Evlilikte İlk Yıllar, Maskeler Düşüyor

Eşlerin iletişim biçimi, birbirini anlama ve rol paylaşımı evliliğin ilk yıllarında şekillenir.

Evlilik öncesi gençlerin ilgisi hep birbirlerine yöneliktir ve birbirlerini memnun etmeye çalışırlar. Evlenecekleri kişinin beklentilerini, ihtiyaçlarını, isteklerini düşünerek hareket ederler. Evlendikten sonra ise şahsi öncelikler ön plana çıkar, tarafların zaafları, kontrolsüz hareketleri daha çok dikkat çeker. Aslında eşler birbirlerine karşı daha doğal davranmaya başlarlar. Evlilik öncesi eşlerin birbirlerine duyduğu ilgi ise evlilikten sonra başka alanlara yönelir. Bütün bunlar kişilerin evliliğe bakış açısını değiştirir ve ister istemez ilişkide krizler, çatışmalar ortaya çıkar.

Yüksek Beklentiler Ve Hayal Kırıklığı

Gençler tozpembe hayallerle evliliğe adım atarlar ve beklentileri yüksek olur. Evliliğin ilk yıllarında yaşanan krizler ve hayal kırıklıkları, biraz da evlilikten beklenti seviyesinin yüksek olmasından kaynaklanır. İki tarafın beklentilerinin birbirleriyle örtüşüp örtüşmediği ve beklentilerin gerçekçi olup olmadığı, ilk yıllarda eşler arası uyumun sağlanmasında belirleyicidir. Beklentiler birbirine ne kadar yakın olursa, uyum o kadar kolay gerçekleşir. Mesela eşlerden birinin çocuk beklentisi var da diğerinin yoksa bu durum uyum yerine eşlerin birbirinden uzaklaşmasına neden olur. Evlilik ortak beklentiler üzerine kurulur ve ortak proje haline getirilirse, ailenin temelleri daha sağlam atılmış olur. Olaylara, ilişkilere, iki kişilik bakabilme becerisi kazanmak, birbirini anlayabilen, mutlu edebilen, paylaşabilen eşlerin birlikteliğini ortaya çıkarır. İlişki de kaliteli bir beraberliğe dönüşür. Bu yapılmaz yani “aynı gemideyiz” duygusuyla hareket edilmezse, zamanla hemen her konuda çatışmaların yaşanması kaçınılmazdır. Evlilikte “ben” merkezli yaklaşımlar ve sadece kendini mutlu etme gayreti, aile olmak için harcanan enerjiyi boşa çıkarır.

Tek Kişilik Düşünme

Gençler, “Hem evlenirim hem de canımın istediği gibi yaşarım” mantığı ile hareket edebiliyorlar. Doğal olarak, tek kişilik düşünülen evliliklerde devamlılık sağlanamıyor.

Evliliğin Üç Dönemi

Evlilik başından sonuna kadar monoton değildir ve birbirinden farklı üç dönemdir. İlk dönemde eşlerin ilişkisine romantik duygular hâkimdir. Daha sonra, karşılıklı kişilik çatışmalarının yaşandığı dönem başlar. Eğer kişiler akıllı davranırlarsa bu dönemi aşarlar. Bu iki aşamadan sonra bağlılık dönemi gelir. Bu süreçte, evlenmeden önce yaşanan aşk da sürer. Evlilik sağlıklı yürüyorsa, aşk duygusu sevgi ve saygıya dönüşür. Bu yüzden hem aşkın hem arkadaşlığın olduğu evlilikler en ideal birlikteliklerdir. Dolayısıyla aşkın yok olup olmaması evliliğin kendisiyle değil, eşlerin bu duyguyu besleyip besleyememesiyle ilgilidir.

Evliliğin üç temel bağı olan sevgi, saygı ve güven, eşlerin duygularına göre şekillenir. Bu üç temel bağ birbiriyle ilintilidir ve evliliği ayakta tutar. Sevgi ve saygı devam ederken güven zayıflarsa, zamanla saygı ve güven bağı da zayıflar. Önemli olan bu üç bağın aynı seviyede tutulmasıdır. Bunun için de kişi eşinin duygu rengini bilmeli, onun üzüldüğü, öfke duyduğu, endişelendiği, hoşlandığı durumları anlayabilmelidir.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın “Evlilik Psikolojisi” kitabından alınmıştır.