Duygular Çok Şey Anlatır

Ramazan Geliyor

Özlemlerimiz, korkularımız, sevinçlerimiz, üzüntülerimiz, nefretlerimiz, kısaca duygularımız bizimle ilgili çok şey anlatır.

İnsan olarak şeklen birbirimize benziyor olsak da, olaylara, isimlere, kavramlara karşı duygularımız farklı farklı olabilmektedir. Onlara yüklediğimiz anlamlar, inançlarımızın, hedeflerimizin, ihtiyaçlarımızın, yaşam şeklimizin, yaşanmışlıkların, hatıraların ve duygularımızın şekillenmesinde etkilidir.

Mesela İstanbul denildiğinde herkeste aynı heyecan aynı özlem, aynı duygular oluşuyor diyebilir miyiz? Memleketi İstanbul olan ya da olmayanda, ya da orada hatıraları olan ya da olmayanda farklı duygular söz konusu olabilmekte değil mi?

İhtiyaç duyduğumuz, arzuladığımız, sevdiğimiz şeylere kavuşmak ya da onları kaybetmek duygularımızı yoğun olarak etkiler. Önem vermediğimiz şeyler ise duygularımızı çok ta hareketlendirmez. Hedefimize ulaşmaya katkı sağlayacak şeyler, sevdiğimiz ya da nefret ettiğimiz bir kimseyi görmek duygularımızı hemen hareketlendirir. Öyleyse duygularımıza bakarak neye ne oranda değer verdiğimizle ilgili bir fikir sahibi olabiliriz desek yanlış olmaz herhalde.

Olaylar, kavramlar, isimler vs. karşısında bu duygu farklılığının nedeni nedir?

Olay ya da isimlere, kavramlara yüklediğiniz anlamlar, bunların bizim için ne ifade ettiği uygularımızı şekillendiriyor. Duygularımız ise amellerimizi etkiliyor.

Öyleyse düşünelim biraz; para, mevki-makam, namaz, oruç, cuma, Allah sevgisi, peygamber sevgisi, anne-baba rızası, kardeşlik, Filistin, Kudüs, zikir, dua, Ramazan… içimizde ne gibi duygular uyandırıyor? Hatta bu duyguların yoğunluğu nedir?

“Müminler o kimselerdir ki, Allah’ın adı anıldığında yürekleri titrer, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda bu onların imanlarını arttırır. Onlar yalnızca rablerine güvenirler.” (Enfal/2)

“Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar.” (Nisâ-142)

Yukardaki ayet meallerinde ifade edilenler kendimiz ile ilgili ne düşündürüyor?

Duygularımız bizi ele verir. Onlar adeta bir röntgendir. Onları çok iyi gözlemlemeli, olması gereken duygular yerinde mi, yoğunluğu ne durumda dikkatle bakılmalıdır. Onlar bize çok şey anlatır. Duygular insanın eylemlerini de şekillendirir. Duygu yoksa anlamlı bir eylemden söz etmek zordur… Aylardır görmediği çocuğunun eve geleceğini öğrenen anne nasıl heyecanlanır? Onun için nasıl yemekler, tatlılar, sevdiği şeyleri yapar… Görünce nasıl bağrına basar…

Şimdi gelelim içinde bulunduğumuz şu günlerin bizde uyandırdığı duygulara. Olması gereken duygu/duygu yoğunluğu “Ne olmalı?” Bizdeki durum ne?

Allah Resûlünün (sav); “Allah’ım bize Recep ve Şaban’ı bereketli kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat, IV, 189) şeklinde dua buyurduğu ayların içinde olduğumuzun farkında mıyız? Yüce Resûlün, ulaştırması için Allah’a dua ettiği Ramazana günler kaldı.

Heyecanımız, özlemimiz ne durumda?

O pâk Yüce Resûl böylesi dua ederken, biz bu duayı ne kadar yapıyoruz.

Peygamber Efendimize böylesi bir duayı yaptıran duygu nedir?

İçinde bulunduğumuz günlerin kıymetini ne kadar fark edebiliyoruz?

İnsanı hedefine taşıyan fırsatlar, insanı sevindirir, heyecanlandırır. Peygamber Efendimizin; “Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennemden kurtuluştur.”  (Camius-sağir-2818)  diye bildirdiği böylesi bir fırsat ayı;  Allah’ın affını, rızasını, cehennemden kurtuluşu arayanlar için heyecan verici duygular değil midir? Böyle bir ay inananlar tarafından nasıl beklenir? Böyle bir ay özlenmez mi? Böyle bir aya ulaşmak için dua edilmez mi?

Elbette özlenir ve elbette dua edilir.

Peki ya; eğer ki bu günler ve yaklaşmakta olan Ramazan bizi heyecanlandırmıyorsa, Ramazana ulaşma iştiyakı yoksa/zayıfsa, Ramazan geliyor mu gelmiyor mu farkında değilsek…

Allah’ım bizleri yanlış sevgilerden, yanlış korkulardan, yanlış duygulardan muhafaza eyle. Lütfeylediğin fırsatların değerini daima gereğince bilmeyi ve razı olduğun şekilde değerlendirmeyi nasip eyle.

“Rabb’im, bize Recep ve Şaban’ı bereketli kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” (Âmin)

 

Beyhan Büşra Özkul