Güzeller Güzeli

 

Ahlakla sanatarasında varolan kelimelerden biri de ”güzel” dir. Ahlak kelimesi genellikle güzel anlamına gelen ”hüsn”, ”mehasin”, ”mekarim” gibi kelimelerle birlikte kullanılır. Sanat kelimesinin başında veya sonunda yine güzel anlamına gelen ”nefise” , ”bedia”, ”kamile” gibi kelimeler kullanılmaktadır. Güzeli arama noktasında her iki faaliyet birleşmektedir. Güzeller güzeli ise Allah’tır. Allah görülmez ama O’nun en güzel şekilde yarattığı varlık olan insan her an gözlerimizin önündedir. O’nu seyretmek, O’nu müşahede etmektir. Tabiatı seyretmek,O’nun cemalini müşahede etmektir. O’nu; dağlarla, taşlarla, seherlerde kuşlarla çağırabilirsiniz. Denizlerde balıklarla, yeryüzünde ahularla, çöllerde mecnunlarla seyredebilirsiniz. Bu noktayı yakalayan sanatkar-derviş ırmakların ”Allah Allah” diye aktığını, bülbüllerin ”Allah Allah” diye öttüğünü ,gönüllerin ”Allah Allah” diye coştuğunu hisseder ve bunu bütün zenginliğiyle mısralarına, bestelerine, istiflerine aksettirir.

Güzeli aramak, bulmak, güzeller güzeline aşık olmak, ona vuslatın yollarını aramak, yaptığımız her işin O’nun tarafından beğenilecek güzellikte olmasını gerektirir. Güzeller güzelinin huzuruna en güzel şiirle, en güzel beste ile, en güzel tezhiple çıkmak gerekir. Güzel şiir kitabının tezhibi ve cilt kapağı da güzel olmalı, güzel mısraların hatları da güzel yazılmalı. Allah sözü olan Kur’anın yazısı güzel olduğu gibi üzerinde konularak okunduğu rahlede ahşap oymacılığın şaheseri olmalıdır.Böylece hayattaki güzelleri çoğaltmak, insanlara güzelin getireceği mutluluk ve doyumsuzluktan sunmak gerekir. Çünkü insan güzel ile iyi ile tabiat ile başbaşa kaldıkça ,temizlenmekte, arınmakta, insani boyutları öne çıkmakta, kötülükleri, çirkinlikleri emreden nefs, ”nefis” hale gelmekte, dünyaya bakış değişmekte, aşkın derdi

”Derman arardım derdime
Derdim bana derman imiş”

hikmetinin yardımıyla yakalanmaktadır. ”Allah güzeldir, güzeli sever.” felsefesi yaygınlaştıkça beyinlerin ve gönüllerin ürettikler fikirler toplumda yer bulmakta ve insanların ilgi alanları değişmektedir.

Kaynak: Prof. Dr. Mustafa KARA, Türk Tasavuf Tarihi Araştırmaları