Ey Allah’ın Kulları, Kardeş Olun!

 ..“Hepiniz toptan Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın, (onu hayata hâkim kılın, ihtilaf ve tefrikaya düşüp fert fert, grup grup) parçalanıp ayrılmayın. Allah’ın üzerinizdeki (İslâm) nimetini hatırlayın; Hani siz birbirinize düşman (kabileler) idiniz de (Allah) kalplerinizi (İslâm’da) birleştirdi. İşte O’nun (İslâm dîni) nimetiyle (hepiniz) kardeş oldunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan sizi (İslâm ile) O kurtardı. İşte Allah, ayetlerini size böylece açıklıyor ki; doğru yola eresiniz.”  (Âl-i İmran Suresi /103)

İslam toplumu; Allah’a gönülden teslim olmuş, herkesin birbirinin elinden ve dilinden emin olduğu, bâr değil yâr olmanın peşine düşmüş insanların bir araya getirdiği ne güzel bir topluluktur. Ayetlerle hedef konulan, sünnetle örneklendirilen, sözün ‘selam’ olduğu, saadetin işaretlerine her anında şahit olunan hep istediğimiz ve özlediğimiz bir birliktelik…

Peki nice ayetlerin, hadislerin, büyüklerin hayatından pek güzel örneklerin dilden dile, -sosyal medya aracılığıyla- elden ele dolaştığı günümüzde nebevî iklimin ıslah edici, gönül okşayıcı o terbiyesinden neden yeterince istifade edemiyoruz? Bilmiyor muyuz, idrak mi edemiyoruz, yeterince önemsemiyor muyuz, ihtiyaç mı duymuyoruz? En azından her gün bu teşvik ve tavsiyelere muhatap olan nimetlendirilmiş insanlar olarak farkındalığımız hangi düzeyde?

Gelin, beraberce çağına ‘Saadet Asrı’ dedirten o güzel günlerde tesis edilen dostlukların mersus sırrını anlama niyeti ve duasıyla Efendimiz (SAV)’in sözlerine kulak, daha da önemlisi gönül verelim. Kararan gönül dünyamızı, O’nun rehberliğinde kazanacağımız güzel dostluklar vesilesiyle aydınlığa çıkaralım.

Efendimiz Hz. Muhammed (SAV), Ebû Hureyre (ra)’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor: “Mü’min cana yakındır. (İnsanlarla) yakınlık kurmayan ve kendisiyle yakınlık kurulamayan kimsede hayır yoktur. “ (İbn Hanbel, II, 400)

Hadis-i şeriften anlaşıldığı üzere, gerçek bir mümin olma gayretinde isek yaşadığımız toplumda insanlardan uzaklaşmamız değil, bilakis onlarla kaynaşıp halleşmemiz gerektiği işaret ediliyor. Münzevi bir hayat bize idealize edilmiyor. Destekleyen bir başka hadis-i şerif de: “İnsanların arasına karışarak onların eziyetlerine sabreden kimse,  insanların arasına karışmayıp eziyetlerine sabretmeyen kimseden daha hayırlıdır.”(Tirmîzî, Sıfatü’l-kıyâme, 55) ifadeleridir.

Toplum içinde yaşıyor olmak, insanlarla birtakım alışverişler içerisine girmek, bizim kendimizi ifşa edip tanımamıza ve güzel örneklerin peşinden gitmek de, yine kendimizi inşa ve ihyamıza vesile olacaktır. Hiç kimseyle muhatap olmadan yaşayan bir insan, pek çok duygu ve hasletlerinin farkına varmadan, kendi ucûb ülkesinde mutlu mesut yaşasa da bunun sonu acı verici olabilir.

Dinimizin, yolumuzun temeli sevmektir. İlla sevgi, ille de sevgi. Nefret ve sevgisizlik insanı tüketen duygulardır. Onları yok etmek için daha çok seveceğiz, sevme alıştırmaları yapacağız. Allah’ın yarattığı her şeyi Allah için seveceğiz. En çok da Allah’ın sevdiği mümin kullarını seveceğiz. Sevgisizliğin fena sonucu da hadis-i şeriflerde yer bulmuştur: “Geçmiş toplumların hastalığı size de bulaştı; haset ve kin beslemek. İşte bunlar kökten yok edicidir. Saçı tıraş eder demiyorum, dini kökünden kazıyıp yok eder. Bu canı bu tende tutan Allah’a yemin ederim ki; iman etmeden cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmeden de mü’min olamazsınız.” (Tirmîzî, Sıfatü’l-kıyâme, 56)

“Birbirinize nefret ve düşmanlık beslemeyin. Birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun! Bir Müslümanın din kardeşine üç günden fazla küsmesi helal değildir.” ( Buhârî, Edeb, 57) Bu durumun mahvedici bir hâl olduğu da Efendimiz(sav) tarafından bildirilir. (Tirmîzî, Sıfatü’l-Kıyâme)

O halde sevmek için çabalayacağız. Muallimlerin en güzeli Peygamber Efendimiz (SAV) sevmenin yollarını da bize öğretiyor. Bu yazımızda bu yolların üçünden bahsedeceğiz:

Barışın ve Güvenin Sembolü Selamı Yayın

“Size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir iş göstereyim mi? Aranızda selamı yayın.” (Müslim, İman, 93)

İslam’da hangi davranış daha hayırlıdır? diye sorulduğunda Peygamber Efendimiz (SAV)
“Başkalarına yemek yedirmen,  tanıdığına ve tanımadığına selam vermendir.” buyurmuştur.(Buhârî, İmân, 6) Öyle ki, kişinin yalnızca tanıdığı kişilere selam vermesini kıyamet alâmeti olarak nitelendirmiştir. (İbn Hanbel, I,405)

“Birbirine dargın olup karşılaştıklarında konuşmayan iki müminden, önce selam verenin daha hayırlı olduğunu ”(Buhârî, Edeb, 62) bildirerek selam vesilesiyle barış toplumuna giden usûlü göstermiştir.

Selam, barışın ve güvenin sembolü, iyi niyetin göstergesidir, en güzel dualardandır. İyi dilekleri ihtiva eden selam sözleri ilişkilerimize rahmet ve bereket kazandırır.

Efendimizin selam konusundaki teşvik ve ısrarını gören sahabi efendilerimiz de konunun önemini idrak edip ona göre hareket etmişlerdir. Hz. Peygamber’e (SAV) bağlılığıyla meşhur sahabi Abdullah b. Ömer’in alışverişi sevmediği halde yalnızca gördüğü kimselere selam vermek için çarşıya çıktığı nakledilmiştir. (Muvatta, Selam, 4) Kontrollü olarak dışarıya çıktığımız şu günlerde o kadar çok kişiye selam veremeyeceğiz belki, ama amellerin niyetlere göre olduğunu unutmayalım.

Hediyeleşmek, Gönülleri Yumuşatır, Kini Gönülden Uzaklaştırır

İkinci olarak Allah Rasülü gönüllerden kini çıkarıp yerine muhabbeti yerleştirmek için şöyle tavsiyede bulunuyor: “Hediyeleşin. Çünkü hediye gönülden kini söküp atar.” (Tirmîzî, Velâ,6)

“Musafaha edin ki; içinizdeki kin gitsin, hediyeleşin ki; birbirinizi sevin ve (aranızdaki) düşmanlık gitsin.” (Muvatta, Hüsnü’l-Hulk, 4) Bir süreliğine musafahalaşmayı ötelemiş olsak da hediyeleşmemek için bir mani olmasa gerek.

Hediye kabul etme meselesinde de sünnette en güzel yol gösteriliyor: “Allah için sizden bir şey isteyene verin, sizi davet edene icabet edin, size hediye verene karşılık verin. Karşılık verecek bir şey bulamazsanız, onun için dua edin” (İbn Hanbel, II, 96)

Efendimiz (SAV)’in kendisine yemek getiren Zeyd b. Sabit’e:  “Bârekellâhü fik.” (Allah bunu senin için bereketli kılsın) demesi de dua ile teşekkürün ifade biçimlerinden biridir.

Bir gün Hz. Peygamber (SAV) bir şey taşıyarak Hz. Aişe’nin yanından çıkan bir kadınla karşılaştı ve ona: “Bu nedir?” diye sordu. Kadın, “Bunu Aişe’ye hediye ettim ama kabul etmedi.” dedi. Hz. Peygamber (SAV) Aişe’nin yanına gelince ona: ”Kadının hediyesini kabul etseydin ya!” dedi. Aişe Validemiz, “Yâ Rasulallah(SAV), o muhtaç birisi ve getirdiği hediyeye benden daha çok ihtiyacı var.” diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber(SAV), “Peki, hediyesini kabul edip ona daha iyi bir şey veremez miydin?” buyurdu. (Abdürrezzâk, Musannef, X, 449)

Birliğin Göstergesi Omuz Omuza Cemaat Olmak

Peygamber Efendimiz (SAV), cemaate devam etmenin,  müminler arasında safları sıklaştırma, sağlıklı sosyal birlikteliği oluşturma açısından önemini pek çok hadisinde vurgulamıştır. Bunlardan birkaç örnek verelim:

Allah Rasülü, Ebu’-Derdâ’ya, bir yerde üç kişi olup da cemaatle namaz kılınmazsa şeytanın onları kuşatıp yeneceğini söyledikten sonra , “Cemaate devam et, çünkü kurt, sürüden ayrılanı yer.” buyurmuştur. (Ebû Davud, Salât, 46)

Safların düzgün tutulması, boşluk bırakmadan Allah’ın huzuruna durulması, Müslümanları hem şeklen hem ruhen birlikte tutma amacına mâtuftur. Nitekim hiçbir sınıf, makam, mevkî gözetilmeksizin omuz omuza dizilerek oluşturulan bu düzen, toplumun birlik ve dirliğinin en güzel yansımasıdır. Safta oluşacak bir boşluk ve gevşeklik, dalga dalga bütün safları etkiler ve toplumsal bütünlük yara alır. (Hadislerle İslam, c.2, s.194) Bu hadisin gereğini yaşadığımız süreçte yapamasak da, her yerde fiziksel mesafeye uymakla omuz omuza saf tutabildiğimiz günler de kesinlikle daha yakın olacaktır.

İmam Gazalî’nin ifadesiyle, “Allah için sevmek, din yolunda kardeş olmak, Allah’a yakınlığın en faziletlisi ve ibadetlerin en güzelidir.” Bize düşen de aramızda sevgiyi, kardeşliği ve toplumsal birliği sağlamlaştırabilmek adına Peygamber Efendimiz’in (SAV) tavsiyeleri doğrultusunda bireysel ve sosyal hayatımızı yeniden gözden geçirmek olmalı. Etrafımızı çepeçevre sarmasını dilediğimiz sevgi ve muhabbeti, Allah için severek, paylaşarak ve bir arada olarak sağlayabiliriz. Mevlâm hepimize bu güzellikten nasiplenen, ahirette de devam edecek kardeşlikler, dostluklar yaşamayı nasip eylesin.

Nuran Aydınlı