Editörden

Yazıma girmiş bulunduğumuz hicri yeni yılın, birlik ve beraberliğimizin devamına, fert ve toplum olarak ferahlığa, maddi ve manevi güzelliklere, sevgi, huzur, barış ve mutluluğa vesile olması temennileriyle başlamak isterim.

Mutluluk, fıtratımız gereği arzu ettiğimiz bir duygu. Toplu yaşamak durumunda olduğumuza göre de toplumun mutluluğu fert olarak mutluluğumuzdur diyebiliriz. Her durumda insanların paylaşımları mutluluğu biraz daha yakın kılacaktır. Sıkıntılar, acılar, kederler, felâketler paylaşıldığında zorluklar daha kolay olacak, yükler hafifleyecektir. Güzel duygular, yaşanan mutluluk verici durumlar paylaşıldığında da bu iyilik halinin artarak devam ettiğini göreceğiz Sağlık tanımına baktığımızda da; sadece bedenen iyilik halinden bahsedilmez. Ruhsal ve sosyal yönden de iyilik halidir denir. Sosyal iyilik halinin de birlik ve beraberliğin, ümmet olma bilincinin gereklerine vakıf olmaktan geçtiğini söyleyebiliriz. Niçin bu cümleleri yazıyorum derseniz, bülten konumuzun, “Ümmet olma bilinci, birlik ve beraberliğimiz” olduğunu ifade etsem yeterli olur sanırım.

Doğru yola erişebilmek, dünya ve ahiret saadetine ulaşmak için hep birlikte Allah’ın ipine yani Kur’an’a sımsıkı sarılmamız, parçalanıp bölünmememiz gereği hatırlatılır yüce kitabımızda. Bu ifadelerle ilgili detaylı bilgiyi, bültenimizde o ayetlerin tefsirinde bulabilirsiniz.

Kendimiz için istediğimiz şeyleri kardeşimiz için de istemedikçe gerçekten iman etmiş olmayacağımız bilinci ile kardeşlik bağlarının güçlenmesi, toplum ilişkilerinin sağlıklı ve güçlü olması sağlanabilir. O halde İslam kardeşliğinin, ümmet olmanın bizlere yüklediği sorumluluklar ve hakları da bilmek faydalı olacaktır. Neler mi dersiniz? Merak ediyorsanız bültenimizden ulaşabilirsiniz. Yine bu duygunun çocuklarımıza nasıl verileceğine dair bilgiler de bu sayımızda yerini alacak. İnsanoğlu toplu yaşama ihtiyacı içinde yaratılmış olmasına rağmen,

“Ne güzel kul, ne güzel örnektir.

İbrahim tek başına ümmettir.

Dikilir zalimin karşısına,

Gül toplar ateş bahçelerinden”

sözleriyle ezgilere konu olan Hz. İbrahim’in tek başına ümmet oluşuna dair yazımızı da istifadenize sunacağız.

Şahsi çıkar ve menfaatler ön planda olursa neler yaşanabileceği yakın geçmişimiz de dahil tarihin tozlu sayfalarını açtığınızda da karşımıza çıkacaktır. Kişinin kendine verdiği zarardan daha kötüsü toplumun gördüğü zararlardır. Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy bu hakikati ne de güzel ifade eder:

“Girmeden bir millete tefrika, düşman giremez,

Toplu vurdukça gönüller, onu top sindiremez.

Sen, ben desin efrat, aradan vahdeti kaldır.

Milletler için, işte kıyamet o zamandır

Milli ve manevî değerlerimize sahip çıkar fitne ve fesat tohumlarının atılmasına izin vermez, uyanık ve tedbirli olursak birlik ve beraberliğimizi bozmaya kimselerin gücü yetmeyecektir. M: Akif demişken edebiyatımızda birlik ve beraberlik vurgusu nasıl yapılmış, neler yazılıp söylenmiş bu değerle ilgili o ifadeleri de bültenimizde bulabilirsiniz. Ümmet olma bilincinin kazanılmasında sosyal medyanın etkisi ve birlik ve beraberlik şuurunu elde etmede dil öğreniminin etkisi gibi diğer başlıklarımızla sizlerleyiz.

Hoşça bakın kendinize, eşinize dostunuza, komşunuza, vatanınıza, milletinize.