İlk Nefesle Gelen

fgf

Fıtrat kelimesi yarmak, ikiye ayırmak, yaratmak, icat etmek anlamına gelen fatr kökündendir. Bu kökten isim olan fıtrat yaratılış, belli yetenek ve yatkınlığa sahip oluş anlamındadır.

Allah(cc) İnsanı yaratmadan önce Cebrail (a.s)dan yeryüzünün farklı yerlerinden toprak istedi. Bu toprakların karışımı ile hazırlanan balçıktan insan bedenini yarattı.

Bu duruma melekler sessiz kalırken, Şeytan çamurdan yapılan ve beklemeye bırakılan içi boş bedenin etrafında dolaşarak O’nu dürtüyor ve sen sadece boş bir testi gibi ses çıkarmak için yaratılmamışsındır diyordu.

Evet, O haklıydı Allah(c.c) yerde hareketsiz ve sessiz yatan bedene bir zaman sonra ruhundan üflemiş ve ayakucundan yukarı doğru, o cansız varlık canlanmaya başlamıştı. Böylece fıtrat mutlak varlığı yararak ete kemiğe bürünmüş ve insan bedenindeki yolculuğuna Âdem(as) ile başlamıştı.

“Sizi tek bir nefisten(Adem’den) yaratan, (gönlü) onunla huzur bulsun diye eşini de o(nun özünden/ cinsi)’nden var eden O’dur…….” (7/A’raf, 189)

Yolculuk arkadaşsız çekilmez elbette. Allah(c.c) Adem(as)’dan sonra O’ndan daha naif, hassas, kırılgan, O’na huzur olacak fıtratı, Havva’yı yarattı. Onlardan da Habiller ve Kabiller renk renk, çeşit çeşit fıtratlar doğdu.

Nuh geldi babasından uzun zaman sonra. İyi niyeti ve samimiyeti ile yılmadan çabaladı, insanları babasının fıtratı üzere yeniden toplamak için uğraştı. Ve hayat O’nun gemisi ile yeniden başladı, temiz kurtarılmış fıtratlar yolculuğa kaldığı yerden devam etti.

İbrahim’se aradı buldu, söylenmeyeni, itiraz edileni ve dimdik arkasında durdu bulduğu O tek doğrunun. Oğlu İsmail: Sen ve Rabbim söylüyorsa dedi ve boynunu uzattı sonsuz teslimiyet ve vefa ile.

Musa ihlâslı, Eyüp sabırlıydı, Davut ise cömertliğin zirvesindeydi.

Sonra İsa geldi dünyaya O temiz ve dirayetli kadından. Müjde getirmişti inse ve cinne.

O gün geldi, ilk andan beri sahibini arayan nurlu fıtrat sahibini buldu. O’nun için yaratılmıştı zaten o güne kadar yaratılan bütün fıtratlar. Fıtrat denen Onunla kemale erdi. O herkesten çok ihlâslı, samimi, vefalı, dürüst, sabırlı, cömert, merhametli, teslimdi. Sahabesi ise Ebu Bekir gibi hamiyetli, Ömer gibi adaletli, Osman gibi hayâlı, Ali gibi bilgiliydi.

Bugüne kadar sayısız fıtrat gelmiş ve gelecek. Herhalde parmak izi kadar fıtrat vardır demek yanlış olmaz. Bütün bu fıtratların tek ortak noktası ise tevhiddir. Bize düşense Allah’ın Âdem (as)’a üflediği içimizde ki o ilk nefesi bulmak sanırım.


Ülkü BOZKURT