Hac Ve Kurbana Dair

kabe

Yüce dinimizin beş esasından birisi olan hac; Cenâb-ı Hakka karşı tam bir teslimiyeti ifade eden, mali ve bedeni pek çok fedakarlıklar gerektiren canlı bir ibadettir. Şimdiye kadar hiç bir siyasi ve ideolojik güç,  asırlardan beri devam eden ve gittikçe güçlenen böyle bir olay ortaya koyamamıştır. Bu muhteşem hac olayı, sadece ve yalnız imanın ve coşkun Allah sevgisinin tezahürüdür. Hac İslam binasının süsü ve Müslümanın Allah’a itaatinin mutlak ölçüsüdür. Kemâl ve zirveyi ifade eden bu ibadete karşı ilgisiz kalanların âkibetlerinden korkulmaktadır.
Haccı terk etmenin vebâli: Kim kendisini, Kâbe’ye ulaştıracak azık ve binek bulduğu halde haccetmezse, ister Yahudi, isterse Hristiyan olarak ölsün.(1)

Hac hicretin 9 yılında farz kılınmıştır. Farziyeti; kitap, sünnet ve icma ile sabittir. İnkâr eden kâfir olur. Kâbe’yi ziyaret etmek Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Haccın faziletine dair Hz. Peygamber (S.A.V) Pek çok hadis-i şerifleri vardır.
“Kim Allah rızası için hacceder, kötü işlerden ve yasaklardan sakınırsa, anasından doğmuş gibi günahsız hale gelir.” (2)
“Allah katında amellerin en makbulü, saf bir iman, hilesiz bir cihad ve makbul bir hacdır.” (3)
“Makbul bir haccın Allah katındaki karşılığı ise ancak Cennettir.” (4)
“Hac ve umre yapanlar Allah’ın davetlileridir. Onları çağırmış, onlarda icabet etmişlerdir. Onlar istemiş, Allah da istediklerini vermiştir.” (5)
“Kim haccetmek isterse acele etsin. Bakarsın ya hasta olur, ya bineği kaybolur, yahut da ihtiyaçlar ortaya çıkar gitmeye engel olur.” (6)
“Ramazanda yapılan bir umrenin sevâbı bir hacca bedeldir.”(7)
Haccın hikmetleri: İbadetlerden asıl maksat, Allah’ın emirlerine kayıtsız- şartsız itaat etmek ise de, bu ibâdetlerin meşru kılınmasında maddi- mânevi birçok fayda ve hikmetleri vardır. Bütün Müslümanların âdeta atan kalbi mesabesindeki mescid-i harâma bizzat varmak Müslümanın en büyük ve en ulvî emelidir. Hac, rûhî bir doyum ve şarj olayıdır. Mü’min hac münasebetiyle olgunlaşır, imanı ve Allah c.c ye bağlılığı artar, gönlünde muhabbet ve dini heyecan gelişir, duyguları incelir, günahlardan arınır. Hac, aynı zamanda Allah’ın verdiği servet ve sıhhat için O’na karşı bir teşekkür ifadesidir. Hac bir kültür ve eğitim olayıdır. Müslümanın ufkunu açar.

Bir gülün rengini, güzelliğini görsem, övsem; yaratanı sensin yâ Rabbi!

Bülbülün sesini duysam, hayran olsam; ona o sesi veren sensin yâ Rabbi!

Her türlü övgüler, metihlere, sitayişler, senalar hepsi senindir yâ Rabbi!

Bilelim ki hac, insanın ömründe eline bir iki defa geçen  bir nadir fırsattır. Oraya ibadet etmeye, Allah’ın rızasını kazanmak için gidilir. Orada yapılan bir sevap yüz bin sevap olduğu gibi yapılan bir günah da yüz bin günah olur. Onun için oraya gitmeden her şeyi öğrenip şuurlu olmamız gerekir. Şeytan taşlamak bir semboldür, tavaf bir semboldür. Her şeyin  derin bir manası var. Gözyaşlarıyla, manasını tada tada güzel ibadet yapmaya çalışalım. Kâbe yollarına insan öyle aşk ile, şevk ile düşse de; hiç bir anını, hiç bir zamanını mâlâyâni ile kavga, gürültü ile geçirmese. Siz biliyor musunuz? Hacerül Esved’e istilamın manası nedir? Allah-u Teâlâ Hazretleriyle musafaha yapmak demektir. Secde ne demek? Secde, Allah-u Teâlâ’nın ayaklarına kapanmaktır diyor hadis-i şerifte. Peygamber Efendimiz diyor ki haccın mebrûrluğu yemek yedirmek, eşe dosta, efendilik, cömertlik yapmaktır, kesenin ağzını açmaktır. Güler yüzlü, tatlı sözlü olmaktır. Birde mebrûr hac yapana Mevlam 400 kişiye şefaat hakkı veriyor, ne büyük nimet. Haccın bir manası da dünyanın her tarafından gelen Müslümanların tek vücut olarak görüşüp tanışmaları birbirlerinin dertleriyle ilgilenmeleri çare aramaları, kararlar almalarıdır.  İnsanların aynı gaye  ve davranış içinde bir araya gelmeleri; kardeşlik, sevgi ve birliğin en canlı ifadesidir. Yüce kitabımız ( Hac suresinin 34 ayetinde) Biz her ümmet için kurban kesmeyi meşru kıldık ki kendilerine Allah’ın rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar kesilirken üzerine Allah’ın  ismini ansınlar. Sizin İlahınız bir tek ilahtır; o halde ona teslim olun ( Rasulüm) İtaatkâr ve mütevâzi olanları müjdele! ( Hac 37) Kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat sizden O’na yalnız takvanız, saygı ve itaatiniz ulaşır. Size doğru yolu gösterdiğinden dolayı  Allah’ı tekbir ediniz, büyüklüğünü anasınız diye onları sizin fayda ve hizmetinize verdi.( Rasûlüm!) güzel hareket edenleri Cennetle müjdele. Kurban kendisi ile Allah’a yaklaşılan şey demektir. Ancak bu eylemin içinin takva ile doldurulması gerekir. Yok eğer bu hareket, takvâdan ve Allah’ı içimizde hissetme ve O’na bağlılığımızı sunma şuurundan uzak olursa, artık bu kurban, sevabı olmayan bir gelenek işi haline dönüşür. Allah Rasûlü Mekke’de “KEVSER” suresiyle kurban kesme emrini yerine getirmiş, bu ayette de kurban kesen mü’minler takva ile uyarılmıştır. Peygamber (S.A.V) Hadis-i şerifinde ehemmiyetinden dolayı kim bayram günü namazı kılmadan önce kurban  kesmişse onu iade etsin buyurmuştur. Kurban bayramı günlerinde kurban olabilen hayvanları Allah rızası için kesmeye kurban denilir. Sadaka-ı fıtır verenlere vaciptir. Koyun, keçi, sığır,  deve cinsinden kurban olur. Kurban eti üçe bölünür bir bölümü fakirlere, ikinci kısmı akrabaya verilir, son bölüm ev için ayrılır. Toplumda  fakir ve zengini birbirine yaklaştırır.

Ayşe Rabia

KAYNAKLAR:
1-et- Tergib 1/211( Tirmiziden )
2- Tecrid-i Sarih Hadis no 756
3- Münziri et -Tergib 1/162)
4- et- Tergib 1/163)
5- et- Tergib 1/ 164 İbn Mace’den )
6- et- Tergib 1/166 Tabarâni’den)
7- et- Tergib 1/167 Bezzâr’dan)
M.E.C rahmetulah (R.a) Haccın faziletleri ve incelikleri