Fatih'in Eğitim Anlayışı

Nurcihan ÇARDAK

Müstakbel İstanbul Fatih’i fethe ihtimamla yetiştirilmiştir. Cennetmekân Sultan Murat Han şaşaalı bir devlet, faziletli bir millet bırakmıştı evladına. Hatta kendisi de İstanbul’u fetheden kutlu komutan olmak istiyenlerdendi . Bir gün Sultan Murat Han gönüller sultanı Hacı Bayram-ı Veli ile muhabbet eder ve bir ara “Şeyhim, İstanbul’u fethetmek bana nasip olacak mı ?” diye sorar. Hacı Bayram-ı Veli’de “Hayır İstanbul’u fethetmek sana nasip olmayacak şu köşede oynayan çocukla bizim aksakallıya nasip olacaktır.” Müjdeyi Şeyhinden alan Sultan Murat Han küçük Mehmet’in eğitimine daha da özenmiştir. Küçük Mehmet’in ilk hocası ünlü Müfessir Molla Gür ani’dir. O sırada Mehmet 5 yaşındadır ama o küçücük bedenine kocaman bir dahi insan sığmıştır.

Geleceğin Fatihi  mizaç olarak serttir. Gerektiği yerde hedefleri uğruna dik başlıdır. Fetih esnasında “ Ya ben İstanbul’u alırım ya da İstanbul beni”  sözü onun karakterine ne kadar da yakışmıştır.

Molla Gürani Hazretleri tatlı sert eğitim tekniğiyle öğrencisini güzelce yoğurmuşlardır. Hatta ilk derse gelirken Molla Gür ani yanında bir sopa getirir. Küçük Şehzade bir hocaya bir de sopaya bakar. “Bu sopayı niye getirdiniz?”diye sorar. Hoca da “Arada bir tembellik tozlarını silkelemek için getirdim.”der.Mehmet hala dik başlılığına devam etmektedir  ve “Hiç padişah çocuğu dövülür mü? Sizi baba söylerim.” deyince  Molla Gürani’de “İyi ya bugünün Şehzadesi yarının Padişahı olacaktır. Padişahı alim olan bir millet aydınlıktır, padişahı cahil olan bir millet ise karanlığa mahkumdur. Onun için çırpıştıracağım.” demiştir. Ancak bu sopaya hiç hacet kalmamış Fatih’in azmi ve kararlılığıyla kısa zamanda ilim deryası olmuştur.

Genç yaşında yedi lisan öğrenmiş, astronomide, dini ilimlerde, harp silahları teknolojisinde şairlikte herkesin önüne geçmiştir. Meslek olarak da HZ. Davut aleyhisselamın kıssasını okuduğunda ondan ilham almış demircilik mesleğini seçmiştir.. Ecdadımız “Marifet iltifaha tabidir.” sözünü Fatih’de alimler üzerinde uygulamış maddi ve manevi  iltifatını alimlerden esirgememiştir. Zamanın ünlü matematikçi bilgini Ali Kuşçu’yu Osmanlı başkentine davet etmiş ve konak yerlerinde rahat etmesi için her mola için bin dirhem harcamıştır toplam altı yüz bin dirhem harcayarak Ali Kuşçu’yu İstanbul’daki Ayasofya medresesine müderris tayin etmiştir.

Fatih, vakıf eseri olarak yaptırdığı Semaniye Medresesinde üç yüz altmış odası vardır. Fatih ilmi çalışma yapmak için Semaniye medresesinde kendisine bir oda tahsis edilmesini ister. Fakat idareciler sadece imtihanı kazanabilenlere oda verilebileceğini söyler. Bunun üzerine Fatih sınava girer ve kazanır. Bizzati yaptırdığı medresede bir odaya sahip olmuştur.

İstanbul’a Fatih olarak girdiğinde dervişin biri gelir “Duamızın bereketi ile ne güzel de İstanbul’u aldın.”deyince  Fatih ”Duanızla olduğu gibi silahımızın payı yok değil hani dua zırhsa mermide silahtır.”demiştir. Bizleri ve gençliğimize numunei imtisal teşkil eden Fatih Sultan Mehmet’in arkasında yürümeyi Cenab-ı Allah nasip etsin. Mekanları cennet olsun ruhları şad olsun.

Kaynakça:

1-Ramazan Ayvalı Fatih’i yetiştiren ilim Adamları (2002)

2-Tahsin Ünal Osmanlılarda Fazilet Mücadelesi

3-Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu Osmanlı Medeniyet tarihi