Düğüm Düğüm

DSC_0112

Bismihi Subhan…

Yağmur ne kadar çok yağdı. Belli ki Mikail aleyhisselam yanı başımızdaydı. Berekete sevinmek geçiyor içimden, bir yandan Allah’ın azabının çoğu zaman gökten indiği aklıma geliyor, ürperiyorum. “Allah’ım, gökten inen her bir damla yağmuru hakkımızda rahmet vesilesi kıl, nefsimizi azgınlıktan yıka, bizi tertemiz yap!” duası var içimde.

İçimde… Daha öyle anlam veremediğim şeyler var ki… Kendi düğümümü çözememişken, düğümsüz, kemiksiz diye dönüp duran dilimin hakkımdaki akıbetinden korkuyorum.

İçim… Su çekmiş sünger gibi… Sahip olmak… Sahip çıkmak, kontrol etmek, kontrol altında tutmak… Sadece anlamak, endişesiz ve telaşsız… Mirac’ı fark etmek… Ah! Namaz bir düğüm içimde, fark edilememiş, özlenen… Dua ister namazlarım. Yardım ister Allah’ tan, ümitlenmek ister.

Rasulullah’ı öğrendim önce. Sevdim. Ve işte vefatını dinledim defalarca. Hz. Fatıma olasım geldi her seferinde “O’ nun üzerine toprak atmaya nasıl vardı eliniz? ”

Hz. Ebubekir olmak istedim, en çok seven olmak ve sevilmek için… Dört yıl daha geçti, o kavuştu sevgilisine, geride Ömer’i, omuzlarında ümmetin yüküyle, diğerlerini yüreğinde düğümle bırakıp gitti.

Hz. Ömer… O’ nu Allah-u Teâla irşad etmişti Ta Ha suresiyle. Belki bu yüzden bu kadar sebatkâr ve vefakârdı. Kızmazdı –celallenirdi. Gülünce cemallenirdi. Değişikti… Namaz o dönemde düğümdü, Hz. Ömer’in Müslüman oluşuyla ilk kez açıktan ve güvenle Kâbe’nin yanında kılınarak çözüldü. “ Muhammed’i öldürmek” e giderken dirildiğinden belki… Hatırası bir daha hiç ölmedi. Ölümü O’nun kurtuluşu, ümmetin yetimliğiydi.

Adını örtüsüz yazmaya utanırım Hz. Osman’ın. Melekler hâlâ ayağa kalkar sanki O’nun adı anılınca. O… Hz. Rasulullah’ın iki nurlu damadı, geldiğinde ayağa kalktığı… İstediğinde verdiği, ikram ettiğinde aldığı… Aşer-i Mübeşşere’nin güzidesi… Çoğunca susardı. Konuşunca sanki dudaklarından inci saçardı. Geceyle örtünür, gündüzü ihlâs ve kulluğuna şahit tutardı. Severdi. O düğümleri sevgiyle çözerdi. Böyle sever, böylesine sevilirdi.

Hz. Ali vardı. En Güzel’in dört güzelinin sonuncusu… O’na s.a.v. iman eden ilk çocuk… Ufak tefek cüssesi, âlem kadar imanıyla… Rasulullah’ı bir evlat gibi, bir kardeş gibi, bir arkadaş gibi sevdi. Rasulullah O’nun sevgisine o kadar güvendi ki en kıymetli emanetini Ali’ye teslim etti, Fatıma ile Ali’nin hayatlarını Allah’ın emri ile düğümledi. Ali… Peygamber yatağında kendini Allah’ın korumasına teslim eden Ali. İki şehidin babası, Fatıma’nın efendisi… Uhut Savaşı’nda en mübarek emanetin muhafızı… Rasulullah’ı sırtında taşıdı, melekler de Ali’ nin sevabını arş’ a taşıdı. Ali bu… Peygamber varisi… Hayatın sırlarını içinde gizledi… ve hilafeti, vefatı ile düğümledi.

Ne kadar kutlu ve müjdeli insan- zaman- olay varsa… Yükünü alıp gitmiş bu gölgeliğin altından. İçimden alıp gidiyor bu terk ediliş, muhabbetin ve sevincin en coşkun halini. Sevinecek bir şey bulamıyor gönlüm, gücüm yetmiyor, elim tutmuyor, gözüm görmez oluveriyor sanki.

Ezan okunuyor, tekbir var, Bilal yok. Namaz kılınıyor, niyet var, mirac yok. Ahir zamanın her türlü fitnesi kuşatıyor etrafımızı, bizi kurtaracak hendeği kazmaya Selman yok. Çocuklarımız oynaşıyor, Hasan yok. Hüseyin yok… Bir soru geliyor kalbimize, “Rasulullah nasıl yapardı?” diye; soracak Aişe yok… Yok… yok… “Ne kaldı geriye?” diye soruyorum. Bir müjdeci cümle çınlıyor kulaklarımda: “Siz ashabımsınız. Onlar kardeşlerimdir.” Boğazımdaki düğüm çözülüyor. Onurla taşıyacağım bu kardeşlik bağıyla güçleniyor içimdeki ışığını yitirmiş ümit. Ezan okunuyor. Bilal yok ama dua var içimde, dudağımı mühürleyen kilit düşüyor, Bilal’ in düğümünü dua çözüyor.

Namaz vakti duruyorum Mevla’nın huzurunda. Mirac içimde bir düğüm. Yumruk kadar oluyor, can veriyor bütün vücuduma. Her düğümünde bir isim yayılıyor ruhuma El- Rafi. Bir dua ile açılıyor namazımın kapıları miraca:

“Allah’ım, ya bu namazı bana hulus-i kalp ile kılmayı nasip et ya da ihlassız olarak kılınan bu namazı benden kabul et.”

Gücümün yettiğinden fazlasını omuzlarıma yüklemeyene hamd olsun.

Özlediklerime kavuşturacak olana hamd olsun.

Yaşadığım şu zamanda duymaya ihtiyacım olacak sözleri, müjdeleri asırlar önce yaşamış Rasulüne söyletene hamd olsun.

Hamd edenlerin sayısınca ve onların hamdleri sayısınca Allah’ a, O’ nun layık olduğu şekilde hamd olsun.

 

Melahat GÜNGÖR