Dua İbadetin Özüdür

(Resûlüm!)De ki: “Dua (ibadetiniz, kulluk ve yalvarma)nız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?(Ey inkârcılar!)Siz ise (Allah ve Resûlü’nün bildirdiklerini) yalanladınız,bu yüzden(Bu günah ve onun)cezası boynunuza sarılıp yakanızı bırakmıyacaktır.” (Furkan suresi 77.)”

Âyet-i Kerîmede geçen (dua, yalvarma)kelimesi, “Onlar Allah ile beraber(tuttukları)başka bir ilâha yalvarmazlar.”(el-Furkan, 68) ve benzeri âyetlerde olduğu gibi burada da ibadet mânâsınadır.

Ey Muhammed, bütün insanlara “De ki: (Kulluk ve )yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?” Bu kısım, insanlar arasında mü’minlerin durumunu beyan eder. Bu cümle soru cümlesi veya olumsuz bir cümledir. Olumsuz olduğu zaman anlamı “…Rabbim size değer vermez önemsemez ve itibar etmez.” şeklinde olur.

Cümlenin soru cümlesi olmasına göre âyetin mânâsı şöyledir: “Allah’a ibadetiniz, O’na itâat ve kulluğunuz olmasa, Rabbim size ne önem verir, sizin neyinize ve hangi durumunuza itibar eder?” Çünkü insanın şerefi ve değeri Allah’ı bilmekle ve O’na kulluk yapmakladır.

“(Ey inkârcılar! Siz Resûl’ün bildirdiklerini)kesinkes yalan saydınız;” Âyetin bu kısmı da insanlardan kâfir olanların durumunu beyan etmektedir. Yani ey kâfirler, size haber verdiğim şeyleri yalanladınız. Çünkü onlara muhalefet ettiniz, Allah katında önem ve itibardan düştünüz, herhangi bir kıymet ve  değer ifâde etmekten çıktınız.”onun için azap yakanızı bırakmıyacaktır!”

İbni Abbâs(r.anh.) bu âyet-i kerîme hakkında şöyle der: “Sizin kendisine ibadet ve kulluğunuz olmasaydı, Rabbim sizi yaratmaya neden önem versin?” Yâni Allah(c.c.)insanı kulluk etmesi için yaratmıştır. Nitekim Allah: “Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.”(Zâriyat sûresi 56) buyurmuştur. Şu halde yaradılışın ilâhî hikmeti ve Rabbanî maslahatı, itâat ve kulluktur. Bu da büyük gâye ve sonuçları doğurur/peşinden getirir.

İnsan selâmet yurdu olan cennete davet edilmiştir. Ancak yol, müşkil ve karanlık olunca, Allah binit olarak aklı yarattı; hidâyet ve nûr olarak kitaplar indirdi; farz kıldığı ibadetleri tehlikelerden koruyucu bir sûr yaptı.

Yine İbni Abbas(r.anh.) “Duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi ”(el-Furkan 77)kelâmı sebebiyle duanız îmânınız demektir, diye tefsir etti. Zîra,duanın lugattaki manası îmândır. (Sahih-i Buhârî,Kitab’ül-Îmân)

İbadet, kendisine kulluk edilecek yegâne varlık olan Allah-ü Teâlâ’ya en üstün saygı ve en büyük tevâzu ile yüzünü dönmek, geri kalan her şeye ise arkasını dönmektir. Resûl-ü Ekrem Efendimiz(s.a.v.) de; “Dua ibadettir.” veya “Dua ibadetin özüdür.”(Tirmizî,Deavat 1) buyurmak suretiyle, Allah’a kulluğu en iyi şekilde ifade eden hal ve tavrın dua olduğunu açıklamaktadır. Madem ki ibadet kulun Allah-ü Teâlâ’nın huzurundaki hiçliğini, yoksulluğunu, sadece ve sadece O’na muhtaç olduğunu dile getirmesidir, bunu en iyi anlatan hal de duadır.

Hadîs-i şerîfin bazı rivayetlerinde Peygamber(sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz, “Dua ibadettir” buyurduktan sonra, sanki bu sözüne delil getirmek üzere “Rabbiniz, bana dua edin (isteyin)ki, size karşılık ver(ip duanızı kabul ed)eyim,buyurdu” demiştir.Duayı emreden bu âyetin devamında,”Çünkü bana ibadet/kulluk etmeye karşı kibirlenip(buna) tenezzül etmeyenler, aşağılıklar olarak cehenneme gireceklerdir.”(Mü’min sûresi, 60) buyurulduğuna göre Allah(c.c)’a ibadetin önemli bir kısmını duanın oluşturduğu da anlaşılmaktadır. Dua etmeyen, duanın önemine inanmayan kimsenin ibadeti eksiktir.

Hz.Âişe(r.anha)validemiz: “Resûlullah(sallallahu aleyhi ve sellem)özlü duaları sever, özlü olmayan duaları yapmazdı.” Bundan dolayı mü’min dua ederken Rabbinin ve O’nun Resûlünün öğrettiği dualar ile dua edip ihtiyacını arzetmeli ve kabûlünü de tereddütsüz ummalıdır.

Enes(r.anh)şöyle rivayet etti: Resûl-ü Ekrem(sallallahu aleyhi ve sellem)çoğu zaman şöyle dua ederdi: “Allâhümme âtinâ fi’d-dünya haseneten ve fi’l –âhireti haseneten ve kına azâbe’n-nâr.Allahım! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Ve bizi cehennem azâbından koru.”

Âmiîn bi rahmetike yâ erhamerrâhımîn.

Fahrunnisa Nur
Kaynaklar:
Feyzü’l Furkan,Hasan Tahsin Feyizli
Rûhu’l-Beyan,İsmail Hakkı Bursevî
Riyâzü’s-Salihîn,İmam Nevevî