Hz. Mevlana'nın Aileye Bakışı

Hz. Mevlana,  Mesnevi’deki “Bedevi ile Karısı” isimli hikâyenin bir bölümünde, aşağıda beyit beyit anlamlarını vereceğimiz şu açıklamayı yapar:

 

“ ‘Kadınlar; insanlar için süslendi, onlara güzel gösterildi.’ ayeti gereğince, Allah’ın süslediği, güzel yarattığı kadından nasıl kaçılır?

Allah; kadını, erkek onunla huzura kavuşsun, rahatlasın, ona eş olsun diye yarattı. Hz. Âdem nasıl olur da Hz. Havva’dan ayrılabilir?

Erkek, yiğitlikle Zaloğlu Rüstem olsa, kahramanlıkta Hz. Hamza’yı bile geçse, kendi kadınının esiridir.

Mübarek sözleriyle cümle âlemi mest eden Hz. Muhammed bile, Hz. Ayşe’ye,  “Ey pembe, beyaz kadın, ey Hümeyra, bana bir şeyler söyle de beni rahatlat” diye buyururdu.

Su güç bakımından ateşten üstündür. Gerekince ateşe saldırır, onu söndürür. Fakat su, bir kaba konunca ateş onu kaynatır.

Su ile ateş arasına bir tencere girince, su ateşi söndüremez de ateş suyu yok eder, buhar halinde havaya uçurur.

Görünüşte, su ateşe galip olduğu gibi, sen de kadına galip isen de iç yüzden ona mağlupsun, çünkü onu istemektesin.

Böyle bir hassa, ancak insanda vardır. Hayvanda ise sevgi azdır. Bu da onun noksan yaratılışındandır.

Hz. Peygamber (s.a.v) buyurdu ki: “Kadın, akıllı kişilere ve gönül ehline fazlasıyla galip olur.

Cahil kişiler de kadına galip gelirler. Çünkü onlar; pek sert, pek kaba kişilerdir.

Cahil ve kaba erkeklerde, incelik, lütuf, sevgi azdır. Çünkü onların yaratılışlarında hayvanlık sıfatı üstündür.

Sevgi, incelik, acımak insanlık huyudur, insanlık vasfıdır. Öfke ve şehvet ise hayvanlık huyudur, hayvanlık sıfatıdır.”

Günümüzde psikoloji ilmi de Hz. Mevlana’nın bu görüşlerini teyit etmektedir. Uzmanlara göre erkeklerin beyin kabuğu (korteks) kalınlığı, kadınlara oranla daha fazladır. Korteks, saldırgan eğilimleri kontrol eder. Bilgi düzeyi geliştikçe korteks de kalınlaşır. Bu yüzden okuyan erkeklerde saldırganlık eğilimi daha az görülür.

Hz. Mevlana’nın o güzel öğütlerinden bir tanesi “Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.” sözüdür. Kendisinin aile hayatını incelediğimizde bu sözün yansımalarını çok net bir şekilde görebiliriz.

Hz. Mevlana; ince ruhlu, gayet hassas ve nazik bir baba olduğu gibi gönül almakta, gönül okşamakta ve kadirşinaslıkta örnek bir aile reisidir.

Gelini Fatma Hatun’a ve oğlu Sultan Veled’e gönderdiği mektupları okuduğumuzda, onun şefkatine, merhamet ve nezaketine şahit olmaktayız.         Gelinine hitap ederken kullandığı şu ifadeler onun hassas ruhunun, nezaketinin ve gönül okşayıcılığının delilidir: “Bizim de gönlümüzün, gözümüzün ışığı, aydınlığı; âlemin de gönlünün ve gözünün ışığı, aydınlığı… Canın canıma karışmıştır, birleşmiştir. Seni inciten her şey beni de incitir. Sizin gamınız, on kat fazlasıyla bizimdir. Sizin düşünceniz, tasanız; bizim düşüncemiz, tasamızdır… Aziz oğlum Bahaeddin sizi incitirse, gerçekten sevgisini ve gönlümü ondan alırım.”

Oğluna hitaben yazdığı mektubundaki şu cümleler de onun kadirşinas şahsiyetinin aynasıdır: “Padişahımız Şeyh Selahaddin’in kızının hatırına riayet etmeniz için şu birkaç satır yazıldı. Allah için şu babanızın yüzünü, kendi yüzünü, bütün soyumuzun sopumuzun yüzlerini ak etmek istersen onun hatırını aziz, ama pek aziz tut, can ve gönül tuzağıyla avlamak için her günü ilk gün, her geceyi gerdek gecesi say…”

 

Mevlana’nın, davranışlarıyla nasıl bir baba ve nasıl bir ruh terbiyecisi olduğunu anlamak için bir de Sultan Veled’in şu hatırasını okuyalım:

“Bir gün bana büyük bir ruh bezginliği ve iç sıkıntısı geldi. Beni bezgin ve sıkıntılı gören babam: ‘Birinden mi incindin de böyle sıkıldın?’ dedi. Ben: ‘Bilmiyorum, bu ne haldir?’ dedim.

Babam kalkıp eve gitti ve bir müddet sonra, kurt postunu çevirip başına ve yüzüne geçirmiş bir halde, çocukları korkuttukları gibi ‘Bu! Bu!’ diyerek yanıma geldi. Babamın bu hoş hareketinden bana bir gülmedir geldi; anlatılmayacak derecede güldüm. Yere kapanarak ayaklarını öptüm.

Babam: ‘Bahaeddin! Eğer bu güzel sevgili sana sıkı sıkıya bağlansa, daima seninle şaka, şenlik etse ve birdenbire yüzünün şeklini değiştirip gelse ve sana ‘Bu! Bu! Bu!’ dese ondan hiç korkar mısın?’ buyurdu.

Ben de ‘Hayır, korkmam’ deyince ‘Seni sevindiren, seni sevinç ve neşe içinde tutan sevgili, seni üzen ve kendisinden sıkıntı duyduğun aynı sevgilidir. Hep O’dur, hep O’ndandır ve O’ndan feyizlenirsin. O halde niçin boş yere üzgün duruyor, sıkıntının elinde aciz kalıyorsun? İçinde sıkıntı görünce onun çaresine bak; çünkü dalların hepsi kökten biter. İçinde genişlik, ferahlık görünce ona su ver. Kalp ferahlığının verdiği meyveyi de dostlara ve ahbaplara sun.’diyerek beni teselli etti.”

Ünlü bir psikiyatrist, “Saygıyı ve sevgiyi insanlar çocuk yaşta öğrenir. Büyüdükçe de geliştirir. Bu yüzden çocukların eğitimi ailede başlar. Ailede bir çocuğa, insanlara karşı sevgi duyması öğretildiyse bu çocuk hayatı boyunca insanlara sevgiyle yaklaşır ve saygılı davranır. Fakat ailede çocuğa iyi bir eğitim verilmediyse bu çocuk hiçbir zaman insanlara sevgi duyamaz. Ayrıca çocuk annesinden, babasından, yakın ve uzak çevresinden ilgi ve sevgi bekler. Beklentisine karşılık bulursa onlara duyduğu güven artar, bulamazsa azalır.”demektedir.

Gerek günümüz psikologları gerekse Hz. Mevlana; insanın mutlu olabilmesi için sevgi dolu, mutlu bir ortamda yetişmesini öngörmektedir. Nitekim aile içinde sevgi gören bir çocuk topluma da sevgi verir.

Hz. Mevlana’nın güzel bir sözü daha var. Diyor ki: “Bin batman ekmeği taşıyabilirsiniz ama bir batman ekmeği yiyemezsiniz.”(1) Evet, yemeyen sindiremez. Şimdiye kadar anlatılanlar da bin batman ekmek misali, zihinler hamallığını yapsın diye değil bizzat aile içerisinde icra edilmesi niyet ve ümidiyle kaleme alındı.

Sözlerimizi yine o örnek insanın saçtığı incilerden birini zikrederek bağlayalım ve çağrımızı yapalım. “Konya halkı, gözlerinizi açın! / Yakında, ölümde zaten kapanacaklar.” diyor Hz. Mevlana. Biz de hanımlar olarak sesleniyoruz: “Erkekler, gözlerinizi açın!

1–1 batman 7 kilo 250 gram olarak kullanılmıştır.

Betül Meral Durak (Edebiyatçı)