derdin devası islam da, her günahın devası ise istiğfardadır.

İnsanların düşmanı olan şeytan, kullar üzerinde ilk olarak hâkimiyetini, niyetleri ifsad etmek suretiyle kalp üzerinde kurar. Kulun niyetinde bir değişiklik meydana geldiği anda ona musallat olur. Aynı şekilde kulun doğruluk ve istikametten saptığı ilk noktada niyette zaaf göstermesidir. Niyette zayıflama olunca nefis kuvvetlenir ve nefsin arzuları kendinde yer bulur. Müminin niyeti hedefine amelinden önce ulaşır. Daima hayır ve hasenatı düşünmek insana büyük güç ve kuvvet verir. Niyet kalbin amelidir, amellerin de başlangıcı niteliğindedir.

Demek ki hareketlerimizi iyi niyet ve duygularla akıl ve irademizi kullanarak yapmalıyız. Akıl ve irade hâkimiyeti olmadan yapılan şuursuz fiillerin hepsi boşa yorulmaktan ibaret kalıyor.

Fahreddin Razi; kalp Allah’ın zikrinden gafil olunca, dünya ya ve şehvetlere yönelir. Kalp üzerinde zikrullah kapısı açılırsa o her türlü afet ve hüsrandan kurtulur demiştir. Kuranı Kerim’de ” Unuttuğun zaman Rabbini an.” (18/24) Buyruluyor.

(90/11-16) Bu ayetlerde de insanın ahiret mutluluğunu engelleyen sarp yokuştan bahsedilmekte ve insanın basiti tercih edip nefsine uyduğunda şerli yaşam biçimini seçmiş olacağı ifade edilmektedir. Sarp yokuşu aşmak iman etmek ve birbirlerine sabrı ve merhameti tavsiye etmektir buyrulmaktadır. Nefsi terbiye etmek ona tabi olmamak, insanı gerçek mana da özgürleştirir. Nefsin zevkleri iradeye bir kudretsizlik zayıflık getiriyor, ne yazık ki kendi kendini bizzat hayatın kaynaklarında tüketiyor. İnsan ruhsuzlaşınca ruhsuz olan boş şeylere yöneliyor.

Samimi bir mümin sorumluluk duygusu taşır, bencil ve menfaatperest olamaz. Sorumsuz insanlar ise hep sorumluluklarını başkalarına yüklerler. İnsan zekâ ve bilgisiyle değil iradesiyle yükselir. Kulun iradesinin Allahu Teâlâ’nın iradesinin önüne geçmemesi gerekir, bu da tasavvuftur. Kişi iradesini Rabbine ram etmeli, ne kadar yokluk o kadar aşk… İnsanın iradesi ıztırabının eseri, aşk da ıztırabın çocuğudur. Aşkın ifadesi olan secde sığınmak demektir, ve aşk insanın bütün irade kuvvetleriyle O’na sığınmasıdır. Varlığımızı Allah’a ulaştırabilecek kuvvet irademizdir. Unutmamalı ki tercih eden, tercih edilir. Allah için çalışmalı, nefis için değil!

Hayata dair bir amaç ve hedefi olmadan yaşamak büyük bir engeldir. Müslüman ana gayeyi biliyorsa ve farkındaysa zaten Muradullah’ın dışına çıkamaz. Amaç ve gaye sahibi olmak için sevmek, istek duymak motive eden duygulardır, bunların olmayışı insanı harekete geçirmez. İnsanın kendini gerçekleştirmesi, noksanlıklardan kurtulup tamamlanmış bir varlık haline gelmesi için sevmesi, iştiyak duyması gerekir. İnsanda var olan tutkular hayatını devam ettirmek için gereklidir, gayreti ancak onunla sağlar. Fakat itidali aşar ve insana hâkim olursa hırs, öfke, tamah gibi kötü mizaç sahibi eder. Bu duygunun eksik olması halinde de gevşeklik, yetersizlik, motivasyon düşüklüğü, zayıflık ortaya çıkar. Diyelim ki istek var, hedef var, yine de gaye ve hedeflere ulaşmak için plan ve program disiplin gerekir. Plansız hareket etmek, yine hedeflerin hayal olmasına sebep olur.

Bazen de hedef ve plan yapılır, fakat erteleme alışkanlığı yüzünden hep sonraya bırakılır, hâlbuki Müslüman vaktin çocuğudur, ibadetlerin bile vakti var. Müslüman ne zaman ne yapacağını bilmelidir. Akil insan fırsatları değerlendirir, arif insan ise fırsatları icat eder. Zaman kılıç gibidir, sen onu kesmez hâkim olmazsan o seni keser yönlendirir denmiştir. Kimin hak yolunda sağlam bir gayreti varsa, ne ararsa ortaya çıkar, ne ararsa bulur. Hakikat iklimine ancak, can feda edilerek varılır.

Nazlı Müslüman olmamak, sağlam kavi Müslüman olmak lazım. Çok okumalı, çok düşünmeli, çok gezmeli, çok görmeli, çok çalışmalı, çok çalışmalı, çok çalışmalıyız. Amacımız çok yüksek, işimiz zor, fakat ümitsizlik  yeis yok, zaman kıymetli, ömür kısa, olsun ne demiş şair: Felek her türlü esbabı cefasın toplasın gelsin,dönersem kahpeyim Allah yolunda bir azimetten diyelim..

Nezahat Külekçi

 

Kaynaklar:

Başmakaleler- 2, Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan (Rha)

Feyzül Furkan Kuranı Kerim Meali, Hasan Tahsin Feyizli

Kırk Hadis Şerhi, Şahver Çelikoğlu

Tanımı Kaynaklarıyla Tasavvuf sempozyumu, İrfan Gündüz

İradenin davası, Nureddin Topçu

Kalp nefs ve ruh, Robert Frager

Yunus terapi, Nevzat Tarhan