Gusül-Teyemmüm/Soru-Cevap

 

SORU: İdrar sırasında gelen meni gusül gerektirir mi?

CEVAP: İdrar içerisinde gelen meni gusül gerektirmez. Meninin gusül gerektirmesi için ilmihal kitaplarımız iki şart söyler. Birincisi; şehvetle gelecek, ikincisi; atarak gelecek. İdrar ile beraber gelen menide bu şartlar bulunmadığı için gusül gerekmez. Hatta idrar olmadan kendi kendine gelen menide bu şartlar bulunmadığı için bulsun gerekmez. Hanefi mezhebinde hâkim görüş budur. Ama Hanefilerden gusül gerekir diyenler olmuştur. Şafii mezhebinde de hüküm yine gusül gerekeceği şeklindedir. Peki, böyle durumda kişi gusletsin mi, etmesin mi? Tavsiyemiz, imkânı varsa gusletsin en azından içi rahat etmiş olur. Hiç değilse kendisini vesveseden korumuş olur. Çünkü ibadetler konusunda ihtiyatla hareket etmek tavsiye edilmiştir. Ama gusletmek imkânsız ya da zor durumda ise, kişi kendisini sıkıntıya sokmasın, gusül gerekmez diyen görüşlerle amel etsin.

SORU: Gusül abdesti alırken niyetimiz nasıl olmalı? Hangi dualar okunmalı?

CEVAP: Gusül ya da normal abdest alırken Hanefilerde niyet etmek şart değildir. Niyet etmeksizin bir adam abdest uzuvlarını yıkasa ya da duş alsa Hanefilere göre yine abdest almış, gusletmiş olur. Niyet Hanefilerde hem abdest hem de gusül için sünnettir. Abdest ve gusülde niyeti Şafii mezhebi şart görmüştür. Sorudaki, “Hangi duaların okunması uygun olur?”, kısmına gelince: Guslederken herhangi bir dua okunması gerekir şeklinde bize bir bilgi gelmiş değil. Tavsiyemiz şu: Gusletmek bir nimettir. Cenab-ı Hakk’ın bahşettiği bir imkândır. Gusletmesi gerektiği halde o imkânı bulamayan yani teyemmüm mecburiyetinde kalan kişilerde vardır. Kişi gusledebildiği için, ruhen rahatladığı için Cenab-ı Hakk’a hamdetmesi gerekir diye düşünüyoruz. Yoksa şu duayı okuması lazım diye ben kitaplardan bir şey hatırlamıyorum.

SORU: Bazı kişiler cünüp halde iken toprağa basmanın haram olduğunu söylüyorlar. Bazıları da cünüp hale düştüğümüz zaman en kısa yoldan suya ulaşmamız gerektiğini yoksa her geçen zaman haram işlediğimizi söylüyorlar. Cünüp halden kurtulmanın bir zamanı var mıdır?

CEVAP: Cünüp halden bir an önce kurtulmak gerekir. İnsan bir an önce gusletmeye gayret etmeli. Ancak o an için imkan yoksa ya da guslü sabaha bırakacaksa mesela; hiç değilse abdest alınmalıdır. Abdest, guslün gecikmesini sakıncasız kılar. Fakat abdest alınmayacak olursa herhangi bir haramlık söz konusu değildir. İnsan cünüp iken yere bastığı zaman haram işlemiş olmaz. Bu söz belki de bir an önce gusül etmeye teşvik etmek için söylenmiştir. İnsan cünüpken bir yerden başka bir yere gitme durumunda kalabilir. Peygamberimiz (as) zamanından itibaren insanlardan, guslü geciktirip başka yerlere yürüyenler olmuştur.

SORU: Çocuğumuza buluğ çağına ermeden önce mi gusül abdestinin gerekliliğini öğretmemiz gerekiyor? Yoksa ergenliğe girdiğini fark ettiğimiz de mi abdest almanın gerekli olduğunu söylememiz uygun olur?

CEVAP: Ergenlik çağında çocuğun cünüp olma ihtimali fazla olduğundan o hal gelmeden önce gusül öğretilmesi gerekir. O hal başına geldikten sonra öğretilmemeli ki bu arada cünüp olduğu halde bilmediği için cünüp gezmesi söz konusu olabilir. Dolayısıyla o çağ gelmeden çocuğu hazırlama kabilinden bu bilgilerin öğretilmesi gerekir. Peygamberimiz (as)yedi yaşında çocuklarınıza namazı kıldırınız. On yaşına geldikleri zaman kılmazlarsa hafifçe dövün demesinde olduğu gibi taa buluğ yaşına üç-beş sene kaldığı halde namaz kılmaya alıştırması nasıl gerekiyorsa buluğa ermeden önce de çok lazım olan bu dini bilgilerin öğretilmesi gerekir.

SORU: Dişlerim ufak bir zorlama olursa hemen kanıyor. Gusül abdesti alırken dişimin az da olsa kanadı şüphesine kapılıyorum. Eğer kanıyor ve ben fark etmiyorsam bir mahzuru olur mu?

CEVAP: Öncelikle söyleyelim ki dişlerin kanamasının gusülle bir ilgisi yoktur. Yani bir adam guslederken bir tarafı kanarsa ya da diyelim ki abdest bozucu bir hal olursa bu adamın guslü bozulur diye bir şey yok. Gusül ancak insanın cünüp olduğu hallerde bozulabilir. Dişlerin kanaması insanı cünüp yapan bir hal olmadığından gusülle hiçbir ilgisi yok. Bu durumda insan guslüne devam eder. Yıkanma işini tamamladığı zaman da tertemiz olur. Dişlerinin kanaması olsa olsa, abdestle ilgisi olabilir. Eğer bir insanın dişleri kanamışsa, o zaman tükürüp tükürüğüne bakar. Yarıdan fazlası kan ise o zaman abdesti bozulmuş olur. Kan tükürüğe göre daha az durumda ise, o zaman abdest bozulmamış olur.

SORU: Gusül abdesti aldığımız suyun içerisine vücudumuzdan su damlarsa o suyla gusül abdesti almamızda bir sakınca var mıdır?

 CEVAP: Vücudumuzdan damlayan su o su, beden üzerinde idrar gibi veya başka bir necis bir şeyler var da oraya uğrayarak geçiyorsa bir damlası dahi o kovayı tümden necis eder. Ama necis bir şeye uğramadan sadece cilt üzerinden akarak geçip su kovasına düşmüşse bu su o kovayı necis etmez. Bu(müsta’mel, ibadette kullanılmış)su, düştüğü kovadaki suyun yarısını geçmediği sürece -ki zaten yarısına varmaz-müsta’mel olmayacağı için kovadaki su ile gusle devam edilir.

SORU: Sadece gusül abdesti aldığımız zaman vakit namazı veya nafile namaz kılabilir miyiz?

CEVAP: Sadece gusül aldığımız zaman arada namaz abdesti almamış bile olsak sadece ağzımıza, burnumuza su verip bütün bedeninizi ıslatmışsak biz bu gusül ile aynı namaz abdesti almış gibi gusülle namaz da kılarız.  Diğer abdestli olarak yapmamız gereken ibadetlerimizi de yapabiliriz. Çünkü guslün içerisinde zaten diğer abdest kendiliğinden mevcut bulunuyor.

SORU: Gusül abdesti almam gerektiği halde abdest alacak ortam bulamazsam veya misafir olduğum yerde söylemeye çekinirsem nasıl hareket etmem gerekir?

CEVAP: Böyle bir durumda insan teyemmümle namazını kılar. Namazını kazaya bırakmaz. Namaz kazaya kalmaz, kalmamalıdır. Teyemmümle namazını kılar, sonradan da kaza etmesini tavsiye ederiz. Böylece o kişinin içi rahat etmiş,”Cenab-ı Hakk’ın emrettiği namazı kazaya bıraktım” diye gireceği ruhsal sıkıntıdan kendisini kurtarmış olur.

SORU: Cinsi münasebet sonrası gusül yapmadan çocuk emzirmenin sakıncası var mıdır?

CEVAP: Cinsi münasebet sonrası gusletmeden çocuk emzirmenin sakıncası yok. Onun içindir ki kadın doğumdan hemen sonra loğusalık günlerinde olsun ya da sonraki aylarda ay hali günlerinde olsun, gusül yapmadığı halde çocuk emzirebiliyor. Bugünlerde emzirme caiz olmasa çocuğun hayatı tehlikeye girebilir veya hastalanması söz konusu olabilir. Kadın çocuğunu emzirmek mecburiyetindedir. Emzirmediği takdirde çocuğunun başına bir zarar gelecek olursa o kadın Allah katından günahkâr olur! Bu söylediğim hususta bütün mezheplerimiz ittifak etmiştir. Ancak kadın çocuğunu emzirmediği zaman resmen kendisine baskı uygulanır mı uygulanmaz mı konusunda ittifak yoktur. Kimi mezhepler resmen baskı uygulanmaz görüşünde, Malikiler gibi kimileri de mademki dinen mecburdur öyleyse buna resmen baskı uygulanır, görüşündedir. Kısacası çocuğunu emzirmesi konusunda ittifak var. Çocuk annesi tarafından emzirilme hakkına sahiptir. Annesi de üzerinde hak olarak bulunan bu emzirme işini yerine getirmek mecburiyetindedir.

SORU: Akrabalarımdan bir bayan vefat etti. Bu akrabam hayatta iken  saçlarını boyatır, oje sürer ve makyaj yapardı. Vefatında da saçları boyalı ve tırnakları ojeliydi. Bu boya ve ojeleri çıkarmak için biraz uğraştık ve öyle yıkattık cenazeyi. Biz bu boyaları ve ojeleri çıkarmasak da olur muydu?

CEVAP: Saç boyaları gusle engel değildir. Yani ölüyü yıkamaya engel değildir. Ama ojeler engel olur. O ojeleri temizlemek isabetli olmuştur. Temizleyip öyle yıkamaları doğru bir harekettir.

SORU: Kulak deliğini küpe veya benzeri şeylerle gusülde ıslatmamanın bir sakıncası olur mu?

 CEVAP: Küpe deliği açık vaziyette iken gusül yapılıyorsa onun içini yıkamak gerekir ancak kendi kendine kapanmış da dışarıyla irtibatı kesilmişse o zaman içini yıkama farziyeti ortadan kalkar.

SORU: Avret yerimiz açık olduğu halde banyo yapmanın bir mahzuru olur mu?

 CEVAP: Kendi kendimize banyo yapıyorsak avret yerimizin açık olmasında bir sakınca yok. Ama eğer edep ve adap noktasında titiz davranacaksak ya da bir yerde yıkanmamız gerekir ya da geniş bir yerde yıkanıyorsak örtü tutunmamız adaba/edebe uygun olur. Kimsenin olmadığı yerde çıplak olmanın bir günahı yoktur.

SORU: Ayağım kırıldığı için bir ay boyunca alçıda kalması gerekiyor. Gusül abdesti almam gerektiği zaman alçının tamamına mesh etmem yeterli olur mu?

 CEVAP: Alçı, sargı olduğundan tamamına mesh etmek değil, alçının tamamını yıkayacak. Çünkü alçının üzerini yıkaması, ıslatması herhangi bir sakınca doğurmaz. Belki de eğer sakıncası yoksa üst tarafından su tutmak suretiyle belki alçının altına da su geçirilebilir. Alçının üst tarafından su tutarak alçının altının da yani cildin de ıslatılması mümkün olabilir.

SORU: Ben bir bayanım. Benim saçlarım sık ve uzun. Gusül abdesti aldığım zaman saçlarımın en ince ayrıntısına kadar ıslatılması gerekir mi?

CEVAP:Bayanlar gusledecekleri zaman saçları ne kadar sık olursa olsun saç diplerini mutlaka ıslatmaları gerekir. Saç diplerini ve baş derisini ıslattıktan sonra saçların yukarı kısımlarını ıslatmalarına gerek yoktur.

SORU: Gusül yaptığım zaman acaba guslüm oldu mu diyorum? Zaman oluyor tekrar tekrar abdest alıyorum. Ne yapmalıyım?

CEVAP: Benzeri soru sahibi çok kişiyle karşılaşıyoruz. Biz buna vesvese diyoruz. Vesvese hakkında şöyle bir genel bilgi verelim: Gördüğümüz kadarıyla vesvese önce taharet işlerinden başlıyor. Mesela adam tuvalete giriyor, temizlenemedim diye belki yarım saat kadar tuvalette kalıyor ve avret mahallini yıkayıp duruyor. Yeterince yıkamakla yetinmiyor. Kirli, pis kaldım diye belki on sefer, yıkamaya kalkıyor. Bıktıktan sonra temizlendiğine dair kanaat ve itmi’nan oluşmaksızın tuvaletten çıkıyor. Bundan sonra elim musluğa değdi diye musluğu defalarca yıkıyor. Adam şöyle zannediyor: Tuvaletten çıktım elim necasete bulaştı elim pis oldu, elim musluğa değdi musluk pis oldu. Bu anlayışla defalarca sırasıyla elini ve musluğu yıkamaya kalkıyor. Bu şekilde on-on beş sefer musluğu, on-on beş sefer elini yıkamaya kalkıyor, yine de tatmin olmuyor, herhalde bir tarafta necaset kaldı vehmine kapılıyor. Vesvese biraz daha ilerliyor abdeste sirayet ediyor. Adam bir sefer abdest alacağına bir yerler kuru kalmıştır zannıyla on beş-yirmi sefer abdest alıyor. Kışın dışarıda öğrenciler arasında yarım saat abdestle meşgul olanlar olabiliyor. Çocuğun ağzı burnu çatlıyor. Tabi ki bu fazla yıkamaları dini endişeyle yapılıyor. Fakat bu ancak vesvesedir, dini-ameli  sağlam tutmakla ilgisi yoktur. Vesvese daha da ilerleyerek gusle, namaza, yemine, talaka/boşanmaya, şeytana ibadet ediyorum zannına ve nihayet iman konusuna sirayet ediyor. Adam banyoya girdimi çıkmak bilmiyor üç saatte ancak gusül yapabiliyor. Üstelik tatmin olmaksızın banyodan çıkıyor. Namazı şeytan için kıldığı vehmine kapılıyor. Hanımı boşadım mı, vehmiyle saatlerini zehir ediyor. Ve nihayet ben imandan çıktım mı endişesi ve vehmi geliyor. Henüz iş, taharet konularında ise aksini yapmakla vesveseden kurtulabiliriz. Yani” Abdestin olmadı” kuruntusuna ve takıntısına karşı ısrarla “Oldu” diyerek ve tekrar abdest almadan kurtuluruz. Aksini yapmak kolay değil, ciddi mücadele ister ama kuvvetli irade bu girdabı çabuk atlatır. Benzeri kuruntuya karşı ısrarla “Benim abdestim tam oldu, eksik filan değil” diye diye vesvese def edilir. Vesveseli insan “Abdestim eksik bile olsa Allah affeder.” diyerek ısrarla tavrını sürdürmeli ve kendisine gelen fısıltıya değer vermemelidir. Vesveseye fırsat vermemenin en güzel örneğini biz peygamberimiz as’ın tavsiye ve emirlerinde görüyoruz: Annemiz Aişe (ra) Peygamberimize  birgün “Ya Resulullah biz çarşıdan et satın alıyoruz. Bu hayvan kesilirken üzerine besmele çekilip çekilmediğini bilmiyoruz, ne yapalım?” diye sormuştur. Peygamberimiz: “Sen de yerken besmele çek.” mealinde cevap vermiştir. Şimdi bakınız peygamberimiz “Besmele çekilmeyen eti yemeyeceksiniz, mutlaka araştıracaksınız o hayvanı kim kesti gidip soracaksınız” diye cevap vermiş olsaydı ümmet-i Muhammed’in çekeceği sıkıntıyı düşünün. Ümmet zorluk ve sıkıntıdan vesveseli bir toplum haline gelirdi. Psikolojik hastalıkların önü alınmaz olurdu. Rahmet peygamberi bize rahmet olacak tavsiyede bulunmuştur.

SORU: Diş dolgusu gusle engel midir? Diş dolgusu konusunda Şafii mezhebine göre niyet edilmesi gerekir mi?

CEVAP: Hanefi mezhebinde guslederken ağız ve burnun içinin yıkanması farz görülmüştür. Dolayısıyla dişler arasında gusül öncesinden kalma yemek kırıntısı varsa altına su geçmeyeceği için gusül eksik kalmış olur. O yemek kırıntısını temizledikten sonra ağzımıza tekrar su vermemiz gerekir. Bu durum halkımızın gözünden maalesef kaçıyor. Hatta bu arada şunu hatırlatayım: Gusülden sonra ve ağzına yeniden su vermeden önce arada farz namaz kılmışsa farz namazını iade etmesini tavsiye ediyoruz. Hiç değilse farz namazları iade edilmelidir. Nafileleri iade etmeye gerek yoktur. Çünkü gusülde ağzı yıkama konusu ihtilaflıdır. Nâfilelerde ise hafiflik esastır. Hanefi mezhebinde guslederken ağız ve burna su vermek mecburiyeti var. Şafii mezhebinde bu mecburiyet yoktur. Şafii mezhebinde gusülde ağza ve burna su vermek sünnetlerdendir. Diş dolgusunun gusle engel olma durumu yoktur. Hanefi mezhebinde, diş dolgusu yada diş kaplaması tedavi maksatlı olması şartıyla guslederken diş oyuğunun içinin veya kendisinin ıslatılması mecburiyeti yerine dolgunun yada kaplamanın üzerini yıkama mecburiyeti ortaya çıkar. Yani dolgu ya da kaplama, dişin kendisi gibi olur. Bu aynen abdestteki sakal gibidir. Sakalı ıslatma, yüzü ıslatma yerine geçiyor ve sanki yüz yıkanmış gibi oluyor. Nasıl ki sakallı insan abdest alırken sadece sakalın üst kısmını ıslatıyorsa, yüz derisini ıslatma mecburiyeti kalkıyorsa gusülde de de diş aynı durumdadır. Yani diş dolgusu yaptırmış ya da kaplatmış olan kişi guslederken bizzat dolgunun ya da kaplamanın altına su geçirmek yerine dolgunun ya da kaplamanın üstünü yıkamak mecburiyetindedir. Diş yıkama farziyyeti, dolgunun ya da kaplamanın üzerini yıkama farziyyetine dönüşür. Dolayısıyla Hanefi  kişi, gusülde “niyet ettim Şafii mezhebine göre gusletmeye” filan demesine gerek yoktur. Bu söylediğimiz fetva tedavi maksatlı olarak diş yaptırmış olanlar için geçerlidir. Süs maksatlı olarak dişlerini kaplatmış olanlar için geçerli değildir. Peki, erkekler altın diş yaptırabilir mi? Yine tedavi maksatlı olarak dişleri altınla kaplatmak erkek için caizdir.  Kadınlara ise zaten caizdir. Çünkü süslenmek maksatlı olarak altın kullanmak erkeklere haram, kadınlara helal kılınmıştır. Dinimizde bu gayet açık bir hükümdür. Altın, yüzükten  tutun diğer altın malzemelerine varıncaya kadar hepsi erkeğe haramdır. Ancak dişi yaptırırken, kaplatırken süs maksatlı değil de tedavi maksatlı olarak yaptırdıysa bu caizdir. Kitapları karıştırdığımız zaman tedavi maksatlı dahi bunu yaptıramaz gibi cümleler görebiliriz. Ancak bu konuda fıkıhçılarımız arasında baskın fikir tedavi maksatlı olarak altının erkek tarafından dahi kullanılabileceğini şeklindedir. Dolayısıyla erkekler süs maksatlı olarak altını kullanamazlar. Bu konuda şunu da ekleyelim: Altın kullanımı tedaviyi daha kolaylaştıracak ve başka bir maden, altın yerini tutmayacak ise erkeğin altın kullanması caiz olur. Tekrar hatırlatalım: Tedavi maksatlı bile olsa erkek tarafından altın ‘kullanılamaz’ görüşlerinin yanı sıra ‘kullanılabilir’ görüşleri de mevcuttur. Bizim tavsiye ve tercihimiz altının yukarıdaki şartlarla erkek tarafından tedavide kullanılabileceği şeklindedir.

SORU: İdrardan sonra bazen beyaz su çıkar; bu guslü gerektirir mi? 

 CEVAP: Buluğ çağına ermiş kimsenin dört çeşit suyu vardır:

1-İdrar,

2- Meni,

3- Mezî,

4- Vedî.

Bunlardan guslü gerektiren yalnız menidir. Meninin üç özelliği vardır:

1-Sıçrayarak çıkması,

2-Hazzın (şehvet)  hâsıl olması.

3-Yaş iken hamur kokusunu, kuru iken yumurtanın beyaz kısmının kokusunu vermesidir.

Vedî, idrardan sonra çıkan katı ve beyaz bir sudur. Mezî de beyaz ve ince bir su olup şehvet hissi galebe çaldığı anlarda meydana gelen bir sudur. Binâenaleyh söz konusu olan yani idrardan sonra çıkan beyaz su guslü gerektirmez.

SORU: Cünüp olan kimseye yasak olan şeyler nelerdir? 

CEVAP: Cünüp olan kimseye yasak olan şeyler aşağıya alınmıştır:

1-Namaz kılmak,

2-Kabe’yi tavaf etmek,

3-Kur’ân-ı Kerîm’e dokunmak ve onu taşımak. Binâenaleyh üzerinde âyet-i kerîme yazılı olan madeni veya kağıt paraya abdestsiz veya cünüp olarak dokunmak veya taşımak,

4-Kur’ân-ı Kerîm’i okumak,

5-Camide kalmak.

SORU: Biz köylüyüz çalışıyoruz, zaman zaman tırnaklarımızın altında kir toplanıyor, abdest aldığımız veya yıkandığımız halde yine kir yerinde kalıyor.  Bu durumda abdest ve guslümüz sahih midir? 

CEVAP: Tırnakları kesmek sünnettir diyen olduğu gibi vaciptir diyen de olmuştur. Hanefî âlimlerinin kaydettiklerine göre tırnak ve bıyık gibi bedende kesilmesi matlup olan şeyleri kırk günden fazla bırakmak caiz değildir. Böyle bir müddet ihmal eden kimse cezaya müstehak olur. Şafiî âlimlerinin görüşlerine göre de tırnak ve benzeri şeyleri kesmek sünnettir, vacip değildir. Kesilmesi ister vacip ister sünnet olsun; altında kir ve toprağın bulunması abdestin sıhhatine mani değildir. Yalnız hamur, mum ve benzeri bir şey olursa manidir. Peygamber (sav) tırnakların kesilmesini emreder, ama namazın iadesini emretmezdi.

SORU: Tırnaklarını oje ile boyayan bir kadının durumu nasıldır? Yani abdesti veya guslü sahih midir, günahkâr olur mu?

CEVAP: Tırnakları oje ile boyamak haddi zatında haram değildir. Ancak oje tırnak üzerine bir tabaka meydana getirdiğinden abdest ve guslün sıhhatine manidir. Bunun için abdest almak, cünüp veya hayızdan yıkanmak isteyen ojeli kadın mutlaka ojesini kazımak zorundadır.

SORU: Erkek ihtilam olduğu gibi kadın da ihtilam olabilir mi?

CEVAP: Erkek de kadın da ihtilam olur. Meni dışarıya çıkarsa gusül îcâb eder. Erkek için bu hal tabii olduğu gibi kadın için de tabiidir. Ancak bu hal kadınlarda az görülür. İmam-ı Muhammed’e göre kadın ihtilam olur. Fakat meninin dışarıya çıktığını görmezse ihtiyaten yıkanması daha iyidir. Çünkü kadından çıkan meninin geri dönmesi muhtemeldir.

SORU: İstibrâ nedir?

CEVAP: İnsanın abdest tazeleyeceği zaman, küçük abdestini yaptığı zaman tedbir almasıdır. Geride birazcık idrar damlası kalmış olmasın diye tedbir almasıdır. O kalıntıları iyice temizleyecek bir şekilde gayret göstermesidir. Bir kaç adım atmak sûretiyle, öksürmek sûretiyle, hareket etmek sûretiyle, şöyle aşağıdan yukarıya sıvazlamak sûretiyle yapılabilir.

İdrarından içeride birkaç damla kalıp da, tam abdest aldıktan sonra oturduğu yerden kalkarken hık yapınca, donuna o ıslaklık geçerse; hem abdesti gider, hem donu kirlenmiş olur. İstibrâ; bunu önlemek için idrardan iyice kurtulmak demek oluyor. Buna dikkat etmek lâzım!..

SORU: Ben bir yerde bir namaz kıldırdım; fakat sonra, iç çamaşırımda bir kirlilik gördüm. Bundan hiç haberim yoktu; ne yapmam lâzım?

 CEVAP: Bizim de sormamız lâzım: Bu kirlilik nedir, ne kadardır? Çünkü avuç içi kadar olanı affolunuyor, bir mahzur teşkil etmiyor. Avuç içinden fazla ise, yâni şeriatin müsaade ettiği miktardan fazla ise; o zaman, elbisesi temiz değilken namaz kıldırmış olduğundan, kendisi o namazı iade eder. Cemaatten duyurabildiklerine duyurur; onlar da iade ederler. Duyuramazsa; onların namazı kabul olur.

Sonra, kirlilik nedir? Meselâ, meninin temiz mi, pis mi sayılacağı hususunda ulemânın ihtilâfı vardır. Ondan bir şey gerekmiyor.

SORU: Yatağından kalkamayacak kadar hasta olan birisi, teyemmümle yatakta namaz kılabilir mi?

CEVAP: Yatağından kalkamayacak kadar hasta olan kişi eğer oğlu, kızı, gelini, hanımı, annesi veya bir yakını… varsa ve kendisine abdest aldırabilecek imkana sahipse ona abdestini aldırıp hasta öylece namaz kılacaktır. Abdest aldıracak bir yakını olduğu halde teyemmüm yapması caiz değildir. Ama abdest aldıracak bir yakını yoksa ve hasta bu noktada ciddi sıkıntılar yaşıyorsa teyemmüm yapar ve namazını yatağın içerisinde ima ile kılar. Yani ancak abdest alma imkânı yoksa teyemmüm yapabilir.

SORU: Bir kimse bir yerde hapsedilip ne abdest ne de teyemmüm alamıyorsa, nasıl namaz kılacaktır?

CEVAP: Bir yerde hapsedilip abdest ve teyemmüm almağa imkân bulamayan kimsenin kendisine namaz kılmak farz olup olmayacağı hususunda ihtilâf vardır. İmam-ı Âzam’a göre böyle bir kimseye namaz kılmak farz değildir. Çünkü Peygamber (sa.) buyuruyor ki: “Abdest ve teyemmüm olmadan namaz yoktur.” İmam-ı Şafiî’ye ve İmameyne göre abdest ve teyemmümü olmadığı halde yine namaz kılmakla mükelleftir. Ancak bilahare iade etmesi lazımdır. Hanefî kitaplarında kaydedildiğine göre namaz kılmak lâzım olduğu takdirde niyet getirmeyeceği gibi kıraat de olmayacaktır. Sadece namaz taklid edilecektir. Çünkü bu hakiki namaz değil, ancak namaz kılan kimselere benzemek için böyle bir merasimin icra edilmesi isteniyor.

Beyhan  Büşra  Özkul 
KAYNAKLAR:
* Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan – Güncel Meseleler 1/2
* Prof. Dr. Orhan Çeker – Fetvalarım 1
* İskenderpasa.com