İnsin Semanın Merhametleri

Bir rüzgâr essin, Hira’dan yeniden,

Getirsin nur yüklü bulutları

Birbiri ardına…

Cebrail kanadından koparıp bir tutam,

Nur taksın saçlarına.

Düşsün Nebi’nin yollarına,

Ayak izlerine sürünsün…

Sürünsün de tazelensin yeniden.

Essin, essin Mecnun gibi çöllerde…

Faran dağların da bir soluklanıp,

Kâbe’yi usulca bir tavaf etsin…

Âşıkların gözyaşlarını saklasın bulutlara.

Gezsin sonra, bir bir sahabe yatağını

Ravza-ı Mutahhara’ya varsın edeple.

Secdeye serilsin boylu boyunca…

Alsın cennet bahçesinden

Bir parça gül kokusu.

Dolansın Yesrib’i gaza türküleriyle…

Bedir’i, Uhud’u unutmasın!

Essin üstünden selamla.

Duysun getirsin şehadet erlerinin,

Ayakları, Allah’a koşan atlarının

Nal seslerini…

 

Bir rüzgâr essin, Hira’dan yeniden,

Aşsın artık çölleri denizleri,

Aşsın siyahın, beyazın tenini,

Aşsın firavunların kibrini,

Aşsın nefreti, kini, öfkeyi…

Peygamber kokusu getirsin, sıcak çöllerden.

Ali’nin, Ömer’in alev alev yangınını,

Ebu Bekr’in sadâkatini,

Osman’ın hayâsını taşısın…

 

Bir rüzgâr essin, artık yeniden!

Bir rüzgâr essin, Hira’dan ne olur.

Yetimin gönlü şenlensin,

Sekinet insin mazlum kalplere…

Koca bir dünya ülkem,

Âdem’den beri kaynayan yüreği,

Yağmur bekliyor, artık soğusun.

Tamamlansın Nur-u İlâhi ne olur..!

Bir rüzgâr essin, Hira’dan yeniden!

Getirsin rahmet yüklü bulutları,

Zehra gibi parlasın üstümüzde.

Garibiz, muhtacız bir yudum suya.

Gökler, ağlasın halimize.

İnsin, insin artık semanın merhametleri!

Işıl ışıl yağsın üzerimize…

Yuğsun yıkasın sokaklarımızı,

Yıkasın şu kirlenmiş ruhlarımızı…

Seyran Çağlar