Editörden

Şöyle bir geçmişe baktığımızda, her sene özlemle yolunu gözlediğimiz Kâbe’nin, savaşlar ve salgın hastalıklar sebebiyle defalarca kapatıldığını görmekteyiz. Yine bir virüs sebebiyle kutlu Zilhicce ayında geçici olarak tavaf ve say alanları ibadete kapatıldı. Her ne kadar, gönüllerimiz mahzun olsa da, gözlerimiz Kâbe etrafında akan su misali tavaf eden insanları görmeyi arzu etse de olması gerekenin bu olduğunu da idrak ediyoruz.

Hac, edeptir, sabırdır, eğitimdir, anlamaktır, yaşamaktır demiştik daha önceki yazılarımızda. Tertemiz, arınmış olarak dönülecek mebrur haclar yapma imkânı; belki de yıllarca bekledikten sonra bu fırsatın çıkıp da mümkün olmaması, gösterilecek sabırla Rabbimiz tarafından mükâfat bulacaktır umarım. Zira bu sene, Müslümanlar kuvvetli bir iman ve aşk ile kaynaşamayacak, Allah’ın beytine ilk bakış gerçekleşemeyecek, Medine sokaklarında adım adım Efendimizi soluyamayacak, cennet bahçesinde secde etme, cennetten gelen emanete dokunma, zemzemden doya doya içme fırsatını yakalayamayacak, o manevi havayı teneffüs edemeyecekler. Şöyle de olabilir mi dersiniz? Belki de ilk defa Kâbe bütün Müslümanları alacak. Evet evet! Hepimiz can-ı gönülden, aşk ile niyet edelim ve dolduralım mübarek beldeleri! Bedenlerimiz orada olamasa da gönüller neden yine buluşmasın, ellerimiz şeytanı taşlayamasa da Hz. Âdem’den beri insanlığın ortak düşmanı olan ve düşmanlığının gereğini her fırsatta yerine getirenin vesveselerine aldanmayarak, tuzaklarına düşmeyerek neden yine taşlamış olmasın, gözler neden her namazda Kâbe’yi görüyor gibi sahibini huzura gark etmesin, neden tutulan oruçlar kişiyi yaratıcısına daha da yaklaştırmasın… ‘Necip Fazıl, Mekke’nin dağlar ve kayalarla çevrili oluşunu, maddenin topyekûn madde zihniyetinin kum denizi halinde kavrulmuşluğuna benzetir.’ İşte tam da o manayı yakalamış olalım inşallah.

Allah’a kurbiyyet(yakınlaşma) niyeti ile kesilecek kurbanlar, Habil’in kurbanı gibi Hak katında anlam kazanacaktır. Gerçek sahiplerine ulaşması için gayret göstermenin önemi de hatırlarda olmalıdır.

Bu kıymetli ay, yılın da son ayı olup; değerlendirildiğinde müjdelerle dolu Muharrem ayı ile yeni bir yıla(1442) girmiş olacağız. Hakikatine ermek nasip olsun.

Sevgili okurlarımız, ‘En Güzel Yol ve Arınış’ başlığı ile 82. sayımızda yine farklı bakış açılarıyla istifadenize sunacağımız yazılarımızla sizlerleyiz.

Bu kıymetli günlerin feyzinden, bereketinden, ikramlarından hissedar olup afiyet içinde sevdiklerinizle birlikte bayramın sevincini yaşamanızı can-ı gönülden temenni ederiz.