Hz. Âdem'den Günümüze Kâbe

 S_B_Z_032

Şüphesiz insanlar için kurulan ilk mabed, Mekke’deki çok mübarek ve bütün âlemlere hidayet kaynağı olan Beyt (Kâbe)dir. (3/96)

El-Mescidül-Haram, Kâbe-i Müşerrefe’nin ortasında bulunduğu mukaddes, mübarek, büyük mescid. Etrafında direkler, revaklar, katlar var… Kâbe’nin etrafında önce bir geniş alan, meydan var; orada tavaf edilebiliyor, üstü açık… Ondan sonra kenarlarda kubbeli kısımlar var. Daha gerilerde yine iki katlı binalar var. İşte bütün burası, her tarafı, duvarlarıyla, kubbelerinin altlarıyla, dış kapısına kadar kocaman alan ve Kâbe’nin etrafındaki tavaf edilen boşluk, ortasında Kâbe-i Müşerrefe binâsının olduğu yer; her taraf hepsi birden el-Mescidül-Haram…

Ne demek el-Mescidül-Haram? Çok muhterem, Cenâb-ı Hakk’ın çok mübarek kıldığı mescid demek. İçinde saygısızlık fiillerinin yapılmasının haram olduğu, her türlü saygı ve edebin takınılması gereken mübarek yer demek. Onun için el-Mescidül-Haram diye geçiyor. Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette böyle geçiyor. (1)

Buhari ve Müslim’in Sahih’lerinde mevcud İsra hadisine göre Allah Rasulü (sa), yedinci semayı geçtikten sonraki kısmı şöyle anlatıyor: (Cebrail) beni Beyt el-Ma’mur’a yükseltti. Bir de baktım ki her gün yetmiş bin melek oraya giriyor ve kıyamete kadar bir daha dönmüyor. Yani bu yetmiş bin melek orada ibadet edip onu tavaf ediyorlar. Aynen yeryüzü halkının Kâbe’yi tavaf ettiği gibi. Beyt-el Ma’mur da yedinci gök ehlinin Kâbesidir.Bu sebeple Hz Peygamber, Hz İbrahim Halil (as)i Beyt-el –Ma’mur’a sırtını dayamış olarak bulmuştur.Zira  Hz İbrahim yeryüzündeki Kâbe’nin banisidir.(2)

Hz İbrahim zamanında Kâbe’nin yapılışı

Bir zaman Beyt(ullah)’ın yerini İbrahim’e belirlemiş (ve O’na şöyle vahyetmiş)tik: “Bana hiçbir şeyi eş tutma, tavaf edenler, (ibadet için) duranlar, rükû ve secde edenler için evimi temiz tut.”(Hac 26)

Hz İbrahim’in Hz. Hacer ve Hz. İsmail’i ıssız çölde bırakmasının üzerinden uzun zaman geçti, İsmail (a.s) 30 yaşlarına geldi. Hz. İbrahim’in (a.s), 30 yıl önce ailesini ıssız bir çöle getirip yerleştirmesinin asıl amacını yerine getirme zamanı gelmişti. Aslında Hz. İbrahim(a.s), Allah’ın emri ile ailesini, Hz. Âdem (a.s) tarafından yapılan ve yeryüzündeki ilk ibadet yeri olan mabedin temellerinin bulunduğu yere getirip bırakmıştı.

Hz. İbrahim (a.s) ve oğlu Hz. İsmail (a.s), eski temellere ulaşıncaya kadar toprağı kazmaya devam ettiler. Eski temellere ulaştıklarında, bu temellerin üzerine Kâbe’yi inşa ettiler. Bu sırada yaptıkları duadan da Kur’an-ı Kerim’de şöyle bahsedilir: Hani İbrahim Beyt(ullâh)’ın temellerini İsmâil ile beraber yükseltirken (şöyle duâ etmişti:) “Ey Rabbimiz! Bizden (yaptığımızı) kabul buyur. Şüphesiz sen (bizi hakkıyla) işiten ve bilensin.” (2/127)
“Ey Rabbimiz! İkimizi de sana teslim olanlardan kıl; soyumuzdan da sana boyun eğen (müslüman) bir ümmet meydana getir; bize ibâdet yer (ve usûl)lerini göster, (kusurlarımızı affedip) tövbemizi kabul buyur. Çünkü sen, tövbeleri çokça kabul eden ve çok merhamet edensin.”(2/128)
“Ey Rabbimiz! Onlara içlerinden, senin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretecek ve onları (şirkten ve kötülükten) arındıracak bir peygamber gönder. Şüphesiz sen, azîz ve hakîm (hüküm ve hikmet sâhibi)sin.”(2/129)

İbrahim (a.s)’ın bu duasının sonucunun Muhammed (a.s) olduğu Kur’an-ı Kerim’deki şu ayetten anlaşılmaktadır: “Nitekim (size nîmetimi tamamladığım gibi) içinizden, size âyetlerimizi okuyan, sizi tezkiye eden (şirkten, maddî ve mânevî kirlerden ve kötülüklerden temizleyen), size Kitab’ı ve hikmeti (ve O’nun hükümlerinin uygulamasını) öğreten ve bilmediklerinizi bildiren bir Rasûl gönderdik.”  (2/151)

Hz. İbrahim’den Sonraki İnşa Faaliyetleri

Hz. İbrahim’den sonra Kâbe, zaman içinde sel ve yangın gibi çeşitli sebeplerle harap olmuş ve pek çok kez yenilenmiştir. Ancak, Kâbe’nin Hz.İbrahim’in inşasından İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in (sa) gençliğinde Kureyş tarafından gerçekleştirilen yeniden inşasına kadar, kaç kez ve kimler tarafından yenilendiğini kesin olarak tespit etmek mümkün değildir. Rivayetlere göre, Kâbe Hz. İbrahim’den sonra sırasıyla Amalikalılar, Cürhümlüler ve Kusay b. Kilab tarafından yeniden inşa edilmiştir.

Amalikalılar’ın Kâbe’nin duvarlarını yükselttikleri, binanın iç ve dışını çeşitli nakışlarla tezyin ettikleri nakledilmektedir.

Cürhümlüler’e gelince, onların Kâbe’yi bir sel tahribatı nedeniyle yeniledikleri, binayı Hz. İbrahim’in temelleri üzerinde kurduklan ve üstünü de Hz. İbrahim zamanında olduğu gibi açık bıraktıkları belirtilmektedir. Rivayete göre, Cürhümlüler ayrıca Kâbe’nin kapısını iki kanat halinde yapıp, kapıya bir de kilit takmışlardır

Kureyş’in İnşası

M. 607-608 yıllarında, İslam Peygamberi Hz. Muhammed (sa) 35 yaşlarında iken Kâbe Kureyş

tarafından yeniden inşa edilmiştir. Kaynaklarda, Kureyş’in inşa faaliyetinin sebebi olarak, Kâbe’nin o sıralarda bir yangın ya da sel tahribatına maruz kalmış olması veya içinde bulunan mücevher ve değerli eşyaların saklandığı kuyunun soyulması gibi olaylar zikredilmektedir Kureyş Kâbe’yi yeniden inşa kararı verdiği sırada, bir Bizans gemisi Kızıldeniz sahilinde karaya vurmuş ve tahrip olmuştur. Bu geminin tahtaları Kureyş tarafından satın alınıp Kâbe’nin inşasında kullanılmıştır

Kâbe’nin dört duvarı kabiIeler arasında bölünmüş ve her kabile kendilerine bırakılan kısmı inşa etmişti. İnşa sırasında Hacerü’I-Esved’in yerine konması, büyük bir şeref telakki edildiğinden kabileler arasında sürtüşmeye sebep olmuş ve neticede taşın yerleştirilmesi, Kâbe’ye ilk olarak gelecek kişinin hakemliğine bırakılmıştır. Kâbe’ye ilk gelen kişi İslam Peygamberi Hz. Muhammed(sa) olmuştur.

Hz. Muhammed(sa)  taşı bir elbise ya da bez parçası üzerine koyarak, kenarlarından kabile reislerine tutturup kaldırmış ve taşı kendi eliyle yerine koymuştur. Taşın yeri Kâbe’nin doğu köşesinde, yerden yaklaşık bir adam boyu yüksekliktedir Kureyş bu yenilemede Kâbe’nin planında önemli sayılabilecek değişiklikler yapmıştır. Kuzey-batı duvarı Hz. İbrahim’in temellerinden 6-7 zira kadar içeriye çekilmiş, yani Kâbe alan olarak daraltılmıştır.  Kureyş’in değişikliklerinden bir diğeri kapı eşiğinin yükseltilmesidir. Daha önce yer seviyesinde olan kapı eşiği yaklaşık bir adam boyu yüksekliğe çıkarılmıştır. Nakledilen haberlere göre, kapı, Kâbe’yi sel baskınından korumak ve Kâbe’ye giriş çıkışı zorlaştırarak kontrol altında tutmak için yükseltmiştir.

Kureyş bu değişikliklere ek olarak, Kâbe’nin duvarlarının yüksekliğini artırarak 18 ziraya çıkarmış ve binanın üstünü ağaç direkler üzerine oturan ahşap bir çatıyla örtmüştür. RivayetIere göre Kâbe’nin tavanını tutan direklerin sayısı altıdır. Bu direkler üçer üçer, iki sıra halinde dizilmişlerdir.

Kureyş ayrıca çatıda biriken suyun akıtılabilmesi için Kâbe’nin damına, Hatım duvarının bulunduğu tarafta bir oluk yaptırmıştır. Bu oluk daha sonra Emeviler devrinde altınla kaplanmış ve o tarihten sonra “Altın Oluk” diye anılmıştır.

Kureyş’in Kâbe’ye bir diğer ilavesi, binanın içinden çatıya çıkmak için ahşaptan yapılmış merdivendir. Bu merdiven binanın batı köşesine yakın bir yerdedir İnşaat bitince Kâbe Yemen malı bir kumaşla örtülmüştür.

Abdullah b. Zübeyr’in İnşası

H. 63/M. 682 yıIında Emevi Halifesi Yezid b. Muaviye bir grup Müslüman tarafından halife seçilen ve bir türlü hilafet iddiasından vazgeçmeyen Abdullah b. Zübeyr üzerine asker gönderir. Kâbe’ye sığınan Abdullah mancınıkla taşa tutulur. Kâbe bu kuşatma sırasında, atılan bir ateşle yanar ve kısmen tahrip olur. Yezid b. Muaviye’nin ölümüyle kuşatma sona erer ve Abdullah b. Zübeyr kurtulur. H. 64/M. 683 yılında Abdullah b. Zübeyr kısmen tahrip olmuş Kâbe’yi yenilemeye karar verir Kâbe’yi tahrip eden yangın sırasında üç parçaya ayrılan Hacerü’l Esved özel bir tutkal, ya da gümüş bir halka ile birbirine tutturulmuştur

Haccac’ın İnşası

Yezid b. Muaviye’den bir müddet sonra hilafet koltuğuna oturan Abdülmelik b. Mervan da, hilafet makamı için tehlike olmaya devam eden Abdullah b. Zübeyr’i ortadan kaldırmak üzere, Mekke’ye Haccac’ın komutasında bir kuvvet gönderir. Haccac, Kâbe’ye sığınan Abdullah b. Zübeyr’i mancınıkla taşa tutar ve öldürür. Kâbe, atılan taşlardan biraz zarar görmüştür. Ufak bir onarıma ihtiyaç duymaktadır. Fakat Haccac onarım yerine Abdullah b. Zübeyr’in yaptırdığı Kâbe’yi değiştirmek ister. Halifeye yazdığı mektupta, İbn Zübeyr’in Kâbe’nin eski ölçülerini ve şeklini bozduğunu belirtir. Neticede Halife Abdülmelik’in de onayı alınarak, İbn Zübeyr’in Kâbe’ye yaptığı ilaveler kaldırılır. H. 74/ M. 693’de gerçekleştirilen bu inşada, Haccac’ın binayı temellerine kadar yıkıp yeniden inşa etmediği, bazı tadilatlarla binayı Kureyş’in yaptırdığı şekle döndürdüğü anlaşılmaktadır

Haccac’ın İnşasından Sonra Gerçekleştirilen Tamir ve Tezyin Faaliyetleri

Yukarıda işaret ettiğimiz gibi Kâbe, Haccac’ın inşasından sonra Osmanlı Sultanı IV. Murat’ın inşasına kadar uzun zaman yeni bir inşa faaliyeti görmemiş, bu zaman zarfında bazı ufak tamiratlar, detayla ilgili bazı ilave ve süslemeler yapılmıştır. Mesela Emevi Halifesi Velid b. AbdüImelik’in hilafetinde, Kâbe’nin· kapısı altın levhalarla kaplanmış, Kâbe’nin oluğu da altından yapılmıştır. Tavanı tutan direkler ile köşelerin iç yüzleri de altınla kaplanmıştır.

Abbasi halifelerinden Mütevekkil’in de Kâbe’nin içindeki mermer döşemeleri değiştirdiği, Kâbe’nin duvarlarını ve tavanını içten altınla kaplattığı nakledilmektedir (3)

Osmanlı döneminde gerçekleştirilen onarım faaliyetleri

Kâbe’nin etrafını çeviren ve Kâbe yüksekliğini aşmayan kubbeli yapı (revaklar)Osmanlı padişahı II.Selim zamanında yapılmış, planlarını Mimar Sinan hazırlamıştır.

Kanuni tarafından onarılan Kâbe, beşinci onarımını I. Ahmed döneminde görmüş, IV. Murad döneminde yine sel baskını sonucu yıkılmış ve yeniden onarılmıştır

Günümüzde Kâbe’nin son durumu

Dünya nüfusunun ve bu nüfus içerisindeki Müslüman sayısının da giderek artması diğer taraftan İslam’ın beş şartından biri olan gücü yetenin Haç vazifesini yerine getirebilmeleri esnasında karşılaşılan güçlükleri en aza indirmek için üçüncü Suudi genişletme projesi adı altında birkaç yıl sürmesi ön görülen çok geniş kapsamlı bir çalışma başlatıldı. Bu genişletme ile Mescid-i Haram‘da namaz kılanların sayısı 1,5 milyon kişiye çıkacak. Genişletme çalışmalarında yapılan bina ve namaz kılma sahalarına ilaveten Kâbe’yi ziyaret edenlerin abdest alma yerleri, sağlık, güvenlik ve içtimai hizmetlerinin ve ihtiyaçlarının karşılandığı binalar da olacak.

Ayşe Banzaroğlu

Kaynaklar

1-MEC. Sohbetler  9 Mayıs 2000 – Avustralya)
2-İbn Kesir Tefsiri  Tur/4
3- Yrd.Doç.Dr.Yılmaz Can(19 Mayıs Üni. İlahiyat Fak. Dergisi)