ER-RAHÎM (CC)

Engin merhamet sahibi, dünyada kendisine inanıp, emirlerine uygun bir şekilde yaşayanları ahirette ebedi nimetlerle mükâfatlandıracak olan. Yalnız müminlere inamı boldur, zira kâfirlerin ahiret nimetlerinden nasibi yoktur.

Rahim çok çok acıyan manasında mübalağa ifade eder. Rahmet, Allah’ın acınılan kimseye bir ihsanıdır. Allah-u Teâlâ’nın dünyada mahlûkatından merhametli kimselere emanet ettiği rahmet, kullarından hikmet ve feraset sahiplerine öğrettiği ilimlerle birleştiği zaman doğru olur.

Dünya hayatındaki rahmet ve merhameti, Rahman isminde açıklamaya çalışmıştık. Allah Teâlâ’nın ahirette muttaki kullarına bağışladığı rahmet ise daha hayırlı ve bakidir. Bu durum Zuhruf 67. ayette açıklanmıştır.

Er-Rahman’ın bütün varlıkları kapsayan rahmetinin sağladığı imkânları, O’nun rızasına uygun şekilde kullananlar, Allah’ın er-Rahim isminin ifade ettiği ilahi rahmete de mazhar olabileceklerdir.

Birçok büyük peygamberlerin Kuran’da nakledilen bazı dualarında yer alan ” erhamürrahimin” (merhametlilerin en merhametlisi) tarzındaki yakarış ifadesi, Allah Teâlâ’ya bu isimle niyazda bulunulmasını öğütlemektedir.

Allah Teâlâ rahmanüd- dünya ve rahimül- ahirettir. Bu ismi şerife göre hiçbir gayret mükâfatsız kalmayacaktır. Rahim isminin ifade ettiği rahmete göre bunu karşılığının en azı bire ondur.

Allah’ın (c.c.) bahşettiği bu rahmetten en fazla pay sahibi olan ise hiç şüphesiz Rasulullah (s.a.v.) Efendimizdir. Tevbe suresi 128. ayeti kerimesi buna natıktır. Rasulullah (s.a.v.) Efendimizden asla boş söz sadır olmamıştır. Ne söylediyse haktır, gerçektir. Kuran’ı özünde yaşamıştır, hayatı Kuran’dır. Ashabını da vahyin ışığında eğitmiş, İslami eğitimi tam ve mükemmel vermiş, İslam fütuhatı bu sayede gerçekleşmiştir. Karanlıkta ışık saçan lambayla (siracen münira) doğru yola girildiği gibi, O’nun nuruyla hidayet yollarına girilir.

İnsanın bu dünyadaki amacı kemale ermek, olgun mümin olmaktır. Bunun şartlarından ilki köklü iman ve salih ameldir. Dosdoğru imanın nefisler ve ruhlar üzerinde müspet tesirleri sayılamayacak kadar çoktur. Bütün hayırların, iyiliklerin, güzel ahlakın kaynağı ancak böylesi köklü bir imandır.

Diğer bir ilkesi eğitim ve öğretimden geçer. İslam eğitim metoduyla, İslam tezgâhında eğitilip yetiştirilenlerdir ki, en yüce ahlak üzeredirler. Bu eğitim ancak Kuran öğretisi ve sünneti Rasulullah (s.a.v.) ile verilebilir. Emrolunduğumuz gibi dosdoğru olursak nüveyi yakaladık demektir. ” Bizim yolumuzda mücahede edenleri biz, elbette yollarımıza iletiriz.” (Ankebut/69) buyuyor Kelamı Kadiminde Allah (c.c.).

” Ve O müminler için Rahim olandır” (Ahzab/43) buyrulur ki burada Rahim ismi müminlere tahsis edilmiştir. Müminin dostu da ancak müminlerdir.

Allah dostlarından biri koyunları otlatıyordu. Sürüsünün içinde koyunlara zarar vermeyen kurtlar da bulunuyordu. Derken oradan bir yolcu geçti, durumu görünce şöyle seslendi: ” Ne zamandan koyunlarla kurtlar anlaşma yaptılar?” Çoban (arif zat) şöyle dedi: ” Bunları otlatan, Allah ile sulh yaptığından beri.” Evet, önemli olan o dostluğu elde edebilmek için bu sulhu sağlayabilmektir.

Tam bir ihlas ile ömründe bir kere ” Lailahe illallah, muhammedurrasulullah” diyen kimse, günahı olsa bile neticede Allah’ın rahmetiyle cennete dâhil olacaktır. İşte bu, Er-Rahim isim Şerifinin bir tecellisidir. Müminler bu ismi şeriften ne elde edebilirler? Hiçbir gayretin zayi olmayacağı, hedef ve gayelerin ayrıca bahşedileceği, zalimin zulmünü de asla yanına kar bırakmayacağı bilinmelidir.

Mümin için ümitsiz olmaya, kötümserliğe hiç gerek yoktur. Zafer daima inananlarındır. İlahi adalet mutlaka gerçekleşecektir. Hak’tan başka kapılarda gerçek adaleti aramak yanlış olur. Bütün insanlığa yardım elini uzatmak, ertelememek, zalimin zulmüne göz yummamak gerekir. İş işten geçmeden sonrada ne yapalım kader böyleymiş diyerek kaderi suçlamak kadar yanlış bir tutum olamaz.

Merhametli insanların yapması gereken şeylerden ilki Allah’a şükretmektir. Hayır işlerinde kullanıldığından dolayı şükredip asla gurura, kibire kapılmamalı. Elinden geldiği kadar Allah’ın kullarına faydalı olmaya çalışmalı, bu yoldaki meşakkatlere tahammül etmeli, vazgeçmemelidir. Niyeti sadece Allah rızası olmalı, yaptığı iyilik ve hayırları başa kakmamalı. Çünkü bu hal yapılan çalışmaların sevabını öldüren şeylerdir.

Eğer Allah Teâlâ (c.c.) yardımlara muhtaç insanlar yaratmasaydı, servet sahipleri Hakka yarar bir iş yapamazlardı. O halde bu bir nimettir, onlar ücretsiz emanetçilerdir, zira burada kendilerine verilir, ahirette kat kat fazlasıyla alınır, sünnetullahtır bu. Allah’a hamd, resulüne salat selam, gurebaya da teşekkür etmeliyiz ki kabul ettikleri için.

Rahim ismi şerifinin zevkini duyan gönüllere yeis ve ümitsizlik giremez. Ne kadar dara düşse de ızdırap çekse de Allah’tan ümidini kesmez. Kati surette bilir ki O Erhamür Rahimin’dir…

Nezahat Külekçi

Şahver Çelikoğlu, Esma-ül Hüsna şerhi özeti