Gönlü Bahar Açmışlara

Saliha YILMAZ

        Çocukluğum birbirinden farklı üç yaşlının arasında geçti. Şimdi o günlere bakınca üçü de çok güzel ve çok özellermiş. Anneanneme de babaanneme de nine derdim. İki ninemle birlikte bir de komşu ninem vardı. Anneannemin küçük bir bahçesi vardı. Bahçesinde o kadar çok çiçek ve ağaç yetiştirirdi ki akıl almaz. Kapıdan girince bir taraf da aslanağzılar, karanfiller, kasımpatılar bir taraf da güller, sümbüller, zambaklar.. Kısacası ne ararsanız vardı. Bahçeye girdiğimde nefes aldığımı hissederdim. Canım ne zaman sıkılsa kendimi orada bulurdum. Çiçeklerin kokusunu içime çeker her birini sever onlarla konuşurdum. Ninem öyle emek verirdi ki! Küçük bir çapası vardı, onunla küçücük bahçesinde harikalar oluştururdu. Sanmayın ki sağlığı yerindeydi. Yatağa düşüp kalkamayacak hale gelene kadar bahçesiyle uğraşmayı hiç bırakmadı. Dizini büküp eğilemediğinden şilte alıp üzerine oturur öyle iş görürdü. Şimdi yeşile ve çiçeğe bu kadar hasret büyüyen çocukları düşününce nineme ne kadar dua etsem az. Oturarak otlarını temizleyip suyunu verip kazdığı o güzelim bahçenin yerinde maalesef şimdi başkaları hoyratça yaşamakta.
Nefes aldığımı hissettiğim cennetten bir yerdi orası. Defterlerimin arasına özenle kuruttuğum çiçeklerin sanki kaybolacağından korkmuşum. O günlerde hayret ettiğim bir şey de ninemin ağaçları aşılatması olayıydı. Ahlat ağacından armut ağacı aşısı yaptırıp, dut ağacının bir tarafının beyaz dut bir tarafının kırmızı dut olduğunu görmek çocuk aklıyla muhteşem bir tabiat cümbüşünden öte anlaşılmaz bir olaydı da. Ninemi yorduğunu düşünüp annemin ve teyzemlerin bahçeyle uğraşmaktan vazgeçmesini istediklerinde asla vazgeçmediğini hatırlıyorum. Onun için bahçesi hayat amacıydı sanki! Hayatını yenileme ve yaşam enerjisi aldığı yerdi. Köydeki bütün çocuklar 23 Nisan çocuk bayramında ninemin bahçesinden çiçek toplayıp okula götürürdü ve o çiçeklerle okul süslenirdi. Onun için büyük zevkti.
Şimdi düşünüyorum da ninem kendini bahçesiyle ifade etmiş. Bahçesiyle mutlu olup mutlu etmiş. Mutlu olmuş olmasına ama asıl önemlisi onun için, insanları mutlu etmekmiş. Yetiştirdiği sebzelerden ve meyvelerden herkese ikram ederdi çünkü. Şimdiki düşüncemle aslında vakıf insandı ninem. Gelen gecen yesin tatsın niyetiyle küçücük bahçede zeytin ağacından badem ağacına elmadan cevize erikten incire neler vardı neler. Meğer gönlü genişmiş mübareğin. Öyle olmasa onca şey mümkün değil yetişmezdi.
Gerçekten mühim olan da gönlün genişliği ve gönlün çiçek açmasıymış.
Hasta olup yatağa düştüğümde bana hep bir demet çiçek getirirdi. Özellikle sümbül ve zambakların kokusunun iyileşmeme etkisi olduğunu hissederdim. Keşke hastalandığında ona pahalı oyuncaklar yerine herkesin bir çiçek getireni olsa.

Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;

Gönlü her yerde buhardan gibi yıllarca tüter.

Ve serin serviler altında kalan kabrinde

Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter.

Dediği gibi Yahya Kemal’in, ninemin ve tüm gönlü bahar açmışların kabrinde güller açsın, bülbüller ötsün inşallah vesselam.