Hicret

Screenshot_2013-12-09-14-52-41-1

Hicret, Mekke’den Yesrib’eydi; Medine’ye değil… Yesrib, hicretle Medine oldu. Ve söz konusu olan sadece bir yolculuk değildi elbet. Hicret… Bir terk edişin bir buluşa bağlandığı o güzel noktaydı aslında.

Ve aslında Müslüman olmakla başladı her şey. Hicretin “terk ediş” anlamı ilk vahiyle hayat buldu. Putlar terk edildi; cahiliye adetleri terk edildi; vahşet terk edildi. Velhasıl Hakk’a dönen yüzler, batılı terk etti. Terk edenler buldular elbet… Öyle bir şey buldular ki, dünya ve içindekilerden daha değerliydi bu. Ve gittikçe arttılar. Arttıkça, korkmaya başladı terk edemeyenler. Korkan her şeyi yapar ya hani; onlar da her şeyi yaptılar. İşkence, boykot… Yine de artmaya devam etti Hakk’a yüzünü dönenler.

Öyle bir gün geldi ki, sadece batılı bırakmak yetmez oldu. Hakka sarılmak için, özgürce hakkı savunmak için Mekke’yi terk etmek gerekti. Gözden çıkarış değildi bu. Hikmeti zamanda gizliydi.
Ve hicret Medine’ye değil, Yesribe’ydi. Yesrib, hicretle hayat buldu, “Şehir” oldu. Hem de öyle bir şehir ki, İslamın ilk şehri, ilk kardeşlik şehri… İlkler hicretin Medine’sinde yaşandı hep. Ensar, hicretle Ensar oldu; Muhacir, hicretle Muhacir…

Ve Mekke… Hicretle birlikte, birbaşına küfrün ve şirkin ortasında kalmış gibi gözüken asil Mekke… Zamanda gizli olan hikmetle yeniden fıtrata dönen Mekke…

Putperest Mekke’den İslam’ın Mekke’sine bir yolculuktu hicret. Hep zordu. Hep zor olacak. İlk başlarda normal kaçışlardan hiç bir farkı yoktu belki. Hikmeti zamanda gizliydi dedik ya, aslında gizli olan hikmet bizzat imandaydı. İmandaki hikmet niyetlere yansımış, niyetler Ulvî Niyetle birleşmiş, sonuç zamanda vermişti meyvelerini.

Şimdi ahir zaman ümmeti var. Cihadları büyük cihad, hicretleri büyük hicret… Onlar, dayalı döşeli “Benlik Şehirlerinde”, Ulvî Niyete kulak tıkayıp oturabilirler. Ya da “Gönül Şehrine” hicret edip, Benliği fıtrata döndürmek için niyetlerini Ulvî Niyet’le birleştirebilirler.

Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan bir yazısında der ki: “Asıl Müslümanlık zamane Müslümanlığı değil, sahabe Müslümanlığıdır; devri cehalet değil, asrı saadet Müslümanlığıdır.”

Ahir zaman muhacirlerinin güzergâhı herkesin söylediği en basit haritayla başlar belki: Günaha vesile olacak ortamdan, daha güvenli bir mekâna geçmek… Bu elbette hicrettir, niyet Allah rızasıysa. Fakat gerçek hicret, Zamane Müslümanlığından Sahabe Müslümanlığına doğru olmalıdır ki; gönül Kâbemiz Saadet Asrına kavuşsun.

Değerli muhacirler! Yolunuz açık olsun!

Zehra Akın