Editörden

Nitekim (size nimetimi tamamladığım gibi) içinizden, size ayetlerimizi okuyan, sizi tezkiye eden (şirkten, maddî ve manevi kirlerden ve kötülüklerden temizleyen), size Kitab’ı ve hikmeti (ve O’nun hükümlerinin uygulamasını) öğreten ve bilmediklerinizi bildiren bir Resul gönderdik. (Bakara 151)

Efendimiz (sav)’in bazı hadisi şeriflerinde, iki parmaklarını yan yana tutarak yakınlık ilişkisi belirttiği ifadelerinin varlığını biliriz. Kendilerine itaatle emredildiğimiz, her konuda en güzel örneklenebilecek, cennet kapılarında dahi isimlerinin Allah(cc) ile yan yana olduğu bildirilen bir peygambere ümmet olmakla şereflenmişken; dünyaya teşrif ettikleri bu kutlu ayda, biz de Kur’an ve sünnet bütünlüğünün, o yan yana parmaklar gibi birbirini destekler ve tamamlar olduğunu, bütünün parçaları olduğunu hatırlardan çıkarmama gereğini vurgulamak istedik.

Allahu Teâlâ insanları, yaratılmışların en şereflisi kılıp, kâinatı ve içindeki her şeyi ona hizmete sunmuş. Ancak Rahman Suresi’nde “O halde Rabbinizin hangi nimetini yalanlarsınız?” dendiği halde bizlere sunulan nimetleri fark edemeyenler yok mu? İyilik de kötülük de insan tabiatında var olan bir durum. Ancak nefsini terbiye edebilenler için farkındalıkların da açılıp feraset sahibi olunabileceği aşikârdır. Sosyal varlık olan insan, toplum içinde huzur ve düzeni hâkim kılmak için bir takım kurallara da uymak durumundadır. Din de sosyal hayatı düzenler, o ilahi mesajlar insanlara rehberlik yapar. Fedakârlığı, cömertliği, merhameti, güzel ahlakı, anlaşmazlıklara düşüldüğünde durumun nasıl düzeltileceği vs. Hz. Peygamberin yaşantısı ile “Yaşayan Kur’an” olarak ifade bulur.

Hz. Peygamber’den sonra hadisleri terk edip Kur’an ile yetinmek isteyenler çıkmıştır, hatta günümüzde dahi hadissiz Kur’an anlayışında olanlar var ne yazık ki. “Anam babam sana feda olsun” diyen sahabelerden sonra, Kur’an yeter diyen çağımız ümmeti… Efendimiz(sav)’in Veda haccı hutbesinde de, “Size iki emanet bırakıyorum, bunlara sımsıkı sarılırsanız asla dalalete düşmezsiniz; bunlar Allah’ın kitabı ve Resulünün sünnetidir.” buyurmaları da bu konunun ne kadar mühim olduğunu göstermektedir.

Kur’an’da sabır vardır, Allah Resulü ’nün zorluklarla dolu hayatı bizlere sabır örneğidir.

Kur’an’da itaat vardır, Allah Resulü’nün ömrü Allah’a itaatten başka bir şey asla değildir.

Kur’an’da saadet vardır, Allah Resulü’nde aile saadetinin en güzel örnekleri mevcuttur.

Kur’an’da adalet vardır, Allah Resülü’nün, gerek Müslüman gerek gayrı müslim hayatında adaleti nasıl sağladığını hangi örnekle anlatsak?

Kur’an’da merhamet vardır, O (sav) değil mi ki, Cenab-ı Hakkın engin merhametinin yeryüzündeki temsilcisi.

Örnekleri çoğaltabiliriz. Ancak buradan sünnetin, en hikmetli sözlerin içinde olduğu, bize dosdoğru yolu gösteren Kur’an-ı Kerim’in hükümlerini desteklediğini aşikâre görüyoruz. Kur’an’da olmadığı halde sünnet ile haram kılınmış hükümlerin varlığı da bizlere sünnetin önemini gösterir. “Okuduğumuzu anlayabildiğimiz Kur’an okuyuşları hayatımızda yerini alsın, gereğince yaşayarak hayatımız anlam bulsun, huzur dolsun” dualarıyla sizleri Rebiülevvel ayı bülteniyle baş başa bırakıyoruz.

Hoşça bakın zatınıza…