Haccın Faziletleri

Ayse kölük.

‘’Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbed), Mekke’deki (Kâbe) dir.’’

‘’Orada apaçık nişaneler, (ayrıca) İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstağnidir(onlara muhtaç değildir)’’ (Al-i İmran suresi 96-97)

Hac, sözlükte ‘’mutlak kasıt ‘’ anlamındadır. Dil bilgini el-Halil ise : ‘’Hac, yücelttiğine ulaşmayı çok istemendir.’’ diye tarif eder. Dini bir terim olarak; belli bir zaman diliminde, belirli fiilleri yerine getirmek için Kâbe’ye varmayı kastetmek, ziyaret için azmetmek de denebilir. Belirli yer Kâbe ve Arafat, belirli zaman da hac aylarıdır (Şevval, Zilkade, Zilhicce’nin ilk on günüdür.)

Hac, İslam esaslarının beşincisidir. Allah, haccı imkânı olana farz kılmıştır. El-Halimi bu ibadetin fazileti hakkında şöyle der: “Hac, bütün ibadetlerin manalarını bir araya toplar. O halde hacceden bir kimse oruç tutmuş, namaz kılmış, itikâf yapmış, zekât vermiş, Allah yolunda savaşmış gibidir. Hem biz daha babalarımızın sulbünde iken tıpkı ibadetlerin en üstünü olan iman gibi hacca çağrılmış bulunuyoruz.’’

Buhari ve Müslim’in Ebu Hureyre (r.anh) den rivayet ettikleri şu hadis-i şerifte de haccın üstünlüğü ve fazileti çok açık bir ifade ile bildirilmektedir : ’’Resulullah (a.s.v.) a  “Amellerin en üstünü hangisidir?” diye soruldu. “ Allah’a ve Resulüne imandır.” buyurdu. “Sonra hangisi?”  diye soruldu.”Allah yolunda cihattır.” buyurdu.” Sonra hangisidir?” diye sorulunca: “Mebrur (kabul gören, kabul edilmiş ) hac.” cevabını verdi. ’’ Başka bir hadis-i nebevide de:  ‘’Umre, (bir diğer ) umreye kadar aralarındakine (günahlara) kefarettir. Mebrur hac ise, “ Onun mükâfatı ancak cennettir.’ ’buyruluyor.  Mebrur kelimesi makbul anlamındadır. İmam Nevevi bu kelimeyi hiçbir şekilde günahın bulaşmadığı hac anlamında açıklar.

Haccın ferdi ve sosyal pek çok faydaları vardır. Şahsi faydalarının en başında kişinin günahlarının bağışlanması (kul hakkı hariç) kalbinin günah kirlerinden arınması gelir. Buna delil de : ’’Bir kimse hacceder ve çirkin söz söylemez, günaha sapmazsa anasından doğduğu gün gibi günahlarından arınmış olur.’’ hadis-i şerifidir. Başka bir rivayette de: ’’Hacılar ve umre yapanlar Allah’ın heyetidirler, dolayısıyla O’na dua ettikleri takdirde Allah-ü Te’ala icabette bulunur. Mağfiret diledikleri takdirde ise onları bağışlar.’’  ‘’Hacı affa uğrar, hacının mağfiret dilediği kişi de affa uğrar.’’ buyrulmuştur.

Hac, nefsi temizler, arı duru hale getirir. Nefsi ihlasla donatır. Böylece insana yeni bir hayatın kapılarını açar, insanın maneviyatını yükseltir, umutlarını güçlendirir, ilahi rahmet ve affa dair duyduğu güveni sağlamlaştırır.

Hac imanı güçlendirir. Allah’a verilen sözün yenilenmesine yardım eder. Sapması, yalanı olmayan en dürüst tövbeye götürür. Nefsi tertemiz hale getirerek duyguları inceltir.

Hac, mümine hem İslam’ın muhteşem geçmişini hatırlatır hem de dünyanın her bölgesinden gelmiş kardeşleriyle tanışmasına ve kaynaşmasına vesile olur. ’’Şüphesiz müminler ancak kardeştir…’’ ilahi hitabını anlamayı ve müminlerin birbirlerine karşı üstünlük taslamaya hakkı olmadığını, üstünlüğün Allah katında yalnızca takva ile olduğunu yaşayarak öğrenirler.

Bütün İslam âlimleri haccın ömürde bir defa farz olduğu (imkânı olan kimse için) hususunda ittifak etmişlerdir. Birden fazlası nafile yerine geçer. Bu konuda da çok teşvik edici hadis-i şerifler vardır. Allah Resulü(s.a.v.)buyuruyor: ‘’Hac ile umreyi sık sık yapın. Çünkü onlar yoksulluğu ve günahları giderir. Tıpkı körüğün demir, altın ve gümüşün pisliğini giderdiği gibi. Mebrur haccın sevabı ise ancak cennettir.’’

Diğer bir hadis-i şerifte de: ’’Aziz ve Celil Allah şöyle buyurur: Benim, bedenini sağlıklı kıldığım ve geçimini geniş tuttuğum bir kul, eğer beş yıl geçer de bana gelmezse (yani hac ve umre ziyaretinde bulunmazsa) muhakkak ki mahrumdur.”  Yani eğer bir kimsenin sağlığı, gücü ve maddi imkânı yerinde ise, her beş yılda bir (diğer bir rivayete göre her dört yılda bir) hac veya umre kastıyla Beytullah’ı ziyaret etmesi menduptur.

Kerem sahibi Rabbimizden, bu çok yönlü ve çok faziletli ibadeti bizlere tekrar tekrar nasip etmesini niyaz ederiz.

Fahrunnisa NUR