Duanın Koruyucu Ruh Sağlığı Açısından Önemi

Yaradılışla başlar sığınma ihtiyacı… İlk yıllar annedir bağlanılan, her gereksinimi karşılayan. Ardından babadır koruyup kollayan… Ama zaman geçtikçe yetmez olur hiçbiri. Daha büyük ve sonsuz bir kuvvettir ihtiyaç duyulan. Ve duadır insanı Rabbine yaklaştıran, gazaptan koruyan, maddi-manevi isteklerini Rabbe ulaştırma aracı olan. “(Resûlüm!) De ki: “Dua (ve ibadeti)niz olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?”[1]

İnsanın yeme, içme gibi bedensel ihtiyaçlarının dışında ruhsal ihtiyaçları da vardır. Entemel ruhsal ihtiyaçsa kendinden daha büyük ve kuvvetli birine bağlanıp güvenmedir. Bu karşılanmadıkça insan gerçek mutluluğu hiçbir zaman bulamaz. Yüce Yaradan bize dua etmemizi emrederek şöyle buyurmuştur: “Rabbini, içinden yalvararak, korkarak, yüksek olmayan (hafif) bir sesle sabah ve akşam zikret/an, gafillerden olma!”[2] Evet, dua etmeyen insan gaflettedir çünkü her şeyden önce kendinin farkında değildir. Sorunlarının, eksikliklerinin, isteklerinin, hatalarının farkında değildir. 2000 yılında yapılan bir araştırmanın sonucu bunu onaylar niteliktedir. Araştırmada katılımcıların dua ederken beyinlerindeki hareketler incelenmiş ve beyinde karmaşık aktivitelerin gerçekleştiği görülmüştür. Aynı zamanda dua esnasında farkındalık ve algı gücünün arttığı, vücut ısısının yükseldiği gözlenmiştir.[3]

Endişe ve sıkıntılarla baş edememe; depresyon, panik atak, anksiyete gibi birçok psikolojik sorunları da beraberinde getirir.  Allah’ı unutarak insanlardan beklenti içinde olmak, beklentiler karşılanmadığı noktada problem yaratır. Bu sebeple kullara ümit bağlamadan, direk Allah ile irtibata geçilmelidir. Zira Allah’a dua ettiğimizde biliriz ki bizi seven, işiten; bize yardım edecek kudrete sahip Biri var. Yine biliriz ki bu âlemde hiçbir zaman yalnız değiliz;  rahmetine sığınacağımız, her isteği gerçekleştirmeye kâdir bir Yaratıcımız var.  Emin oluruz ki duamız kabul olmasa bile vardır bunda bir hayır, bazen biz göremesek te. Mükâfatının ahirette saklı olduğuna inanırız. Bu inanç ve tevekkül bize huzur ve güven vererek tüm sıkıntılara göğüs germemizi ve ferahlık, esenlik hissetmemizi sağlar. Kimseyle paylaşmak istemediğimiz sırlarımızı, korkularımızı dua aracılığıyla Yaradan’a anlatırız. Böylece kendimizi yalnız hissetmeyiz, endişelerimizden arınır, karakterimizdeki olumsuz özelliklerden kurtulabiliriz. Bu sebeple koruyucu ruh sağlığı açısından oldukça önemlidir. 1970li yıllarda yüksek tansiyonlu kişiler üzerinde yapılan bir araştırmada düzenli dua edenlerin daha az stres yaşadıkları, kendilerini  daha iyi hissettikleri ve kan basınçlarının azaldığı gözlenmiştir [4].

Dua samimiyet ve içtenlikle yapıldığında anlam kazanır. Duaya sadece sıkıntılı ve zor zamanlarda başvurulmamalı, her an Allah’ı anarak ondan yardım istenmelidir. Çünkü çaresizlik anlarında her insan duaya başvurur. Önemli olan bolluk ve güzellikler içindeyken Allah’ı anabilmek, O’na şükredebilmektir (bkz. Yunus Suresi/12. Ayet[5]). Nice servet, şan ve makama sahip insanların bir türlü huzuru bulamamaları, mutlu hissedememelerindeki sebep de işte budur: dua/şükür eksikliği. Unutulmamalıdır ki insanın mutlu, iyi günlerinde ettiği dualar kötü  zamanında yardıma koşacaktır.

 

Psk. Şerife Zehra Yiğit

[1] Furkan Suresi, 77. Ayet

[2] A’raf Suresi, 205. Ayet

[3] Lazar SW, Bush G, Gollub RL, Fricchione GL, Khalsa G, Benson H. (2000). “Functional brain mapping of the relaxation response and meditation.” Neuroreport 11(7): 1581-5

[4] Benson, H, Rosner, BA et al. (1974). “Decreased blood pressure in borderline hypertensive subjects who practiced meditation.” J Chronic Dis 27(3): 163-9.

[5] İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, gerek yan yatarken gerek otururken gerek ayakta iken (her halinde) bize yalvarır. Fakat kendisinden sıkıntısını açıp kaldırıverince, sanki kendisine dokunan o sıkıntı için bize dua etmemiş gibi (şükür ve itaati bırakıp) gider (yine günahlara dalar). İşte ölçüsüz davranan (ve haddi aşan)lara yapmakta oldukları şeyler, böyle süslü (cazip) gelmiştir.