İnsanlığa Örnek Kardeşlik

100_0175

Muhacirun dinlerini yaşayabilmek için, tebliğin yeni bir veche kazanabilmesini sağlamak için Rasullullah (sav) ile birlikte Mekke’den Medine’ye göç eden sahabiler topluluğudur. Onlar mallarını mülklerini, bütün varlıklarını terk ettiler. Allah yolunda her şeylerini feda etmeye hazırdılar ve bu istendiğinde bir an bile tereddüt etmiyorlardı. Hicret bir kaçış değil, yeni bir yapılanmadır.

Ensar ise lugat manası (yardımcılar) olan, Medine halkına verilen isim. Kuranı Kerim’de övülen, Medine’ye gelen muhacir kardeşlerine tarihte örneği az görülen bir sevgi, samimiyet ve gayretle kucak açan, onları bağırlarına basan bir çok fazilete sahip sahabiler topluluğudur.

Hicretin ardından muhacirin Medine’ye alışabilmesi, iki toplumun birbiriyle kaynaşması için, muhacirin maddi yönden yokluk çekmesi gibi sıkıntılar sebebi ile ayrıca Medine’de yaşayan yahudilerin varlığı fitne ihtimalini de gündeme getiriyordu ki Peygamber (sav) efendimiz bu durumları ortadan kaldırmak için muhacir ve ensar arasında kardeşlik(Muahat) tesis etmiştir.

Bu kardeşliği hicretten öncede Mekke’deki Müslümanlar arasında da yapmıştı. Bu kardeşlik Medine’deki kardeşliğin çekirdeğini oluşturmuştur. Enes bin Malik’ten rivayet edildiğine göre Peygamber (sav) efendimiz Kureyş ile ensardan doksan veya yüz kişi arasında (muahat) kardeşlik kurmuştur.(tecridi sarih) Bunlardan bazıları: Ebu Bekir (ra) Harise b. Zübeyr ile Hz. Ömer Itban b. Malik ile Hz. Osman, Evs b. Sabit ile Musab b. Umeyr Eba Eyyub Ensari ile ve diğerleri. İçinde kafur bulunan bir çanak içine, çağrılan sahabeler ellerini batırarak kardeşlik anlaşması yapıp el ele tutuşarak ayrıldılar. Bu kardeşlik neticesi olarak, birbirlerine mirasçı oldukları gibi, her şeylerini paylaşacaklar, birbirlerine maddi manevi destekçi olacaklardı

Bu kardeşlikle Mekkeliler Medine’de gariplikten kurtulacak, gönülleri rahata kavuşacaktı. Medineliler ise onların yıllardır edindikleri Kuran bilgisinden ve İslam kültüründen faydalanacaktı. Birlik ve beraberlikten kuvvet kazanmış olacaklardı.

Bu kardeşlerden Sad b. Rebi (ra) kardeşi Abdurrahman b. Afv’ın elinden tuttu, beraberce evine gittiler.

– “Ey kardeşim” dedi Sad, “ İşte evim. Hemen ikiye böleceğiz, yarısı senin olacak. Malımın da yarısı senin. İki hanımım var, istediğini boşayayım onu da sen nikahla.

Abdurrahman b. Afv gülümsedi: “Malın ve ailen sana mübarek olsun Ey Sad! Sen bana pazarın yolunu göster.” dedi. Beraberce Kaynuka pazarına gittiler. Abdurrahman b. Afv (ra) öteberi almak üzere kalabalığa karıştı. Akşam üzeri misafir olduğu eve elinde yiyeceklerle gelmişti.

Ensar nasıl muhacire kucak açmışsa, muhacir de onlara yük olmamak için gayret etmiştir             .Mümkün mertebe verilenleri borç sayıyor ödemeye gayret ediyorlardı. Bedir harbinden sonra birbirlerine mirasçı olmaları kaldırıldı fakat kardeşlikleri hep devam etti.

Bu kardeşliğe nasıl ulaştılar? Bunun üzerinde çokça düşünmek gerekir. İmam Gazali İhyau Ulumiddin ‘de : “Dostluk güzel huyun neticesidir, meyvesidir” der. Ayrılık, düşmanlık, çekememezlik ise kötü ahlak sebebiyledir. Allah Teala Hz.lerinin insanlara bahşettiği en büyük nimetlerden biride ülfet ve ünsiyettir. Dostluk ve kardeşlik hakkında Rasullullah efendimiz (sav) o kadar çok durmuştur ki: “Allah için kardeşlik edinen kimseyi Allah Teala Cennet’te hiçbir ameli ile ulaşamayacağı yüksek dereceye ulaştırır. “(Enes ra. rivayet etmiştir) Yine ” Allah için birbirini seven iki kardeş buluştukları zaman, biri diğerini yıkayan iki el gibidir.” buyurmuştur.

“Allah için birbirini seven iki kişinin Allah katında en sevimlisi, arkadaşını daha çok sevendir (İbni Hibban ve Hakim)

“Her kim Allah için bir dost edinirse Allah Teala onun için Cennet’te yeni bir derece yaratır. (Enes ra) Dostluk ancak sevmekle mümkün oluyor ama sevmek nasıl olacak? Sevgiyi Allah için sevmeyi öğrenmek lazım.

Allah sevgisi kuvvet bulduğu zaman, ilim ve amel bakımından Allah’a hakkıyla kulluk eden herkese karşı sevgi uyandırır. Sevgili uğruna bazen bütün istek ve arzularını feda eder, zira sevginin derecesi, sevgili uğruna diğer sevdiklerinden vazgeçmekle ölçülür. Sevgi gönlü tamamen kaplamışsa artık o gönüle başka sevgi sığmaz. Muhacir ve Ensar birbirlerini Allah için seviyorlardı.

Gerçek kardeşlikte bencillik yoktur, yapılan fedakârlıklar iyilikler görev addedilir. Kardeşinin mutluluğu, rahatı, sağlığı kendinden önce gelir. Karşılık beklenmez, görüşemesen dahi bilirsin ki ben onu nasıl seviyorsam oda beni öyle seviyor. O üzülürse yanında olmak acısını paylaşmak, yarasına merhem olmak istersin. Mutluysa sen daha çok mutlu olursun, ayağına diken batmasını bile istemezsin. Bunu da kendiliğinden hissedersin. Bu düşünce kendini zorlayarak ya da yapmacık değil içten gelen samimi duygulardır. Bütün güzellikler benim değil, onun olsun dersin ve bu düşünce kişiyi çok mutlu eder.

Kardeşlik duygusunun gelişip korunması için uyulması gereken şartlar vardır. Müslüman müslümanın kardeşidir onu terk ve ihmal etmez, gıybetini yapmaz bu gibi hareketler sevgileri yok eder.

Muhabbet etmek, konuşmak, görüşmek kardeşliği pekiştirir. Bazı sürçme ve hatalar yaptığında onu bağışlamak af etmek yolunu seçmek gerekir. Abdullah ibni Mübarek :” Mümin daima mazeretleri kabul eder, münafık ise daima sürçmeleri arar.” demiştir.

Kardeşinin fiilen yardıma muhtaç olduğunu gördüğünde, onun istemesine mahal bırakmadan yardımına koşmak ve kendi işini sonraya bırakmaktır. Kendisi gibi kardeşine acımayanın kardeşliğinde hayır yoktur.

Kardeşlik haklarından biri de hayatında ve ölümünde onun sevdiği arzu ettiği şekilde anmak, dua etmek, çoluk çocuğuyla ilgilenmektir.

Kardeşliğin vefalı ve ihlaslı olması gerekir, vefanın şartlarından biri de kardeşinin dost ve akrabalarını bile arayıp sormaktır. Dosta yük olmamak, lüzumsuz tekliflerde bulunmamak lazımdır. Ahnef: ” Kardeşlik ince latif bir cevherdir, onu korumazsan kazaya uğrar. Daima hiddeti yenmekle onu koru demiştir.

Sözün özü kardeşlik hukukuna riayet etmek bir vazifedir. Kardeşliğinin malında, şahsında, dilinde, kalbinde hakkı var; dua edeceksin, kusurlarını af edeceksin, gıyabında dua edeceksin, vefa göstereceksin, ağırlık vermeyeceksin, teklif ve tekellüf göstermeyeceksin.

Allah gerçek kardeşliği göstermeyi ve görmeyi nasib eylesin, vesselam.

Nezahat Külekçi