Hoş geldin ey merhamet ayı, hoş geldin!

Ne mutlu ki, yine bu güzel manevi mevsimi teneffüs etme fırsatı verildi bizlere. Recep, Şaban derken geldi Şehr-i Ramazan.

Hoş geldin ey merhamet ayı, hoş geldin!

İlmin başı soğandan acı, sonu baldan tatlıdır dendiği gibi uğruna zorluklara katlanılan her şey de yüzümüzü güldürüp, gönlümüzü huzurla dolduruyor. O gerçek huzuru bulmak için değil mi zaten tüm uğraşlarımız? Tasavvuf da bizi o gerçeğe ulaştıracak yolu gösteren bir rehber.

“Bu defaki dâvaların dâvası. Bu dâvaya, Yunus’un dediği gibi “zehirle pişmiş aşı yemeğe kim gelir?” gözüyle bakabiliriz. İşte sizi, sofranızda zehirle pişmiş, bir kazan aş sunduğum takdimiyle, lezzetli iftarınızdan sonra, öyle acı bir iftara davet etmekteyim ki, fikir çilesini sevmeyenlerin dilini yakabilir ve yüzünü buruşturabilir. Büyük muhasebe işi bu, kolay değil.” ifadeleriyle Necip Fazıl’ın anlama bürüdüğü tasavvuf, bu zorluğa katlanmayı göze alanlar için hikmet yolunun kapısını aralayıp, ağızlarına bal sürülmüş hissiyatına bürüdüğünden vazgeçilmez olmuştur. Zira zahmette rahmet olduğu herkesçe mâlumdur.

Cüneyd Bağdadi (k.s): “Tasavvuf ihtiyarı terk etmektir”; “ Tasavvuf, Hakk’ın, seni, sende öldürmesi ve kendisi ile ihyasıdır.” derken diğer mutasavvıflar, ilim ehli kimseler neler söylemiş merak ediyorsanız Tasavvuf Tarifleri başlıklı yazımızı okumanızı tavsiye ederiz. Edebiyatımızda Ramazanlar nasıl yer bulmuş, orucun otokontrole etkileri neler, itikâf ile ilgili neler biliyoruz sorularının cevabını da bu sayımızda bulacaksınız. Ramazanda sahur bereketi diyecek, Osmanlıda Ramazan günlerine uzanacak ve bu ayda yapılagelen uygulamalara eleştirel bir bakışla yaklaşacağız.

41_editorden

Kızgın taşlar mânasına gelen Ramazadan ötürü Ramazan ayı dendiği ifadelerde yer bulur. Dileriz ki, ‘Kalpler, bu ayda yapılan öğütlerden ısınır; ahiret düşüncelerine dair sözleri dinler, ateşlenir… Tıpkı kumlar ve taşlar, güneşten hararet alıp ısındığı gibi’ günahlarımızı yakar, yok eder.

Dileriz ki, gösterilen sabırların mükâfatı bu dünyada da hemen verilir, bu bolluk ayı sadece maddi feraha değil, güzel ahlâkın, hâyâ ve edebin, cömertliğin, fedakârlığın ve dostlukların anlam kazanmasına vesile olur.