Gerçek İslam'a Geliniz

ilminfazileti_1358630850127

Gerçek İslâm’a Geliniz

Haziran 1991

Hayvanlar âlemine ibretle bakınız! Hayat amansız, acımasız bir mücadele! Zayıf, hasta veya beceriksiz olan canlı, güçlü ve atak olanlara yem oluyor; korunmayı, savuşup kurtulmayı veya çatışıp yenmeyi beceremeyen sahneden siliniyor. Her hayvan, hasım ve düşmanlarından korunmak ve kurtulmak için birtakım çare, alet, vasıta ve meziyetlerle donatılmış; mesela, kuşun kanadı ve gagası, kaplumbağanın kabuğu, boğanın boynuzu, arının iğnesi, yılanın zehirli dişi, aslanın güçlü pençesi, kokarcanın bayıltan kokusu, vatoz balığının çarpan elektriği, mürekkep balığının suya saldığı boyası, ahtapotun sekiz kolu var; ama karşı karşıya gelindiği zaman meziyeti üstün ve gücü fazla olan kazanıyor.

Biliniz ki yaşam mücadelesi aynen böyle, milletler, dinler ve kültürler arasında da cari. Zayıf milletleri, kuvvetliler yeniyor, yutuyor veya sömürüyor, esir gibi çalıştırıyor, mutluluğunu engelliyor, kalkınmasını çelmeliyor, birbiriyle çatıştırıp kırdırıyor.

İslâm dini hak, diğerleri Allah (celle celâlüh) indinde geçersiz ve batıl olduğu halde; kâfirler, müşrikler, putperestler, ateistler, dinsizler İslâm’la ve müslümanlarla kıyasıya mücadele etmekteler; İslâm imanı, İslâm kültürü, İslâm medeniyeti, İslâm ahlâkı müthiş ve muazzam bir saldırıya mâruz; yalan, dolan, iftira, zulüm, baskı tüm şiddetiyle her sahada (basında, radyoda, televizyonda, okulda, üniversitede) devam etmekte. Allah (celle celâlüh) düşmanları, Allah’ın nurunu söndürmeye, İslâm’ı yeryüzünden kaldırmaya, mâzînin nisyan karanlıklarına gömmeye var güçleriyle çalışıyorlar.

Durum vallahi ve billahi ve tallahi böyle!

Peki, durum mademki böyle, çare ne?

Çare, tek ve kesin çare, “gerçek İslâm”a sarılmak! Çünkü tüm dertlerin devası “gerçek İslâm”da!

“Gerçek İslâm” diyoruz, çünkü İslâm’ın da sahtesini, sulandırılmışını çıkardılar. Zamanımızda düşmanlar İslâm’ın gerçek yönüyle anlaşılmaması için de sayısız tuzaklar kurmuş, hadsiz hesapsız oyunlar düzmüş, binlerce batıl kitap yazmış, bunları dünyanın her dilinde yayımlamış, nice gizli teşkilatlar kurmuş, nice sinsi faaliyetlere girişmişlerdir. Böylece maalesef kültürsüz halk kitleleri kandırılmış, bilgiç yarı aydınlar (!) uyutulmuş, nesiller batıl ideoloji ve heveslerle avutulmuştur.

Gerçek İslâm, Kur’ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîf Müslümanlığıdır.

Gerçek İslâm, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat Müslümanlığıdır.

Gerçek İslâm, zamane Müslümanlığı değil, “Sahabe Müslümanlığı”dır: devr-i cehâlet değil, “Asr-ı Sa’âdet Müslümanlığı”dır.

Gerçek İslâm, takva ve ihlas, ihsan ve irfan yoludur.

Gerçek İslâm, ilmiyle amil, hakikî alimlerin, âşık-ı sâdık ariflerin yoludur.

İlme ve irfana, hadis ve Kur’an’a sırt çevrilerek, tasavvufun, nefis terbiyesinin karşısına çıkarak, dünyanın, mevki ve makamın peşinde koşarak, nemelâzımcılıkla, dinde batıl tevil ve indi yorumla, kısır bilgiyle, taklidi imanla, kuş kadar beyinle, fötr ve kravatla, sinekkaydı tıraşla, ütü ve boyayla, riya ve sümayla, cahilce içtihatla, fî ğayri sebîlillâh cihadla hiçbir hayırlı sonuca ulaşılamaz. Böylesine burnunun doğrusuna gidenler, sonunda muazzam hüsrana ve çok büyük zarar ve ziyana uğrarlar. O halde:

Ey bîçare zamane müslümanları!

Aklınızı başınıza alınız, Allah’tan hakkıyla korkunuz. Allah’ın dinine, hizmete koşunuz!

Etrafınızda dönen dolapları farkediniz; yalana, göz boyamacılığa kapılmayınız; yalancıya, menfaatçiye, fırsatçıya, vefasıza, sahtekâra, hilekâra, mekkâra alet ve destek olmayınız!

Doğrudan, doğruluktan, haktan, adaletten, sıdk ve sadakatten ayrılmayınız; günahkâr da olsanız tevbe ediniz, sadıklarla beraber olunuz!

Allah’ın ipine sımsıkı sarılınız ki düştüğünüz korkunç uçurumdan, muazzam zilletten kurtulabilesiniz; hakta, Kur’an’da birleşiniz, birr ve takvada yardımlaşınız,  günahta ve düşmanlıkta zalimlerle iş birliğine asla bulaşmayınız ki cehenneme düşüp yanmayasınız.

Gerçek İslâm’a geliniz ki dünyada ve âhirette izzet ve itibar; saadet ve selamet ve rızâ-yı Bârî-i settâr u ğaffâr bundadır.

*

Dipnotlar:
1. 3/Âl-i İmrân 103.
2. 5/Mâide, 2.