Gelişime Vesile Olacak Değişim

unnamed

Yüce Rabbimiz dünya kurulduğundan beri zamana göre pek çok Peygamber ve kitaplar göndermiş. Şeytana ve nefse uyan insanlara doğru yolu öğretsinler, değişme ve gelişme olsun diye. Son Peygamberden sonra bu işi hakiki âlimler, evliyalar, Peygamber varisleri tebliğ etmeye başlamışlar, Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin önderliğinde.

Değişim ve gelişim, bir eğitim meselesidir. Bunun şartları da; iyi yetişmek ( eğitim ), organize olmak, bilimsel çalışmak ve hizmeti plânlamaktır. Bir milleti eğitim, eğitimi de fazıl ve kâmil ilim adamları kurtarır. O yüzden Müslümanında iyi yetişmiş ve sosyal olanı makbuldür. Şahsiyet sahibi insan sorumluluk taşıyan; kendi hareketlerinden olduğu gibi şuurunun eriştiği bütün hareketlerden kendine sorumluluk payı çıkaran insandır. Meselâ bir soru sorsak şanslı insan kime denir diye? Cevabı kolay ve manidar, her şeyi fark eden, önüne gelen fırsatları değerlendiren şanslı insandır. Yani dünyaya gelişimizin amacını fark edememişsek o zaman değişim ve gelişim olmayacaktır. Hayatın her anının farkında olmak için düşünmek, tefekkür etmenin gerekliliği ortaya çıkar.

Değişimde, aklın ve düşüncenin yeri inkâr edilemez. Kim değişmiyorsa aklını kullanmıyor, düşünmüyor, fikrini geliştirmiyor demektir. Bu da Kur’an’ın “Belhüm adal” dediği hayvanlardan aşağı bir derekeye düşmeye sebep olur.

Değişimin diğer yüzü, öldükten sonra ortaya çıkacaktır. Kıyamet koptuktan sonra herkes ikinci surun üflenmesi ile birlikte kabirlerinden kalkacak hesap görüldükten itibaren Cennetlikler genç yaşta olacak, bu en ilginç değişim olup Allah’ın gücünün, yaratma kudretinin en net görüntüsüdür. Değişime giremeyen gelişemez ileriyi göremez. İnsanlığa hizmet edemez, olaylara geniş perspektiften bakamazlar, lider olamazlar. Fikir, düşünceye zemin hazırlayan ortamdır. Fikir akılla olur, aklı olanın; fikri olması, fikri olanın tefekkürü şarttır. Fikirde olaylara objektif yaklaşım her şeyde adaleti göz önünde tutmak, sabırla, azimle, gayretle ve imanla birlikte hareket etmek gerekir.

Allah insana akıl vermiş, idrak, iz’an, düşünme, fikretme yeteneği bahşetmiş! Dünyayı, yönet, idare et, benim halifem ol, diye yetkilendirmiş. İnsanlar, her zaman değişmek ve gelişmek durumundadır. Hatta buna mecburdur. Bu ikisi olmazsa olmaz şarttır. Yanlışları silmek, hatada ısrar etmemek, aklı kullanmak, nefse uymamak, şeytanın yoluna değil, Allah’ın yoluna gitmek, insani özelliğe kavuşmaktır. En  dikkat çekici örnek, Hz. Ömer olsa gerek. O mübarek insan Hz. Muhammed ( s.a.v )’i öldürmek için yola çıkıyor ve Kur’an’ın etkileyici özelliği karşısında imana geliyor ve Cennetle müjdelenen bir sahabi ve halife statüsüne erişiyor! Onun adaleti dillerden düşmüyor. Akıl neyle başa gelir? Vahiyle yani Kur’an-ı Kerimle. Dünya ve ahiret saadetini kazanmamız için söylenen sözleri hatırlatmak isterim: “Yanlışta oyalanacak lüksümüz ve vaktimiz yok.” Gerçekten vaktimiz yok, ömürler rüzgâr gibi hızlı geçiyor. Rabbim yardım etsin, ama bizim de istememiz, gayret etmemiz, çalışmamız lâzım.

    • Kur’anı Kerimi mealiyle, tefsiri ile okuyup anlamamızı.
    • Dengeli ve doğal beslenmeyi: Sağlıklı, sıhhatli olmazsak nasıl İslam’a hizmet yapabileceğiz.
    • Çocuklarımıza önem verip güzel eğitimle İslam’a göre yetiştirebilmek.
    • Analitik ve kritik düşünmeyi öğrenmek. Analitik( çözümleyeci ) Kritik her yönüyle (Araştırmayı ) tavsiye etmişti.
    • Kur’an-ı Kerim’den Saff Sûresi’nin 4. ayetini öne çıkararak bize Kur’an’ı yeniden keşfettirdi ( Allah, kendi yolunda birbirine kurşunla kenetlenip kaynaşmış bir yapı gibi saf halinde kendi yolunda savaşanları sever.) Sûre, iman edip bu uğurda mücadele vermeyi konu ediyor. Şu güzel sözü de yazmadan geçemeyeceğim. “Kendinizi genç yada ihtiyar, kadın ve erkek ayırımı yapmadan, suni mazeretler üretmeden her gün, her an eğitin ve sürekli geliştirin.“
    • Bir insanın her bakımdan değişmesi, gelişmesi için doğru yolu gösteren Peygamber Efendimiz gibi bir öğretmeni olmalı. Ayrıca belirtelim ki dünyayı yaşanılır bir hale getirmek, kötülüğü engellemek veya iyiliği emretmek gibi, güzel ve doğru davranışlar dahi asıl amaç olmamalı.

Bu sayılan hedefler neticede Allah rızasını kazanmak için olmalıdır. Amaç, gerçeği, hakikatı, Hakk’ı bulmaktır. Allah’ım davranışlarımızı inancımızla bütünleştir. Bizlere Seni hatırlatan haller, Seni anlatan diller, sevginle dolup taşan aydınlık kalpler nasip eyle. Sözümüzü de özümüzle bütünleştir. ÂMİN

Ayşe Rabia