Editörden

“Buluttan denize bir damla düştü ve damla denizin enginliği karşısında utanarak, “Şu deniz karşısında benim varlığım ne ki!

Eğer deniz buysa ben bir hiçim.” dedi. Damlanın kendisini hiçe saydığını gören Sedef onu bağrına basıp seve seve besledi. Felek de sedefe yardım etti, onu sultan tacına layık bir inci haline getirdi. Kısası; damla kendini alçak gördüğünden yüceldi; yokluk kapısını çaldığı için var oldu.”

Bostan ve Gülistan’daki Damla Hikayesi ile topraktan yaratılmış olan insana toprak gibi alçakgönüllü olma tavsiyesi vardır. Hırslanma, dik başlı olma, topraktan geldin sen, ateşe özenme der Sadi Şirâzî.

Tevazu gibi bütün güzel ahlaklar samimiyetle yapıldığında asıl manasını bulacaktır.

Anlaşıldığı üzere bu sayımızda, “tevazu ve samimiyet” diyoruz.

Tevazu, alçak gönüllülük kanatlarını indirmek, çevresine yumuşak davranmaktır, der Cüneyd-i Bağdadi. Yeryüzünde ne kadar da çok ihtiyacı olunan, eksikliği hissedilen bir konudur bu.

İnsan tevazudan daha faziletli bir libas giymemiştir, diyen de ne güzel söylemiş.

Allah’a(cc), Rasulüne(sav), Kur’an’a, bütün insanlara samimiyetle yaklaşma gayretleri, yaşarken huzur bulmaya vesile olacağı gibi ebedi huzurun da müjdecisi olacaktır.

Peki alt başlıklarda neler istifadeye sunuldu derseniz; hemen ifade edelim.

“Rahmân’ın (has) kulları o kimselerdir ki yeryüzünde mütevazı bir şekilde yürürler ve cahiller kendilerine laf atarsa (tartışmayıp): “Selametle (hoşça kal).” de(yip gider)ler.” mealindeki Furkan Suresi’nin 63. Ayet-i kerimesinin tefsiri ile karşılayacağız sizleri. Kur’an-ı Kerim de tevazu bahsini de bulacaksınız bu sayıda.

Her konuda olduğu gibi tevazu ve samimiyette de en güzel örneklerin mevcut olduğu Efendimizin(sav) hayatından örnekleri paylaşacak, “Din Samimiyettir” diyeceğiz. İletişimde samimiyetin kıymet ve ölçüsü hususuna bakacak, modern dünyada nasıl tevazu sahibi olunabileceğini öğrenmeye çalışacağız. İbadetlerin kişideki kibri kırıp tevazu oluşturmada etkisine bakacak, gerçek samimiyet belirtilerinin bizlerde de mevcut olup olmadığını görme fırsatı bulacağız.

Sühreverdi, Peygamberimizin(sav) “Vücudum ve hayalim Sana secde ediyor.” sözünün, tevazu ile benlik eserlerini yok ederek secdede zahiren ve bâtinen bunlardan eser kalmadığını ifade ettiğini söyler. Bizim temenni ve dualarımız da gerçek samimiyeti yaşayabilen tevazu sahibi, güzel ahlakın tadına varmış kimseler arasına dâhil olabilmektir. Hadis-i şerifte de buyrulduğu gibi ibadetin şirinliği üzerimizde görülür olsun diyerek sizleri yeni konumuzla baş başa bırakıyoruz.

Hoşça bakın zatınıza…