Hayırlar Kaynağı

unnamed

Sözlükte ‘denetlemek, gözetlemek, korumak ve kendi iç âlemine bakmak’ anlamlarına gelen murakabe, tasavvufta kulun nefsini kontrol altında bulundurması, Allah ile birlikte olma bilincini diri tutması, Allah’tan feyiz beklemesi demektir. Allah’ın güzel isimlerinden biri olan ‘Rakîb’ olup, Allah’ın yaratıklarından bir an bile gafil kalmaması demektir. Murakebe, kulun Allah’ı görürmüşçesine ibadet etme mertebesine ulaşmasıdır. Sufilere göre her türlü iyiliğin kaynağı murakebedir. Çünkü kul murakebe sayesinde kendisini her türlü kötülükten uzak tutabilmekte ve işlediği hatalardan dönebilmektedir.

Bu tanımdan hareketle ‘murakabenin evveli kişinin Allah-ü Teâlâ’nın kendine yakınlığını kalben bilmesidir’ diyebiliriz.

“…Biz ona şahdamarından daha yakınız.” [1] buyuran Rabbimizin bizi daima görmekte olduğunu, Allah’ın huzurunda olduğumuzu, Ondan kaçılmayacağını, O’nun huzurunda günah işlemenin doğru olmayacağını aklımızla, mantığımızla biliriz de kalbimizle biliyor muyuz? Acaba kalben bilmediğimiz için mi unutuyor, gaflete düşüyoruz? Peki, kalp bu yakınlığı nasıl bilecek?

Kalplerin harekete gelip, istikametini düzeltmeye gayret etmesi, muhabbet ve taziminin artması tefekkürle, murakabe ile mümkündür.

Allah (cc) tüm duygularımızı, duyularımızı bize, kendimizden başlayarak etrafımızdaki tüm güzellikleri görelim sezelim diye bahşetmiş; hele gönül dediğimiz iç âlemimizi onun için yaratmıştır.

Etkili bir murakabe için şu üç kitabı okuma becerisini elde etmeye çalışmalıyız:

  • İnsan Kitabı
  • Kâinat Kitabı
  • Kur’an-ı Kerim

Gün içinde ister bilinçli ister bilinçsiz bu kitaplardan biriyle muhatap oluruz. Farkındalığımız nispetinde de gelişimimize katkı sağlarız. Şöyle ki varoluş sebebimiz ‘kendini bilmek’. Okuduğumuz kitaptan edindiğimiz her bir bilgi, ampul gibi bizim iç dünyamızdaki karanlık bir bölgeyi aydınlatır. Böylece kendimizi keşfedip, kendimizi bilerek, kendimizi gerçekleştirerek has dost haline gelebiliriz.

Varlığımızın mahiyetini, işleyişini; çevremizdeki varlıkları ve olayları düşünerek; olaylar arasındaki bağlantıları, hikmetleri sezmeye çalışarak; farkı fark ederek O’nu tanıma, O’na yaklaşma ve O’nu sevme yolunda güzel adımlar atabiliriz.

Murakabedeki isabetin alameti ise, nefs ve hevaya muhalefet, şehvetleri terk etmektir. Zira mü’min nefsin kötülüğü emrettiğini, sahte yansımalarla dünyayı süslü gösterip aldattığını, dünyanın geçici, oyun ve oyalanmadan ibaret olduğunu bilir. Nasıl ki yazdığı kalem tükeniyor, not aldığı defter bitiyor, vazosundaki çiçek soluyorsa, kendisinin de sonlu bir varlık olduğunu idrak edip, ölümü düşünerek, ahirete hazırlanması mümkün olur.

Murakabe ile aklımız, irfanımız, ilmimiz nispetinde zihnimizi, iç âlemimizi gözlem altına alarak kendimizi değerlendirmeliyiz. Tıpkı ticari şirketler gibi günlük kâr ve zararımızı hesaplayıp, günü öyle kapamalıyız ki geleceğimizi planlarken elimizde sağlam veriler olsun. “Varoluşumla paralel bir gün geçirdim mi? Ne kadar uzaklaştım? Eksiklerim neler, neleri düzenlemeliyim? Artılarım neler, neleri muhafaza etmeliyim? Hatalarımı nasıl telafi edebilirim? Güzel yönlerimin şükrünü nasıl eda edebilirim?” diye düşünerek murakabede bulunmakla, kendimizi hesaba çekmekle hayatımızı sahiplenmiş, planlı ve huzurlu yaşama becerisini elde etmiş oluruz. Muhasebe sürecinde değişmemiz gerektiğini fark eder, çokça irademizi kullanırız. Pozitif yönde tercihler yaptıkça şahsiyetimiz güçlenir. Bu güçle değişime hem zihnimizle hem de gönlümüzle inanırız. İlkellikten medeniyete, hamlıktan olgunluğa, süflîden ulvî olana hicret etmeye niyet ederiz.

Murakabe yapabilmek için merak, tetkik, tahkik, inceleme, araştırma, karşılaştırma, dinleme, anlama, düşünme zevki ve şevkine sahip olmaya çalışmalıyız.

Kritik analitik düşünmeyi hayat tarzı haline getirebilmeliyiz.

Allah’ın bize verdiği her türlü şeyde ahiret yurdunu aramalıyız.[2] O zaman verilen somut ya da soyut her nimetin kıymetini biliriz.

Murakabe ile her anın çok kıymetli olduğunu unutmadan, iki nefes arasındaki zamanda bile kulluk bilincini kaybetmeden, Yaratıcımızı sevmek ve O’nun isteklerini yerine getirmek cümlemize kolaylaştırılsın duasıyla…

Muhlise Umay

[1] Kaf, 16
[2] Kasas,77