Editörden

Rabbimizin ilk on gününe yemin ettiği ve bunda akıl sahipleri için ibret alınacak hakikatler olduğu belirtilen, müminler için müjdeler taşıyan mübarek bir zaman dilimine, Zilhicce Ayı’na girmiş bulunuyoruz.

Kurban Bayramını da içinde idrak edeceğimiz bu ay konumuz “Cömertlik”. Öyle bir cömertlik ki, El Kerim olan Rabbimize kullukta, İslâmiyet’e aykırı olmamak şartıyla kendisinden istenilen şeyi veren, yanında hiçbir şey bırakmayan bir peygambere(sav) ümmet olma çabasında bizi cennete yakın kılacak bir cömertlik.

Öyle ki bazen çok kıymetli bir değeri insanlardan başka varlıklar fark ettirebiliyor.  Cemil Meriç’in “Bu ülkede toprak, bir masal sultanı kadar cömert.” ifadelerindeki toprak gibi. Hem cömert hem de mütevazı. Türlü türlü nimetler sunarken tüm canlılara, öldükten sonra da farklı davranmaz. Ayaklarının altında ezildiği o mevtayı alır kucağına ve ondan ne bir kötü koku, ne de görüntü vermez dışarıya.  Cömertliğin afeti başa kakmadır, derler. Toprak onu da yapmaz… Ne de olsa topraktan geldik. Ona döneceğiz. O halde neden toprak gibi olmayalım?  Bakmayı, görmeyi bilene ne de çok ibretler var.

Yaradılış gayemiz Allah’a güzel kul olmak ise rızayı arayan her kulun yolu cömertlikten, mürüvvet sahibi olmaktan, eli açıklıktan geçecektir. Bunun için illa zengin olmak gerekmez. Asıl zenginliğin gönül zenginliği olduğu gözden kaçmamalı. Zira ne kadar çok mal sahibi olsa da kişi, gönül fakiri ise ne kadar cömert olabilir ki! Ancak Hadis-i Şerifte, cömertliğin güzel fakat zenginlerde olursa daha güzel olduğu ifade edilir. Cömert olmayınca malın, vefa olmayınca arkadaşın hayrı yoktur, diyenler de doğru söylemişler. Şeyh Sadi de bu cümleyi desteklercesine, “Cimrinin gümüşü, kendisi gömülünce topraktan çıkar.” der. Oysa kişiye şu kadar ömrün kaldı dense cimri dahi cömert olur herhalde.

Peygamber ahlakından ve kurtuluş esaslarından olan cömertliğin zirvesi, “îsar”. Kendileri ihtiyaç içinde olsa dahi, din kardeşlerini dünya ve ahiret işlerinde kendilerine tercih edebilmek… Ashab-ı güzin Efendilerimiz buradan da nasiplendiler. Şu içinde bulunduğumuz kıymetli zamanlarda bizler ne kadar nasipleneceğiz dersiniz. Veren elin alandan yüce olduğunu biliriz de gerçekten verebilenlerden olabilir miyiz, kendi içimizde tefekkür edelim. Zira en sevdiğimizden vermiş olmamız gerek. Cömert insanlar, verdikçe nimetlerin artarak devam ettiğini, bereketlendiğini görür. Bunda verirken en sevdiklerinden vermiş olmalarının da payı vardır belki de.

“Artık kim (Allah için) verir ve (günahlardan) sakınırsa ve en güzeli (Kelime-i tevhîdi) de tasdik ederse biz de onu en kolay olana hazırlarız.” (Leyl S. 5-6-7) ayet-i celilesi hürmetine Zilhicce Ayı içinde bizleri kendisine, insanlara ve cennete yaklaştırıp ateşten uzaklaştıracak cömertlikler yapmayı nasip etsin Rabbimiz.

Yapılan her cömertliğin ister mal ile ister ten ile ister can ile olsun kabulü, bayram hediyelerimiz olsun inşallah. Habil’in cömertliğine sahip niyetlerle nice bayramlara…

Cömertlik sayımızla baş başa bırakıyorum sizleri. Umarım nasiplisi çok olur.