Gıda Maddelerinde Özlemlerimiz!

PANZEHİR DERGİSİ BAŞMAKALELERİ h
Gıda Maddelerinde Özlemlerimiz!
Panzehir, sy. 32 (1995)

Mahmud Es’ad COŞAN

Geleneksel gıda maddesi, yemek; mutfak, yiyecek, içecek ve kuruyemiş kültürümüz göğsümüzü kabartacak kadar güzel, zengin ve üstündür. Biz bunları her yöreden toplayıp, tespit etmeli; büyük, ansiklopedik eserler halinde yayınlamalı, mümkünse günümüzde de kullanıp yaşatmalıyız.

Almanya’da uzun zaman yaşayan bir kardeşimiz bana: “Almanlar lezzetli yeme-içmeyi, değişik yemek çeşitlerini bizden öğrendiler; bizden önce, çok zayıf ve fakir bir mutfakları vardı.” dedi. Batı’ya, çok değerli bir gıda olan yoğurdu biz tanıttık; dönerimiz dünyanın dört bucağında Amerika’dan Avustralya’ya kadar en gözde yemek türlerinden biri. Ben şahsen Adana’nın kebaplarına, Antep’in tatlılarına, Malatya’nın kuruyemişlerine, Maraş’ın dondurmasına, Çanakkale’mizin höşmerimine, Kayseri’nin pastırmasına, Edirne’nin beyaz peynirine vs. eğer bilseler, tüm dünyanın hayran kalacağını düşünüyorum.

Çocukluğumdan hatırladığım kadarıyla, köyümüzde ne kadar tatlı, güzel ve temiz hazırlanmış yiyecekler vardı ki onların dengini şimdinin modern şehirlerinde, bol çeşitli beynelmilel marketlerde bulmak asla mümkün değil.

Bize göre gıda, her şeyden önce helal olmalıdır; çünkü az da olsa haram yiyen bir kişinin kalbi kararır; mânevî feyzi ve hazzı kesilir, hayrı körelir; tevbe edip, hatasını telafi eylemezse âhirette de cezaya çarpılır, cehenneme düşer, cayır cayır yanar; çünkü haramdan hâsıl olan bir parça eti bile ancak cehennem ateşi paklar.

Gıdanın ikinci şartı temiz olmasıdır. Ecdadımız, her konuda olduğu gibi yiyeceklerde de temizliğe çok büyük titizlik gösterirlerdi. Her şeyi tekrar tekrar yıkarlar, şartlarlar; temiz su kabının içine parmak bile sokturmazlardı. En halis malzeme, tertemiz yıkanmış ellerle, kılsız, tozsuz, tortusuz, hilesiz, katkısız, halis, temiz, nefis, mis gibi burcu burcu kokulu, şahâne lezzetli, vücuda çok faydalı, gıda değeri çok yüksek olarak hazırlanırdı. Kesilecek tavukların, hayvanların gıdalarına bile çok dikkat edilir, pis bir şey yememeleri için günlerce önceden bakıma alınırdı.

Ne güzel ev işi gıda, yiyecek ve içecek malzemelerimiz vardı! Tarhanalar, bulgurlar, erişteler, kuskuslar, şehriyeler, pestiller, kaklar, erik, üzüm, incir, dut, elma kuruları, sele zeytinleri, reçeller, şuruplar, somaklar, kekikler, nâneler, kimyonlar, baharatlar, susamlar, çörekotları, meyve suyu tükenmezleri, koruk suları, yufkalar, tulum ve kavanoza tepme peynirler, turşular, süzme yoğurtlar… daha yüzlerce orijinal, bize mahsus, kalorili, vitaminli, şifalı çeşitler…

Şimdi özellikle şehirlerde yediklerimize içtiklerimize çok dikkat etmemiz gerekiyor: Bakıyorsunuz kâğıtlı bir şeker veya çikolatanın içine likör konulmuş; lokantadaki biftek şarapla terbiye edilmiş; filanca pastaya falanca haram madde katılmış; tavuk eti murdar olmuş; balık kokmuş, et ithal, müddeti geçmiş; yağ hileli ve sağlığımıza şiddetle zararlı; eften püften Batı’dan gelme, bize yabancı, kolesterolü artıran, damar tıkayan, kalp hastalığı yapan, mideyi bozan vıcık vıcık züppe tatlılar, şaibeli kekler, yapış yapış kremalar, nallı kuzudan(!) ve işkembe parçalarından sucuklar, kokmuş martı yumurtasından pastalar, ucuz, hileli ve zararlı malzemeden yemekler; kepeği, vitamini, faydalı kısımları alınmış saman gibi ekmekler, bozuk makarnalar, gösterişli, abartmalı, kabartmalı, boyalı, ama değersiz ve tehlikeli yiyecekler, haram maddeli, uyuşturucu katkılı, alışkanlık yapıcı, kanser edici gazoz ve meşrubat, barsak delici, sarhoş edici, hatta öldürücü içkiler…

Tavsiye ederim ki mümkünse bazı gıda malzemenizi kendiniz üretin; eti, tavuğu kendiniz kesin, kavurmayı, sucuğu, tarhanayı, bulguru… kendiniz yapın; bahçeli evde oturun, koyun, keçi, tavuk, besleyin, taze süt için, taze, temiz yoğurt yiyin, taze yumurta kullanın, bazı sebzeleri kendiniz üretin, dereotu, maydanoz, nâneyi saksılarda yetiştirin vs.

Has ve temiz gıda yiyin, temiz halis meşrubat için, temiz hava alın… ki rûhen ve bedenen, mânen ve maddeten sıhhatli ve kuvvetli kalasınız.