Efendimiz (sav) Ve Sosyal Çalışmalar

İnsan sosyal bir varlıktır. Kur’an-ı Kerim’de Allah(cc), insanın toplum halinde yaşadığını buyurmaktadır.(6/38) Bireyselleşmekten ziyade sadık insanlarla beraber olmak emredilir. (9/119) İnsan, doğuştan getirdiği bu ihtiyacını sosyal organizasyonlar kurarak karşılamak ister. Sosyalleşmek için ortamlar oluşturmaya çalışır.

Peygamber Efendimiz(sav)’de “İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydası dokunandır.” diyerek bizlere en güzel örnek olma vasfını sosyalleşme olgusuyla da göstermektedir. Şöyle ki; kendisine ilk vahiy geldiği zaman Hz. Hatice validemizin  sözleri O’nun çok ibadet etme yönüyle alakalı değildir. Hz. Hatice : ”Vallahi, Allah seni hiçbir zaman utandırmaz, üzüntüye düşürmez. Çünkü, sen akrabanı görür gözetirsin! İşini görmekten aciz olanların yükünü taşırsın! Yoksula verir, hiç kimsenin kazandıramayacağını kazandırırsın! Misafiri ağırlarsın! Hak yolunda karşılaştıkları musibet ve felaket hadiselerinde, halka yardımcı olursun! Sözü doğru söylersin! Emaneti yerine getirirsin! Güzel huylusun da!” diyerek Efendimiz(sav)’i teskin etmiştir.

Bu söylenen sözler, kişinin insanlarla olan ilişkileri neticesinde çıkan bir sonuçtur. Tek başına inziva hayatı yaşayan biri bu özelliklere sahip olamaz. Sosyal olmak kişiye kendisini unutturmaz tam tersine kendisini tanıtır, kendisini buldurur.

Halbuki Efendimiz (sav) ilk vahyi inziva anında almıştı! Neden Hz. Hatice Validemiz Efendimiz (sav)’in ibadetine, yalnız kalıp Rabbiyle buluşma anına vurgu yapmamıştır? Bilakis bireysel yönünden çok toplumsal, sosyal yönüne vurgu yapmıştır. Aynı şekilde peygamberliğinden önce Kureyşliler kendisine “el-Emin” demişlerdir. Bu şekilde tanınmak inzivayla olabilir mi? Kureyşliler Peygamberimiz (sav)’in inziva halindeki durumunu da şöyle nitelendirmişlerdir:”Muhammed Rabbine aşık oldu!” Yani tam bir denge hali!

Ayrıca peygamberliğinden önce haksızlığa karşı kurulan Hılfu’l Fudul (faziletler, erdemler cemiyeti) günümüz sosyal organizasyonlarının belki de ilk örneğini teşkil etmektedir. Peygamberimiz (sav), amcalarıyla birlikte bulunup Abdullah b. Cüd’an’ın evinde yapıldığını bildirdiği Hılfü’l-fudul hakkında,”Ona İslamiyet devrinde bile davet edilsem, icabet ederim” buyurmuştur.

Sosyal çalışmaların eğitim, dostluk ve yardımlaşma şeklinde üç işlevi vardır. Hılfu’l fudul da daha çok yardımlaşma öne çıkmıştır. Vahyin yayıldığı ilk günlerde Hz.Peygamberin ashabıyla bir araya geldiği Darül Erkam ise eğitim ve ilmi boyutunun yanında dostluk ve kardeşlik bağlarını da kuvvetlendirmiştir. Aynı şekilde Medine’de Efendimiz (sav) ensar muhacir kardeşliğiyle ve Medine anayasasıyla toplumsal akti sağlamıştır. Çünkü tek başınalık kişiyi ilerletmez, gelişim toplum içinde olur. İslam tarihinde bunun çok örnekleri mevcuttur.

Günümüzde sosyal çalışmalar, daha çok dernekleşme yoluyla organize edilmektedir. Bu anlamda dernekler ve cemiyetler, sosyal ictimâî araçlardır diyen Prof Dr. M. Es’ad Coşan Hocamız bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Ayrıca bir hadis-i şerif dikkatimi çekmişti: Bâdiyedeki Müslüman; yâni çöldeki, tenhadaki, yayladaki, mezradaki, uzak yerdeki bir Müslüman ile şehirdeki bir Müslüman arasında, mükâfatları bakımından fark olduğunu bildiriyor Peygamber Efendimiz… “Şehirdeki Müslüman cennete, bâdiyedeki Müslümandan yarım gün önce girecek. Ama, ahiret yarım günü!.. O da beşyüz yıl eder  buyuruyor.

Biliyoruz ki İslâm, birlik ve beraberliğe, cemaat ve cemiyete bizleri teşvik ediyor. Yalnızlığı, infiradı, i’tizâli, topluluktan ayrılmayı, kenara çekilmeyi, uzak kalmayı tasvib etmiyor. “Ben sizin üzerinize üç şeyden korkarım” buyurmuş Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde. “O üç şeyden birisi de; temiz havayı seversiniz, kaymağı seversiniz, sütü seversiniz; yaylalara çıkarsınız, çöllere gidersiniz, bâdiyeye gidersiniz. Böylece cuma namazlarını ve cemaatleri terkedersiniz. Bir korkum da budur.” buyurmuşlar.

Tabii, insanın şahsen iyi Müslüman olması çok önemli. Küçük malzeme iyi olunca, onlardan meydana gelen, onlardan örülmüş büyük yapı da sağlam olur. Malzemenin çok sağlam olması lâzım!.. “  (Prof. Dr. M. Es’ad Coşan)

Sonuç olarak Peygamber Efendimiz (sav)’in ; “İnsanların arasına katılıp ve onların sıkıntılarına sabreden; insanların arasına katılmayıp ve onların sıkıntılarına sabretmeyenden daha hayırlıdır.” hadis-i şerif-i sosyal çalışmalarda insanlarla beraber olmanın ne derece önemli olduğunu vurgulamaktadır.

Bu sebeple günümüzde vakıf insanlara ihtiyaç vardır. Elbette bir araya gelmek başlangıçtır. Bir arada kalmak ilerlemektir, bir arada çalışmak ise başarıdır. Tıpkı Efendimiz (sav)’in liderliğinde ashabın Mekke’de bir arada kalmayı başararak, Müslümanlığın Medine’de patlama halinde ilerleyip gelişmesi gibi!

Saliha Yılmaz