Editörden

Biz yaratandan ötürü yaratılanı severiz ve ona hizmeti ibadet biliriz. Sadece insana da değildir bu hizmet, canlı ve cansız her varlığa. Bir medeniyet olarak karşımıza çıkan vakıfların asıl amacı da bu olsa gerek.

 

Kuş evlerini bilmeyenimiz yoktur herhâlde. Zira ecdadımızdan miras kalan bir vakıftır bize kuş evleri ve günümüze uygun şekilde tasarımlarla yerini almış olup sonraki nesle aktarılmayı beklemekte. Geçmişe baktığımızda yuva kuran vakfı, duvar ve sokak temizliği vakfı, dinlendiren vakıf, öğrencilere elbise vakfı ve leylek vakfı gibi ince detaylar düşünülerek kurulmuş vakıflar dikkatimizi çekiyor. Kültür ve medeniyetimizi korumak amacıyla tarihi eserlerin restorasyonunu yapan vakıflar vardır. Mesela Hakyol Vakfı’nın bu konudaki çalışmalarına baktığımızda İskenderpaşa Camii başta olmak üzere Fatih’te bulunan Ahmet Kamil Efendi Tekkesi, Üsküdar’da bulunan Atik Valide Sultan Tekkesi karşımıza çıkmakta.

Bu sayımızda, mirasçısı olduğumuz bu köklü ve geleneksel yapının geçmişten günümüze serüvenine bakacak, ecdadımızdan bizlere kalan tarihi eserlerden çeşmelerimiz diyecek, vakıfları psikolojik ve sosyolojik olarak ele alacağız.

Marifetname’nin önsözünde: “İnsan ruhunu, “Câmi” ismine sûret yapmış, onu emânetlerin yüklenicisi ve sırların mahalli kılmıştır. Âlemin bütününde olan nice bin hikmetine, âlimleri vâkıf eylemiştir.” derken kendini ilme vakfedip ilmiyle amel eden, ilmini başkaları ile paylaşan güzel insanlar da, ilmen vakıf sayılmış olmaz mı?

Kim bilir ne kadar gelmiş geçmiştir böyle vakıf insanlar. Evet, değineceğimiz bir başlıkta bu olacak; vakıf insanlar. Efendimiz (sav) dönemindeki çalışmaları, Gümüşhânevi Tekkesi vakıflarını ve diğer başlıklarımızı istifadenize sunacağız.

 

İbret nazarı ile her çağa bakabilmek nasib olsun, akıbet hayrolsun.