Gafletten Sıyrıl Farkındalığı Kuşan

unnamed

Farkındalık ve gaflet iki zıt kavram. Birinin varlığı diğerinin ortaya çıkışını ve sürdürülebilir oluşunu engelliyor. Çok geniş anlamları olan bu iki kavramı belirli bir yönünü ele alarak gündeminize taşımak istedim. Farkındalık, batılı kafa ile anın farkında olmak, hissetmek ve anı yaşamak… Müslüman birey farkındalığı bu tanımın düz manasıyla algılasa bile, pekâlâ geçmişi ve geleceği sağlıklı değerlendirmek için anın kıymetini bilmek olarak açıklayabilir. Gafil bir kişi için farkındalıktan söz etmek mümkün değil. O, kendisi ve sorumlu oldukları konusunda edilgen, dikkatsiz, dalgın, dağınıktır. Gafilin tedbirsizliği, duyarsızlığı ve önemsememezliği yanında ertelemeciliği karakteristik özelliklerini oluşturur.

İnsan,  psikolojik kitlenin değersiz bir parçası mı olacak, yoksa hayırlı bir topluluğun  (Fırka-i Naciye) değerli bir üyesi mi olacak? İşte gafleti terk edip farkındalıkla ilk yol ayrımı noktasında elde edeceğimiz kazanç bu. Tüm topluma ve şahsının geleceğine yatırım yapabilecek ufka ve vizyona sahip olanlar ancak farkında olanlardır ve farkındalık denilen üstün meziyet fedakârlık denilen yüksek erdemle elde edilir. Fedakârlık öncelikle bilgiye ulaşma çabası için gerekli. Bilgi ile sorumlulukların farkına varılır ve gafletten sıyrılmak için irade nin de gücü ile farkındalık gelişir. Farkındalık ve irade, değişimi getirecektir. Değişim, gafletten kurtulan ve Hz. Mevlana’nın ‘bağlarını kopar da hür ol evlat’ dediği gibi dünyevi beklentilerini törpülemesini bilen bireylerin başarabileceği bir durumdur. Fedakârlık öncelikle bilgiye ulaşmak için gereklidir dememizin elbette bir dayanağı var. Oku emri ile izah edilmeye çabalanmış ilim öğrenme İslam’ın birçok emir ve yasakları için dayanaktır. Birçok ayette bununla birlikte ve bundan ayrı olarak bir de hür irade vardır. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in(SAV) öğretisinde  “bilgilenme ve hür irade “ vazgeçilmez bir yer tutmaktadır. İşte tam burada bilgi edinmek için irade ve gayretle, gafletten kurtulup farkında olmak, asıl kavramla ifade edilecek olursa farkındalık ortaya çıkar.

Bilmekle yola çıkan birey hür iradesi ile ‘ psikolojik kitlenin ’parçası olmamaya karar vermiş olur. O kişi zımmen şunu der: “Ben bilgisini aklın rehberliği ile kullanan, gafil olmayan ve hür irademle psikolojik kitlenin parçası olmayı reddeden bir kişiyim. “Anasının hür olarak doğurduğu ve fıtrata uymak noktasında irade beyanında bulunan kişi, kendisini, sorumlu olduğu toplumu ve doğal denge için gafil kalmaması gerektiğinin pekala farkında olan kişidir.

Kitlelerin aklı, yargılama gücü ve ileri görüşlülüğü yoktur. Onların çok güçlü anlık duyguları vardır. Sorumluluk sahibi ise sadece duyguları ile hareket edemez. O aklıyla hareket eder, geçek kaygısı vardır ve doğruyu yanlışı ayırt etmek için yargılara başvurmalıdır. Farkındalık geliştirmek, sosyal bir varlık olan insanın sorumluluk alanlarını tamamına olmak durumunda. ”Ben kimim ve bu hal neyin nesi?” diye sormakla başlayan bir iç muhasebe ve bu temel suale verilecek cevap bilgiye muhtaçtır. Bu bilgi sahih olmalı ve ona ulaşmak kesinlikle çaba gerektiren bir şey. Bahse konu çaba, gafletten kurtulmak için irade ortaya koymaya cehdetmek demektir.

Sorumluk alanlarımızla ilgili Farkındalık geliştirmeğe çalışmak hayatı anlamlandırma çabasıdır. Dışımızda fıtri olana karşı bizi maniple etmeye çalışan bir dünya var. Farkındalık aynı zamanda bu dünya ile mücadelemizdir. Fıtrata savaş açmışlara karşı kutsal savaşımız, duruşumuzdur farkındalık. Dış güçler ancak içimizde yaradılıştan bize bahşedilen iç güçlerimizin zayıflaması ile başarabilme yoluna girerler. Mesela, bu iç güçlerimizden biri olan irademizin zayıflaması ile harekete geçen dış güçler manipülasyonun ilk meyvelerini alır ve daha çoğu için bizi ikna eder. Zayıflık gafletin gelmesi ve karabasan gibi üzerimize çökmesidir. İradenin beslenmesi için bilgiye ve diğer iç dinamiklerimizin yardımına ihtiyacımız var. Yüce yaratıcının irade sahibi, aklını kullanan ve insanlığın başından beri sırlarına tam olarak vakıf olamadığı “dua silahına” sahip her bireye muhakkak bahşettiği mükemmel hasletlerdir bunlar.

İçimizde bize kötülüğü emreden ve mücadele etmemizin öncelikle gafletten kurtulmak bakımından elzem olduğu nefsin sahte bir tanrı olduğunu bilmek, bunun farkında olmakla başlayalım. Farkındalık için büyük, çok büyük bir adım atmış oluruz.

Erhan Bağ