İmam Gazâli

SAMSUNG CSC

Bugün bir kısmı İran sınırları içinde kalan Horasanın Tus şehrinde, gazal köyünde hicri 450 yılında doğan İmam Gazali, adını da köyünden nisbet ekiyle almıştır. Vefatı ise yine Tusta 505 yılında olmuştur. İsmi Muhammed bin Muhammed’dir. Künyesi Ebu Hamid, en meşhur lakabı Huccetul İslam’dır.

Babası iplik işiyle geçimini sağlayan âlim olmayan ama âlimleri çok seven, fakih evlatları olması için çokça dua eden ilim meclisine daim olan salih bir zat idi. Mevla duasını kabul etmiş diğer oğlu Ahmed de âlim olmuş şihabuddin lakabını almıştır.

İmam Gazali Tus’ta başlayan ilim tahsiline Cürcan ve Nisabur’da devam etmiştir. Ki bu iki yer o günün dünyasında ilim merkezi şehirlerindendir. İlim tahsili sırasında yaptığı yolculuklardan birinde yaşadığı bir olay sebebiyle üç yıl ara vermiş, kitap müracaatına ihtiyaç duymayacak şekilde, elde ettiği ilimleri hafızasına nakşetmiştir.

Hocaları arasında İmamul Harameyn el Cüveyni de bulunmaktadır. 28 yaşında dönemin meşhurlarından Nizamul Mülk ile tanışan Gazali 34 yaşında vezir tarafından Bağdat’ta Nizamiye Medresesi’ne müderris tayin edildi. Bu o günün şartlarında ilim ehli bir kişi için gelinecek en üst derece idi.

4 yıl bu mevkide kalan üç yüzü aşkın yüksek seviyede öğrenciye ders veren İmamın şöhreti her geçen gün yayılmış hayranları kadar muarızları da artmıştır. Yazdığı kitaplar, vaazlar ve yetiştirdiği öğrencileri göz doldurmaktadır.

Bu dönemde geçirdiği derin bir inkılab ile bu şaşalı ilim dolu makamı bırakıp (öğrencilerini kardeşine emanet ederek) 11 yıl sürecek bir inzivaya çekilir. El munkızu mineddalal (arayışlar adıyla terceme edilmiştir) isimli eserinde bu sürecin detaylarını, duygu ve fikirlerini yazmıştır.

Görevinden ayrılırken kaliteli giysileri çıkarıp ucuz ve kaba kumaştan giydiği anlatılır.

İnzivaya çekildiğinde Bağdat’tan Şam’a gitmiş orada Emeviye camiinin zaviyesinde kalmıştır. Gündüzleri caminin minaresinde bir odacıkta ibadet, zikir, Kuran ve tefekkür ile meşgul olan Gazali sadece vakit namazlarına cemaate inerdi. Gece olduğunda ise camii tuvalet ve şadırvanını temizleyerek nefs terbiyesine gayret ettiği anlatılmaktadır.

11 yıllık süreçte Mekke, Medine, Filistin, Mısır ve Tus gibi çeşitli yerlere yolculuklarda da bulunmuştur.

İnziva süresince tenha köşelerde azıksız döşeksiz yatıp kalkan az yiyip az uyuyan, az konuşan imamımızın okuduğu eserlerden bazıları şunlar: Ebu Talip el Mekki’nin Kut’ul Kulûb’u, el Haris el Muhasibi’nin eserleri, Cüneyd-i Bağdadi, Şibli ve Beyazid-i Bestaminin sözleri ve menkıbeleridir.

Kaynaklarımız İmam Gazali’nin şeyhinin Nakşi kutuplarından Ebu Ali el Faremidi olduğunu kaydetmektedir. Bununla beraber Yusuf en Nessac’dan da feyz aldığı ya da istişare ettiği belirtilmektedir. Kabrine ise yine bir şeyh olan Ebu Bekr en Nessac tarafından indirilmeyi vasiyet etmiştir.

İhyayı bu inziva sırasında Şam’da yazmıştır. Bu 11 yıllık zamanı bitirişi de başlangıcı gibi başlı başına incelenmeyi gerektiren hadiselerle doludur. Nizamiye Medresesine Baş Müderris olarak atanır. 5-6 yıl kadar kaldığı bu görevden sonra doğduğu topraklara Tus’a döner. Evinin bir yanına fakihler için medrese, diğer yanına tasavvuf talipleri için tekke yaptırır.

Ömrünün son demlerini bu iki yurt arasında geçirmiş 1111 miladi aralık ayında yine ibretamiz bir şekilde hayata göz yummuştur.

Geride evlatlarına ancak yetecek kadar mal bırakan İmamın erkek evladı yoktur. Hicri 505 yılı cemaziyel evvel 14 Pazartesi sabah namazından sonra kendi eliyle kefenini giyip emrin başım üstüne ey benim Rabbim Malikim der, kıbleye yönelerek yatar ve ruhunu teslim eder.

Vefatından sonra yatağının başında onun yazdığı belirtilen bir şiir aktarılır:

Beni ölü gören ve ağlayan dostlarıma, 

Şöyle söyle, üzülen o din kardeşlerime:

“Sanmayınız ki, sakın ben ölmüşüm gerçekten, 

Vallahi siz de kaçın buna ölüm demekten.” 

…….
Ben bir serçeyim ve bu beden benim kafesim. 

Ben uçtum o kafesten, rehin kaldı bedenim. 

…….

 Bana rahmet okuyun, rahmet olunasınız. 

Biz gittik. Biliniz ki, sırada siz varsınız. 

Son sözüm olsun, “Aleyküm selam” dostlar. 

Allah selamet versin, diyecek başka ne var?

Beş yüz kadar eser bırakan İmam Gazali aslen Şafii mezhebinden olmakla beraber kendisinin de müçtehit olduğu ifade edilmektedir.

Hemen hemen tüm branşlarda eser ortaya koymakla beraber ağırlığı, kelam, felsefe, mantık ve tasavvuf almaktadır. Hatta İmam Gazali’den öncesi ve sonrası diyerek ayrılacak kadar felsefe ilminde hizmeti bulunmaktadır. Gazali, Aristo ve İbni Sina gibi felsefecileri yirmi ana noktada eleştirmiştir. Kimileri Gazali’nin felsefeyi öldürdüğünü ve İslam âleminin bu karşı çıkışla gerilediğini öne sürmüşse de ciddi taraftar bulamamıştır.

Batıda ve Doğuda, geçmişte ve bugün İmam Gazali’nin inkâr edilemez etkileri, katkıları mevcuttur. Bu katkıların en büyüklerinden biri şüphesiz İhya-u Ulumid Din adlı eseridir.

Tüm dini eserler yok edilse İhya yeter diye tarif edilen bu eser için manevi işaretler kerametler menkıbeler anlatır kitaplarımız. Her ne kadar diğer yandan eleştiriler yapılsa da seveni, istifade edeni İslam dünyasının her yanında, her dönem eksik olmamıştır.

Selma Külçe

Kaynak: İhya-u Ulumi’d-din, Ahmed Serdaroğlu Tercümesi