Evliliğin Ahirete Etkileri

Genel manada evlilik, bir kadınla bir erkeğin, inançlarına göre meşru bir biçimde karı-koca olmak üzere kurdukları birlikteliktir. İslam’a göre evlilik ise, aralarında evlenmeyi engelleyen bir yakınlık veya herhangi bir durum olmayan kadınla erkeğin, şartlarına uygun olarak yapacakları evlenme akdinin doğurduğu hukuki ve sosyal bir sonuçtur. Ayrıca evlilik, dinimiz nazarında ibadet olarak da kabul edilir. Bu sebeple meşhur fıkıh kitabımız İbn Abidin’de: ”Bizim için Hz Âdem’den bu yana meşrû olarak devam edecek olan iki şey vardır; bunlardan birincisi, evlenme, diğeri imandır.” diye yazılmıştır. (İbn Abidin III/3).

İnsanı yeryüzüne halife olarak gönderen Cenab-ı Hak onun dünyada ve ahirette mutlu olmasını istemiştir. Bedenimizi yeme içmeyle ayakta tuttuğu gibi ruhumuzu da sevgiyle ayakta tutmaktadır. Gönlümüzdeki sevgi filizlerinin gelişip boy atması, yeni filizler ortaya çıkması için de evlenmemizi emretmiştir.

Sevgili Peygamberimiz dünyada ”İki sevgiliyi birbirine bağlayan evlilik gibi harika bir şey görülmemiştir,” (İbn Mace, Nikâh) hadisiyle nikâhtaki keramete işaret etmiştir.

Dinimizde birçok sebepten dolayı meşrû kılınan evlilik akdine ihtiyaç vardır. Cenab-ı Hak yüce Kur’an’da: ”Kaynaşmanız için size kendi(cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydah etmesi de O’nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır,” (Rum, 30/21) buyurarak evlilik akdini varlığının delillerinden saymıştır. “Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve câriyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir,” (en-Nur 24/32) buyurarak da durumu müsait olanların evlenmesini emretmiştir. Buna karşılık kurulmuş olan evlilik bağının yok edilmesi Allah’ın sevmediği helallerden sayılmıştır. (İbn Mace, Talak, I/2096) Evlilik müessesesinin kurulması konusunda peygamber efendimiz daha katî ifadeler kullanarak; “Evlenmeye gücü yetip de evlenmeyen benden (benim ümmetimden) değildir”, buyurmuştur. (Beyhakî, 5067; Taberânî, 989).

Yine sevgili peygamberimiz evliliğin güzelliğini: “İnsan evlendiği zaman imanının yarısını mükemmelleştirir, geri kalan yarısını mükemmelleştirmek için de Allah’a karşı gelmekten sakınmalıdır,” (Taberânî el-Evsat, VII/322) buyurarak ifade etmiştir.

Çünkü evlilik, İslam’ın vadettiği dünyada ve ahirette bizi mutluluğa ulaştıracak vesilelerden biridir. Bu nedenle İbn Abidin, evlilikle meşgul olmayı kendini nafile ibadetlere vermekten daha faziletli görmüştür. Zira evlilikte nefsi haramdan koruma ve çocuk yetiştirme gibi önemli hususlar vardır. (İbn Abidin, III/3).

Fıtrî bir ihtiyaç olan evlilik sayesinde insan nesli çoğalarak devam eder ve nesiller birbirini izler. Bu suretle de insanın yeryüzündeki halifeliği kalıcı olur. Ayrıca meşrû evlilik sayesinde sahih nesep korunur. Toplumda ebeveyni belirsiz, edep ve erkândan yoksun, hiçbir erdeme sahip olmayan neslin ortaya çıkmasına böylece engel olunur.

Hem yüce Rabbimizin, hem de sevgili peygamberimizin imanımızı mükemmelleştirmek için tavsiye ettiği evliliği, gerçekten dünya ve ahiret saadetine vesile kılmanın birinci şartı iyi seçim, ikinci şartı ise iyi geçimdir.

Allah Resulü (sav) “Kadın dört şey için nikâhlanır: Malı, soyu, güzelliği ve dini için. Sen dindar olanı tercih et” (Buharî, IX/110; Müslim, X/51-52) buyurur. Yine buyurur ki: “Dini ve ahlâkı sizi memnun eden birisi kız istemek üzere size gelirse onu evlendirin. Böyle yapmazsanız yeryüzünde büyük fitne ve fesat olur.” (İbn Mâce, Nikâh: 46; Buhârî, Nikâh: 16).

Bu hadis-i şeriflere göre mutlu evliliğin temel şartı eşlerin dindar olması, seçimin dindar olandan yana yapılmasıdır. Böyle tercih yapılır, iki eş de dindar olursa Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle: “Erkek kadına, kadın da erkeğe elbise olur,” (Bakara 2/187) birbirini günahtan korur, birbirini sever ve mutluluğu yakalamak için ellerinden geleni yaparlar.

Hz. Ali evlenmeye karar verip Efendimiz ‘den kızı Fatıma’yı isteyince, Resul-i Ekrem: “İyi geçinmek şartıyla Fatıma senindir”, (Taberani, el-Mu‘cemu’l-kebir, IV/34) buyurarak, huzurlu bir evlilik için iyi geçinmenin de şartlardan biri olduğunu vurguladı. “Hayırlınız aile fertlerine hayırlı olanınızdır,” (Tirmizi, Menâkıb, 63: İbn Mace, Nikâh, 50) buyurarak bütün ümmete eşlerine iyi davranmayı emretti.

“Huyu en iyi olanın en iyi mümin, eşlerine hayırlı olanın da en hayırlı insan olduğunu da” ‘Tirmizi, Rada, 11; Ebû Davud, Sünen, 15) söyleyerek her Müslümanı eşine iyi davranmak suretiyle iyi mümin ve hayırlı insan olmaya teşvik etti.

Sözün özü, insanın evliliğindeki huzuru ve mutluluğu, günlük hayatını etkilediği gibi Allah’a olan kulluğunu da etkiler. Bir eş kişinin cennetine yol olabileceği gibi cehennemine de yol olabilir.

Bir Müslüman dünyada ve ahirette cehennemi yaşamamak için Allah ve Resûl’ünün tavsiyeleri doğrultusunda evlilik yapmalıdır. Böyle bir evlilik kişinin cennetidir. Müslüman bu doğrultuda evlendiği halde netice olumsuz olsa bile ahiret sorumluluğundan kurtulur. Çünkü bilir ki bu durum onun için imtihandır. Hangimizin iyi işler yapacağını sınamak isteyen, onun için ölümü ve hayatı yaratanın Allah olduğunu bilen mümin, asla dara düşmez. Zira âkıbet yine hayır olacaktır. Bu durumdaki mümin sabır bilinciyle, “Tevekkeltü ale’llah” der ve kurtulur.

Nezihe Sağlam