Fıkhi Sorular -2

302821_241662542627310_637331507_n

1. Soru: Kur’an-ı Kerim ölülerin ruhlarına hediye edilebilir mi, sevabı onlara ulaşır mı? Yoksa Kur’an dirilere mi inmiştir?

-Evet, Kur’an dirilere inmiştir amma, Kur’an-ı Kerim’in sevabı ölülere de bağışlanabilir. Neden? Peygamber SAS Efendimiz’e sordu birisi, dedi ki:

“–Yâ Rasûlallah! Annem benden bir çeşme istemedi. Ben o istemediği halde bir çeşme yaptırsam, yaptırdığım çeşmenin sevabını anneme bağışlasam, gider mi sevabı?”

Peygamber Efendimiz de: ” Gider.” dedi.

O da annesinin hayrına çeşme yaptırdı, üstüne de annesinin ismini yazdırdı.

Demek ki, ahiretteki bir insana gönderilebiliyor. Kur’an-ı kerim okumanın da sevabı vardır, onun sevabı da gönderilebilir. Tabii asıl maksat, bizim okuyup Allah’ın sevgili kulu olmamızdır.

2. Soru: Kur’an-ı Kerim’in Türkçe meali abdestsiz okunabilir mi? Okunursa feyz ü bereketi ne kadar olur? Radikal arkadaşlar, “Abdestsiz okunur!” diye telkinde bulunuyorlar.

-Radikal arkadaşlar fakih değildir. Bu iş radikallikle, kendi kafasından hüküm vermekle hiç olmaz. Dînî emirlerin bir ciddiyeti vardır.

Hazret-i Ömer bu hususta diyor ki: “Eğer ben aklımla, mantığımı yürüterek meshetmek düşünseydim, ayağımın üstünü değil altını meshederdim. Çünkü, tozlanan altıdır. Ama Peygamber Efendimiz üstünü meshetmeyi tarif etmiş; o tarzda yapılıyor.”

Dînî ahkâmda, hele fakih olmayan bir insanın ictihada kalkması çok büyük edepsizliktir. Hatta alimin birisi diyor:

(Men tefakkaha bigayri fıkhin fehüve hımârun) “Fıkıh bilgisi olmadan ahkâm kesmeğe kalkan eşektir.” diyor. Öyle şey olmaz! Din oyuncak değildir. İlmihali açsın; büyükler ne demişse ona göre hareket etsin herkes…

Ömer Nasuhî Hocamız diyor ki: “Meal bile olsa, abdestsiz tutulmaz!” Dînî kitaplara hürmet edilmesi lâzım! İçinde ayet hadis bulunan kitapların abdestli tutulması lâzım! Tarikat da bir insanın abdestli gezmesini tavsiye ediyor.

(Lâ yemessehû illel mutahherûn) “Bu Kur’an-ı Kerim’e temiz olmayanlar el süremezler!” diye ayet-i kerime var. Gerçi bu ayet-i kerimenin çeşitli tefsirleri olabilir ama, fıkıh âlimlerimiz abdestsiz tutulamayacağı kanaatine varmışlar.

Ötekisine ne oluyor? Arapça bilmez, Kur’an-ı Kerim’i bilmez, tefsir bilmez, hadis bilmez; radikal İslâm’cı… Ben öyle çok radikal İslâmcı kimseleri biliyorum. Olmaz böyle şey, bu iş oyuncak değildir. Din ilmi hiç oyuncak değildir. “Kendi re’yi ile Kur’an-ı Kerim’i tefsir eden, cehennemde yerini hazırlasın!” diye hadis-i şerif var… Kendi fikriyle olmaz bu işler… Bir şer’î delile, fıkhî bir mezhebe dayanması lâzımdır ictihadın. Bu da, bu işi bilen aklı başında insanların işidir.

Bizim Mehmed Emin Er Hoca, Mısır’a uğramış. Kendisi fakih… Orda âlimlerle sohbet etmiş. Diyor ki: “Orda mesele soruyoruz, ‘Kanaatiniz nedir?’ diye… ‘Şöyledir.’ diye atıyorlar.” diyor. Yâni, delil getirmeyi gerekli görmüyor. Adam düşünüyor kafasından, “Şöyledir.” diyor. Bizim radikaller de öyle…

Bak, ömrünü fıkıh ilmine vermiş olan Mehmed Emin Er Hoca, ayıplıyor. “Delilsiz konuşuyorlar. ‘Peki niçin? ‘ diyorum; sebep söyleyemiyorlar.” diyor. Sebep söylenmeden olmaz ki! Kaynak gösterilecek, ayet ve hadisten mesned gösterilecek. O olmadan olmaz.

3. Soru: Kasetten Kur’an dinlemek caiz mi?

-Caizdir. Dinlersin, nasıl telâffuz ettiğini öğrenirsin. Öyle hafızlar biliyorum ki, hafızlığa çalışıyor; kendisi sayfası okuyor, bir taraftan teyipten dinliyor. Yine okuyor, yine teyipten dinliyor… Böylece iyi telâffuz eden bir ağızdan Kur’an-ı Kerim’in telâffuzunu öğrenmiş oluyor. Faydası vardır, tavsiye ederiz.

İyi bir hafızın, çok üstad olduğu mâlûm ve müsellem olan bir kimsenin kasetlerini alın, dinleyin! Güzel öğrenin, güzel okuyun!

4. Soru: Duvarında ayet asılı bir odada ayak uzatmak veya uyumak uygun mudur?

-Çok büyük bir mahzuru yok! Biz burada edebimizden böyle şeyleri yapmıyoruz ama Suud’da adamlar başının altına Kur’an-ı kerim’i koyup yatıyorlar bile… Öyle yapmak câiz değil tabii…

Osman-ı Gazi Hazretleri Şeyh Edebâli Hazretleri’nin evine gittiği zaman, duvarda asılı bir şey görmüş. “Bu nedir?” demiş. “Kur’an-ı Kerim…” demişler. O da hürmetinden sabaha kadar ayakta durmuş. Tabii, biz bu edeble, Osmanlı terbiyesiyle yetişmişiz yâni…

5. Soru: Kur’an okurken, zikir yaparken bir türlü gözümden yaş gelmiyor; ne tavsiye edersiniz?

-Bunun olması için bazı şartların yerine getirilmesi lâzım! Meselâ, oruçlu iken rikkatlidir insan… Oruç tutuyorsunuz, ikindi de gayet rikkatlenirsiniz. Çünkü mide boşaldı, kalb feyizlendi; o zaman göz de rikkatlenir.

Tok karınla, binbir meşgale ile, ağırlıkla o duygular o kadar incelmiyor; o bakımdan olmuyor. Allah yardımcı olsun, güzel haller nasîb eylesin…

Allah isteyene, istediğini verir. Ben kendim hayatımda şahidim ki, Allah kullarına neyi isterlerse veriyor, her istediğini veriyor. Siz Amerika’yı fethetmeyi isteyin, Amerika’yı fethi de verir Allah… Ama, istemiyor kimse… Çalışmıyor, gayret etmiyor, vazifesini yapmıyor; ondan olmuyor.

6. Soru: Yalnız Kur’an-ı Kerim’in mealini esas alarak hüküm vermek, ne derece doğrudur?

-Son derece yanlıştır. Kur’an-ı Kerim’in mealinden hüküm çıkmaz. Çünkü, Kur’an-ı Kerim’den hüküm çıkartacak babayiğit yoktur. Kur’an-ı Kerim’in açıklaması mahiyetinde hadis-i şerifler vardır; alimlerin, fakihlerin beyanları vardır. Kur’an-ı Kerim’in mânâları incedir. Kur’an-ı Kerim’in esrârı çoktur. Kur’an-ı Kerim’in ifadesi vecizdir. Oradan ahkâm çıkartmak için, İmam-ı Azam gibi olmak lâzım, İmâm-ı Şâfiî gibi olmak lâzım!..

Mealden ahkâm çıkartan kimse, çıkartırsa da yanlış olur. Çünkü o konudaki hadis-i şerifleri de bilmesi lâzım gelir. Çok yanlış bir şey yapar. “Kur’an-ı Kerim’i kendi re’yiyle te’vile, tefsire kalkan, cehennemdeki yerini hazırlasın!” diye hadis-i şerif vardır.

Kur’an-ı Kerim oyuncak değildir. Kur’an-ı Kerim’deki hatâ başka şeye benzemez. Elektrik şebekesi yapan insan, yüksek voltajla çalışan usta, elektriği bağlarken yanlış bir şey yapsa, iki tarafı tutsa, elektrik hatâyı affeder mi?.. Affetmez; çarpılır, kömür olur. Kartal bile uçarken, bir kanadı oraya değiyor, bir kanadı öbür tarafa değiyor; çarpılıp aşağıya düşüyor. Neden?.. Elektriğin şakası yoktur, oyuncak değildir.

Kur’an-ı Kerim’in hiç şakası yoktur! Kur’an-ı Kerim çocuk oyuncağı değildir. Zibidilerin oyuncağı da değildir. Kur’an-ı Kerim, çok büyük alimlerin üzerinde konuşabileceği bir şeydir. Öyle mealcilikle, yarım yamalak bilgi ile bu iş olmaz; müctehid olmak lâzım!..

Müctehid olmadan, öyle Kur’an-ı Kerim’i okuyacak da, anlayacak. Sen gel bakalım, ben sana Kur’an-ı Kerim’i harekesiz yazayım, harekesiz doğru okuyabilecek misin bakalım? Kur’an-ı Kerim’i harekesi olmadan doğru okuyamayan bir insan, Kur’an-ı Kerim üzerinde hiç konuşmağa kalkmasın, haddini bilsin! Okuyabilecek misin doğru düzgün?

Ben nice insanlar gördüm, üniversitede doçentlik imtihanına girdiler tefsir kürsüsünde; önünde yazılı Kur’an-ı Kerim ayetlerini, harekesiz doğru düzgün okuyamıyorlar. Öyle profesörlükle, doçentlikle de olacak değil, bayağı büyüktür bu iş… Ateşle oynuyorlar. Yanlış bir hüküm verirsin, kendini de mahvedersin, başkasını da…

“Allah-u Teâlâ Hazretleri insanlara ilmi verdikten sonra, çekip almaz; alimleri alır, geriye cahiller kalır.” buyuruyor Peygamber Efendimiz… İmam Buhârî’nin Sahih-i Buhârî’sinde vardır bu hadis-i şerif… “Millet de onları adam sanar, mesele sorar. Onlar da kafalarından cevap verirler. Hem kendileri dalâlete düşerler, hem de kendilerine soru soranları dalâlete düşürürler.” diyor.

Onun için, din ahkâmı şakaya gelmez! Bu işin şakası yoktur. Meal ile iş olmaz! Meal ile iş olmadığı gibi, derin Arapça bilgisi olacak, tefsirleri okuyacak, hadisleri okuyacak… O da yetmez; o konudaki bütün ahkâmı inceleyecek. Yine de edeple, hürmetle konuşacak, “Allahu a’lem bis savab” diyecek.

7. Soru: Hangi tefsiri okumamızı tavsiye edersiniz?

-Ben Said Havva’nın El-Esas fit Tefsir’ini beğendim. O okunabilir. Ayrıca İbn-i Kesir’in Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri isimli kitabı okunabilir.

8. Soru: Hangi tefsir kitaplarını okumamızı tavsiye edersiniz?

-Elmalılı’nın tefsirini okuyun! Kendisi büyük bir alimdir. Tefsiri, selâhiyetle yazılmış güzel bir tefsir kitabıdır.

Eğer Arapçasından okuyabilirseniz Kurtubî Tefsiri’ni tavsiye ederim. Çok geniş, çok metodlu, çok sağlam malzeme ihtivâ eden bir tefsirdir.

İbn-i Kesîr’in tefsirini tercüme ettiler ama, çok ilâveler koymuşlar. Bazı yerleri sıkıcı… Almış jeoloji kitabından; ayet-i kerimede arzdan bahsediyor diye jeoloji kitabının sekiz sayfa, on sayfa mâlûmatını yazmış. İbn-i Kesîr yazmadı ki bunu; sen İbn-i Kesîr Tefsiri’ni tercüme ediyorsun, ne diye bunu koyuyorsun?.. “Bak filânca yerde!” diyecek yerde, oraya bakması zahmet olmasın diye jeoloji kitabının, biyoloji kitabının malzemesini araya eklemiş. Tabii o zaman İbn-i Kesîr Tefsiri olmuyor, İbn-i Kesîr Tefsiri’nden mülhem olarak yazdığımız bizim tefsirimiz demek oluyor.

İbn-i Kesîr’in tefsiri hadislerle ayetleri izah eden, metod olarak hadisleri tefsirde kullanan güzel bir tefsirdir. Onun da açık seçik bir Türkçe ile yazılmış tercümesi var… O da bulunabilir, okunabilir.

9. Soru: Bazı kimseler Kur’an’ı makamla; rast, sabâ, hicaz makamlarıyla okuyorlar. Bu makamlar mûsikî makamları değil midir, caiz olur mu?

-İnsan bilse de bilmese de, bir kıraat tutturdu mu, o bir makama girer.

(Ve rettilil kur’âne tertîlâ) buyrulmuş; Kur’an’ı tertil ile, makam ile okumak lâzımdır.

(Zeyyinül kur’âne biasvâtiküm) “Kıraatinizi güzel sesinizle zînetlendirin de, tesirli olsun!” buyrulmuş. Onun için Kur’an-ı Kerim’i böyle bir ahenk ile okumak lâzım. Düz, konuşur gibi, hitab eder gibi bir tarzda değil de; ilâhî okur gibi, –tabiri caizse– melodi ile, makam ile okumak vardır. Peygamber Efendimiz’in emridir.

Bunu ustalar şu makamdan okuyabiliyor, bu makamdan okuyabiliyor; mûsikî niyetine okumuyorlar. Uygun olanı Arap lâhnine uygun olarak okumaktır ama, ötekiler de câizdir.

Prof. Dr. M. Es’ad Coşan, Güncel Meseleler -2-