Düşünce Kalıpları Ve Değerler

İnsanın inandığı değerleri belirleyen en önemli şey, düşünce kalıplarıdır. Düşünce kalıpları, kazanılmış bilgilerden oluşur. Bir kişinin şahsiyetini oluşturan üç temel vardır: Bunlardan birincisi sorun çözme stili, ikincisi iletişim tarzı, üçüncüsüyse düşünce biçimidir. Düşünce kalıpları, beyne program yazmak gibidir. “Sigara içmek kötü değildir” ya da “İnsan mecbur kaldığında yalan söyleyebilir” gibi düşünceler, adeta daha önce beyinde kodlanmış bir programın ürünleridir. Kişi bu fikre, beynin bilgilendirmesi olmadan ulaşamaz.

Aynı şekilde değerler de beynimizdeki programlara benzer. Bir insanın özel hayatındaki düşünce kalıplarının toplum nezdindeki karşılığı, halkın onayından geçmiş değerlerdir. Genel kitlenin benimsediği erdemler ne kadar çok kişi tarafından kabul edilirse, toplumsal hafıza da o oranda güçlü olacaktır.

Bir topluluğun öncelik verdiği erdemler, aynı zamanda onun belirgin özelliklerini oluşturur. Millet, kabul ettiği faziletlere dayanarak ya gelişir ya da tarihin sayfalarına karışır.

Değerler Ve Vicdan

Değerler bir toplumun iskeletini oluşturan unsurlardır. Bu unsurlar ne kadar sağlam olursa inanç da o oranda güç kazanır. Erdemler, insanın vicdanıyla hayli ilgili olduğundan hayata geçirilmeleri, iç sorumluluğun gelişmişliğini zaruri kılar. İnsanların yalnız kaldıkları zamanlarda bile kötülüğe başvurmadan yaşamaları ve ahlaki normlara her hal ve şartta uymaları, vicdani sorumluluğun iki büyük göstergesidir. Ahlaki normları değerler belirler. Bu gerçekten yola çıkarak baktığımızda, değerlerde yaşanan yozlaşmaların sosyal prensiplerde ve vicdani sorgulamalarda da değişmeye neden olduğunu görebiliriz. Zira değerler toplumun manevi dinamikleridir. Bu dinamiklerin kendini en çok gösterdiği yer ise, insanların iç dünyasıdır.

Ne Kazandık, Ne Kaybettik?

Tibet’in ruhani lideri Dalai Lama’nın bugünkü yaşam biçimimizi çok güzel tasvir eden bir şiiri vardır. “Çağımızın Paradoksu” adlı şiirinde Lama şöyle der:

Evlerimiz büyüdü fakat ailelerimiz küçüldü.

Artık daha rahatız ama zamanımız az.

Öğrenim seviyemiz arttı fakat anlama yetimiz azaldı.

Daha fazla bilgili olmamıza rağmen, daha zor karar veriyoruz.

Daha fazla uzmanız fakat daha fazla sorunluyuz.

Daha fazla tedaviye rağmen daha az sağlıklıyız.

Aya gidip gelerek onca yolu kat ettik ama caddeyi geçip yeni komşumuzla tanışmakta geciktik.

Daha fazla üretelim diye yeni bilgisayarlar geliştirdik fakat daha az iletişim kurmaya başladık.

Çok uzun yol kat ettik ama kalitede bir o kadar kısa kaldık.

Fast food ve uzun sindirim zamanı…

Anlamlar büyük fakat karakterler küçük.

Karlar yüksek fakat ilişkiler yüzeysel.

Şimdi artık pencerelerimizde çok şeyin olduğu ama odamızda hiçbir şeyin olmadığı zaman…

Değerlere Yatırım Yapmak

Dalai Lama’nın şiiri, günümüzde değerlerin birbiriyle yer değiştirmesi nedeniyle toplumda meydana gelen değişime işaret etmektedir.

Değerleri bir banka hesabına benzetirsek eğer, iyi yatırımlar yapan kişinin hesabı ona kar getirecektir. Ne kadar kar ettiği hemen anlaşılmasa da bu, ileri yaşlarda faydasını göreceği bir birikim olacaktır.

Değerlerde meydana gelen yıpranmanın en kötü tarafı, insanın sürekli bir doyumsuzluk içinde sıkışıp kalmasıdır. Beklentileri çok yüksek olan hırslı kişiler, güne adeta o günden alacakları varmış gibi uyanırlar. Oysa doğru değerleri hayata geçirebilen kişiler, her günü kendilerine verilmiş bir armağan olarak görürler. Uyandığı her sabahın bir hediye olduğunu ve bu hediyeyi kendisine sunan bir varlığın olduğunu bilmek, kişinin hayat karşı duyduğu sorumluluğa katkıda bulunacaktır.

Değerlerin aşınmasına sebep olan davranışlardan bir diğeri de teşekkür etmekten kaçınmaktır. İnsanlara teşekkür etmek, herhangi bir sebeple kalplere nefret yerleşmesine engel olur. Ayrıca iyiliğe verdiğimiz değer, zihinsel olarak endişelerin azalmasına yardımcı olur. Teşekkür etmek, davranışı beslemek ve yatırımı desteklemektir.

Değerlerin Yerleşmesinde Liderlerin Önemi

Toplumun, liderleri iyi bir model olduğu takdirde iyiye, kötü bir lider modeliyle karşılaştıklarında ise kötüye yöneleceği su götürmez bir gerçektir. Bu nedenle de toplumun çıkarını kendi çıkarının önünde tutan, sözünde duran, örnek davranışlar sergileyen ve övgüye layık eylemler gerçekleştiren, gönlü kirlenmemiş liderlere ihtiyaç vardır. Bu vasıflara sahip insanların öncülüğü, cemiyetin geneli tarafından çok kolay benimsenecektir.

Makyavel’e itiraz ediyorlar. “Hükümdar kitabını yazarak zalimlere iktidara gelme yolunu öğrettiniz” diye. Onun cevabı ise çok ilginç: “Ama ben onlardan kurtulmanın yolunu da yazdım.” Makyavel’in zalimlerden kurtulmak için yazdığı yol bilinen yoldur: Zor, engelli ama sağlam. Bu yol fazilet savaşçısı olma yoludur. Kısa vadeli sonuçlar isteyen zalimlerin yanında olabilirler ama uzun vadeli başarı isteyenler ve mezar taşlarına “iyi insandı” yazdırmak isteyenler ilkeli davranmak zorundalar.

 

Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın “Güzel İnsan Modeli” kitabından alınmıştır.