İnsan ve Fıtrat

kKâinat var edildiğinden beri oluşum ve değişim içindedir. Doğan ölen canlılar, sevinen üzülen gönüller, inanan inanmayan kalpler, yeşeren kuruyan bitkiler, yükselen bulut, düşen yağmur, dönen yıldız, akan nehir… Bunca oluşum, bunca değişim, ezeli varlığa ait ilim-kudret-irade sıfatlarının neticesi olan yaratma türleridir. “…O,her an bir iştedir.” (55/29)

Fıtratın kelime anlamı: 1. Yaratış, yaratma, var etme. 2. Yaratılışta olan huy, hal, karakter, tabiat. Ayrıca tabii eğilim, hazır olmak, içgüdü, istidat gibi manalara gelir.
Terim olarak ise: Allah Teâlâ Hz.lerinin mahlûkatını kendisini bilip tanıyacak ve idrak edecek bir kabiliyet üzere yaratmasıdır.

Kainatın fıtratı üzere işleyişi yani Sünnetullah, Adetullah, Fıtratullahtır. Kuran ı kerim’de birçok ayetlerde açıklanmaktadır. Peygamber efendimiz (sav) ise şöyle buyuruyor:”Her çocuk İslam fıtratı üzere doğar, ana babası sonra onu hıristiyan, yahudi,mecusi yapar. Eğer ana babası müslüman iseler çocuk müslüman olur.” (Buhari, Müslim) Allahu Teâlâ hz.leri adalet sahibidir, insanlar arasında doğarken hiçbir fark yoktur. O temiz fıtrat korunabilse insanlar İslam üzere olur.

Hadisi kudsi de şöyle buyruluyor: “Ben bütün insanları hanif(salim fıtrat) üzere dünyaya gönderdim. Sonra şeytanlar onu dinden saptırdılar. Benim helal ettiklerimi onlara haram ettiler, insanlara bana ortak koşmalarını söylediler. Oysa o ortak koştukları hakkında hiçbir delil indirmemiştim.(Müslim,cennet63;Hanbel 162)

Bu açıklamalar gösteriyor ki, her doğan Allah’ın en güzel yaratması ile doğar, sonra çevre ve eğitim etkisi ile ya fıtratı İslam üzere devam eder, ya da fıtratı bozarak yaratılış amaç ve gayesinden uzaklaştırır. Karakter fıtri ve sonradan kazanılma diye iki kısma ayrılabilir, karakter değişmesi, önce benimsemekle benimsememek arasında geçen irade savaşından sonra benimsenen iradi fiilin ruha yerleşmesi sonucunda oluşur. İradenin iflası ise insanın iflasıdır.

Bu değişikliğin sağlanması için bir alt yapı gerekir. Bu alt yapıyı oluşturmak için nefsin temizlenmesi, arzu edilen fiillere uygun bir çevreye girme, ibadetlerin yapılması gibi şartlar gerekir. İhtiraslar daima ferdidir, yüksek hisler daima dini duyguya bağlı ve içtimaidirler.

Allah (cc) peygamberleri aracılığı ile insanların nasıl fıtratına uygun yaşayacağını bildirmiştir. Bizleri yaratan O olduğuna göre, en güzel şekilde nasıl yaşamamız gerektiğini de elbette Rabbimiz bilir.

Allah’ın yaratılış kanunları değişmeyen yasalardır. İnsanı yaratan Allah (cc) iyilik ve kötülüklerin olduğu bu dünya hayatında insana iyilikten yana tercih yapabilme yeteneğini de vermiştir, bunun bir adı da vicdandır. Bazen vicdanlarda günah ve zulümlerle kararır, insan vicdan azabı duyabiliyorsa, yine bozulmamış tarafları vardır. Hadisi şerif de (sav) Efendimiz:”İçini tırmalayan, kalbinde çarpıntılar oluşturan, gönlünü bulandıran şeyleri terk et” (hakim) Yine” Seni şüphelendiren şeyi bırak, şüphelendirmeyene geç”(Müslim, biir/4) Kötülük yapmak seni üzüyorsa, artık sen müminsin”(Hanbel,müsned) Bütün bu hadisi şeriflerde gösteriyor ki; fıtratını koruyan insan, hayırdan yana tavır alır,duruşunu özü ile birleştirir. İslam dini fıtratı korur. Her manada, canlı, cansız bütün varlıkları korur. Öz anlamını kavrayıp tadını duyarak bütün ibadetlerini yapan bir Müslüman giderek kötü huy ve alışkanlıklarından sıyrılır. Sonunda erdemli, olgun bir kul olur.

Malumdur ki sadece ahlaklı ol demekle insanları ahlaklı yapmak mümkün değildir. Onu besleyen bazı kökler ve unsurlar vardır ki, bunlar kesilirse ahlak bozulur, canlılığını kaybeder.

Doğru ve gerçek inanç fertlerden esirgenirse yeri boş kalmaz, ya hurafeler ya da gayri milli düşünce sistemleri tarafından doldurulur. Toplum kibir, kin, zulüm, haksızlık gibi çarpık temayüllerin çalışmaları ile yıpranır.

İnsan hakları, Müslümanın sorumluluğuna verilmiş, onun kulluğunun gereği olmuştur. Yeryüzünde Rabbin temsilcisi ve Rabbin sıfatlarının mazharı olarak yaratılan insana düşen, yaratılış gayesine uygun hayat tarzına ulaşmaktır. Manevi yönümüzün zenginleşmesi, iç dünyamızın aydınlığı, sağlık denge ve düzeni için çaba harcamalıyız. İç denge, ruh sağlığı, huzur ve mutluluk ise ancak iman ve fıtrata uygun hayat ile sağlanabilir, bütün insanlar bu konuda sebat etmelidir. Dünya ve ahiret saadeti buna bağlıdır, fıtratı bozmak Allah’a karşı gelmektir, insanlığı ve çevreyi bozmaktır. “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” Rad (13/28)

Allahu Teâlâ hz leri ruhları yarattığı vakit “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”dediğinde Rabbimize şu sözü vermiştik:”Evet şahidiz.”(7/172) Ey Rabbimiz! Ol emrinle mutlak ve tek yaratıcı olma sıfatına şahid olduk. Lütfu kereminle Müslüman ana babadan doğduk, İslam ile şereflendik, nimetlerinle hayatın tadına vardık, sana sonsuz hamdü senalar olsun. Yolundan ayırma, saptırma, bizi zillete düşürme Ya Rabbi! Âmin

Nezahat KÜLEKCİ

Kaynaklar:
Başmakaleler 4 Mahmud Esad Coşan (ra)
Başmakaleler 3 Mahmud Esad Coşan (ra)
Emali şerhi 3.cilt Şahver Çelikoğlu
Esmaül Hüsna 2.cilt Şahver Çelikoğlu
Kamusi Türki Lugati