El Muallim Ve İlim

d53bjk9

Sonsuz ikramlarını hesapsız ihsan eden, biricik “Allah” kelimesindeki ilim hazinelerini öğretmek için yüz yirmi dört bin öğretici ve terbiyeci gönderen, bütün kelimeleri Hz. Âdem (a.s)’a öğreten, her yüksek ilmi her bilgi kırıntısını, her fikri ve her düşünceyi bilen, kullarına bilme ve öğrenme ihtiyacı aşılayan, düşünme ve akletme yeteneği ihsan eden, onları gayretli ve azimli kılan; kalemi, kitabı, ilmi-bilgiyi-hikmeti-irfanı halk eden, ilmi amelin aracı kılan, kullarını ilimsiz amel etmek derdinden mahfuz tutan, ilmin aracı aklı sakıncalı durumlara düşmekten koruyan, ilmin-aklın-düşüncenin sahibini yuvarladığı çukurdan kurtaran, en yüce terbiyeci ve öğretici el Muallim (a.s)’ı rahmet vesilesi olsun diye gönderen Âlemlerin Rabbi Allah Teâlâ Hz. hamd ve sena olsun.

El Muallim Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa Sallalhu aleyhi vesellem Efendimize salat ve selam olsun. Odur akıl ve sağduyu kervanının tek önderi. Âlimler zümresi onu Allâme sıfatıyla taçlandırır. Kâinatın terbiyecisi Rab-ül Âleminden aldığı ilimle yaşayan ve yaşatan hareket adamı, Âmil odur. Öğrendiği, aldığı, bildiği hiçbir şeyi kendine saklamamış, ashabıyla, kardeşleriyle ve ümmetiyle paylaşan manasını taşıyan Cevâd onun cömertlik sıfatına sahip olmuştur.

Geçmişin gördüğü, geleceğin göreceği terbiyeciler ve muallimler arasında emsali bulunmayan en bilge, en ferasetli, en basiretli, en dirayetli, en şefkatli Muallim, insanların kıyamete kadar iftiharı ve sevincidir. Onu seven onda hayat bulurken, onu inkâr eden dahi kadrini-kıymetini ikrar ve teslim etmektedir.

Aklı, düşünceyi ve akletmeyi ayetlerinde onlarca defa emreden Allah Teâlâ Hz.nin en sevgili kulu Muallim Peygamber SAS. Nübüvveti ile birlikte, bütün zamanların en kıymetli bilgisini haiz olmuştur. Kur’an-ı Kerim Allah Resulünün sahip olduğu ilim hazinesinin kaynağıdır. Her şey orada başlamış, manasını orada bulmuştur. O kutsal ilim kitabının ilk ve büyük öğreticisi Peygamber Efendimiz, Rabbinin kendisini eğitip terbiye etmesi sonucunda El Muallim sıfatına bürünmüştür. Bütün zamanların en büyük ilim öğreticisi, öğretmeni ve muallimidir. Onun sözleri ilmi hazine sayan İslam dininin en sağlam temellerindendir. İlmin kıymetini, mahiyetini, usullerini, adap ve erkânını en büyük, en muhteşem, en tesirli öğretmenden dinlemek ve öğrenmek elzem ve tesiri mutlaktır.

Ebû Mûsâ el-Eş`arî ra. Rivayet etmiştir ki, El AlÎm Nebiyy-i Ekrem salla`llahü aleyhi ve sellem buyurdu ki:

Allâh`ın benim (vâsıtam) le gönderdiği hidâyet ve ilim yağmura benzer. (Bu yağmur, kâh öyle) bir toprağa düşer ki onun bir kısmı suyu kabûl eder de çayır ile bol ot yetiştirir. Bir kısmı da kurak olur, suyu (üstünde) tutar da Allâh (u Teâlâ) halkı onunla faydalandırır. Ondan (hem kendileri) içerler, (hem hayvanlarını) suvarırlar, ekin ekerler (Bu yağmur) diğer (bir nevi`) toprağa daha isâbet eder ki düz ve kaypaktır. Ne suyu (üstünde) tutar, ne çayır bitirir. Allâh`ın dînini anlayıp da Allâh`ın benim (vâsıtam) le gönderdiği (hidâyet ve ilimden) faydamend olan ve bunu bilip (başkasına) bildiren kimse ile (bunu duyduğu vakit kibrinden) başını (bile) kaldırmayan ve Allâh`ın benimle irsâl olunan hidâyetini kabûl etmeyen kimse böyledir.[1]

Allah Teâlâ Hz.nin Allah Resulü ile gönderdiği, düşeceği araziyi seçmeyen, tarafsız ve yansız bereketli yağmur gibi ilimden her kul, her Müslüman kendi kabiliyeti ve iştiyakı ölçüsünde nasiplenir. Kul o şifalı taneleri kendi hayrına kullanmayı beceremese bile ilim asla zayi olmaz. Mutlaka kendisine bir yar-ı sadık bulur ve onun aklında, fikrinde, gönlünde yeşerir. O mukaddes ilim kendisini muhafaza edeni yüceltir. Allahın öğretici tayin ettiği El Muallim – Allah’ın Rasûlü SAS. ilim nakledicisi Ebu Ümame Ra. Naklettiğine göre buyurmuştur ki:

“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a biri âbid diğeri alim iki kişiden bahsedilmişti. “Âlimin âbide üstünlüğü, benim, sizden en basitinize olan üstünlüğüm gibidir” buyurdu.”[2]

Allah Teâlâ Hz. ilimle meşgul olan kulunu yüceltmekle kalmaz ona emsalsiz ikramlarda bulunur. Mesela Ebu’d-Derda radıyallahu anh anlatıyor:

“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın şöyle dediğini işittim: “Kim bir ilim öğrenmek için bir yola sülûk ederse Allah onu cennete giden yollardan birine dahil etmiş demektir. Melekler, ilim talibinden memnun olarak kanatlarını (üzerlerine) koyarlar. Semavat ve yerde olanlar ve hatta denizdeki balıklar âlim için istiğfar ederler. Âlimin âbid üzerindeki üstünlüğü dolunaylı gecede kamerin diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler, ne dinar ne dirhem miras bırakırlar, ama ilim miras bırakırlar. Kim de ilim elde ederse, bol bir nasib elde etmiştir.”[3]

Rabbimiz Zül Celâl-i Ve’l İkram Hazretlerinin ilim talebesine, ilimle meşgul olana, onu sevene o denli ikramlarda bulunmuştur ki Müslümanlar arasında ilimle ilgili ve müjdelerle dolu hadisler kulaktan kulağa, dilden dile aktarılmış, ilim yoluna yeni yolcular, ilim aşkına yeni sevdalılar türemiştir.

Humeyd İbnu Abdirrahman anlatıyor: “Hz. Muaviye radıyallahu anh’ı işittim, demişti ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın şöyle söylediğini işittim:

“Allah kimin için hayır murad ederse onu dinde fakih kılar.”[4]

EL Beşir Sas. Efendimiz Müslümanların ilme iştiyakını, gayretini artırmak, emek ve mesaisini yönlendirmek için onlara sayısız nimet ve ihsan müjdelemiştir. Müslümanların ilmi elde etmek çabalarının, bu uğurda geçirdikleri zamanın bile kıymetli, bu durumun ise günahlarına kefaret[5] olduğunu söylemiştir.

Salat ve Selam o ilim Önderine

Salat ve selam o kalem Efendisine

Salat ve selam o kitap Sahibine

Serpil Özcan

 


[1] Kütüb-i Sitte, İLMİN FAZÎLETİ HAKKINDA HADÎSLER, hadis no:70

[2] Tirmizi, İlim 19, (2686).

[3] Ebu Davud, İlm 1, (3641); Tirmizi, İlm 19, (2683); İbnu Mace, Mukaddime 17, (223).

[4] Buhari, Farzu’l-Humus 7, İlm 13, İ’tisam 10; Müslim, İmaret 98, (1038), Zekat 98, 100, (1038); Tirmizi, İlm 1, (2647).

[5] Tirmizi, İlim 2, (2650).