Doğum Metaforu

İnsanoğlu iradesi dışında dünyaya gelir. Fiziksel, ruhsal bakımıyla, yaşantısına uyum sağlayacak bilgi ve beceriye ulaşır. Bir anlamda istemese de büyür. Bu büyüme evrelerinde, yaşantılarıyla, karşılaştığı durumlarla etkileşim halindedir. Her etkileşim fıtri ihtiyaçlara hizmet etse de kişi bu süreçleri ancak farkındalık seviyesinde bireysel bilgi ve tecrübeyle edinir.

Bireysel tecrübeler kişiyi kendini tanımaya ve varoluşsal amaca yönlendiriyorsa, bu yöneliş iç huzur kazandırırken aksi durumda iç çatışmalara, iç huzursuzluğa ve gitgide yaşam alanlarıyla uyumsuzluğa, çatışmalara ve kısır döngülere dönüşür.

Ergenliğe kadar toplumsal yaşantılarıyla şekil alan ve daha sonra kazandığı bu şekille (şahsiyet) toplumla etkileşime geçen birey, bize adeta yağmur damlasını hatırlatır.

Yağmur nasıl ki yeryüzündeki su kaynaklarında güneş ve ışının etkisiyle şekil değiştirir ve gökyüzüne yükselir daha sonra tekrar bir dizi işlemden geçip yeryüzünde nasibi belirlenmiş alana düşerse insanoğlu da benzer süreçleri yaşar. Bir damla olur su yüzeyine düşen, düştüğü anda o su yüzeyinde halka halka kendi sınırlarını çizer. Halkalar birbirinden doğar, birbirini tetikler, birbirini engellemeden birbiriyle bütünleşir. Tüm damlalar aynı süreci yaşar ve o halkalar tek bir merkezde bütünleşir. Sayısızca halka gurubu, tek bir merkezli, sistemli, düzenli bir halkaya dönüşür. Su yüzeyine yayılarak o büyük deryalarla buluşur ve yüzeyden derinlere doğru kaybolur. Aslına dönmüş parça, geldiği yerle o tek varlık, sonsuz derya ile bütünleşir ve varoluş yörüngesine oturur.

“Biz Allah için (teslim olmuş kullar)ız ve elbette biz, (yine) O’na döneceğiz.” Bakara 155

 

Semiha BAHADIR