Dizi Filmlerin Aile Hayatına Olumsuz Etkileri

Nis 30, 2011 by

Aile toplumun en temel öğesidir. Aile, cinsellik, neslin devamı, toplum huzuru gibi bir çok görevi yerine getirmeklebirlikte bireyin yaşamında çok önemli bir yer tutan sevgi ihtiyacı, psikolojik gelişim, eğitim, kültürel değerleri kazanma gibi temel ihtiyaçlarını karşıladığı en öncelikli kurumdur. İnsanın kendisini güvende hissettiği, yalnızlıktan kurtulduğu, sevgisini, üzüntüsünü paylaştığı, gündelik hayatın koşuşturmasından uzaklaşıp huzura erdiği yer ailesidir.

Aile toplum ağacının meyvesi olduğu gibi aynı zamanda da çekirdeğidir. Dolayısıyla ailedeki problemler toplum kaynaklıdır ve bu problemler toplumun bütününü ilgilendiren ve çöküşüne sebep olabilecek hayati meselelerdir. Bu çöküşe sebep olmada toplumdaki önemli kurumlardan medyanın payı inkâr edilemez. Kitle iletişim araçlarının insan tutum ve davranışları üzerindeki etkilerinin çok güçlü olduğu yadsınamaz bir gerçekliktir.

Medyadaki bazı dizilerin olumsuz etkisiyle toplumdaki aile kurmak ve çocuk sahibi olmak eski değerini yitirmekte ve evlenmemek nikâhsız aşk birlikteliği yaşamak kabul edilebilir sıradan bir yaşam tarzı olarak gösterilmektedir. Diziler, ölene kadar sürdürülmesi için söz verilen evliliklerin, ihanetlerle, entrikalarla yıkıldığını gösteren örneklerle doludur.

Bireye ve topluma sağladığı önemli yararlarla toplumun ve bireyin vazgeçilmez öğesi olan aile, evlerimizin başköşesine oturan televizyondaki bu yayınlarla özellikle milli ve manevi değerlerden yoksun bazı dizi filmlerle dejenere olmaktadır.

Seyredenlerini ekran başına bağlayan bu diziler nikah, mahremiyet, vefa gibi değerleri gereken önemiyle konu edinmez. Eğitici nitelikli dizi filmlerin hemen hemen görülmediği ekranlarda maalesef Türk aile yapısına ve yaşantısına uygun olmayan görüntüler hakim olmaktadır. Nitekim okul çağındaki genç kızlar için hayatın gerçeklerinden uzaklaşıp tozpembe bir dünyada yaşamasına imkan sağlayan, arkadaşlık ilişkilerinin daha da cinsel boyutlara indirilmesini meşrulaştıran ve gençleri bu yönde bir hayat tarzını benimsemeye iten diziler var. Fırtına-gerginlik dönemi diye adlandırılan ergenlik çağının içerisinde bulunan gençler için şiddetin egemen olduğu, çalışarak hayatı kazanmak yerine kısa yoldan köşeyi dönmenin konu edindiği diziler var. Nitekim Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Zeynep Gültekin’in hazırladığı yüksek lisans tezinde ele alınan bir dizinin 55 bölümünün faaliyet raporunda şu rakamlar ortaya çıkmıştır: 411 cinayet, 152 yaralama, 137 saldırı, 147 dayak, 155 tokat, 175 kavga, 110 işkence, 3 tecavüz, 191 taciz, 145 silahlı çatışma, 226… çıkmıştır.” Yine başka bir araştırmada bir çocuğun 12 yaşına kadar 13 bin 400 ölüm dahil 101 bin şiddet olayını televizyonda izlediği ortaya konmuştur.

Halkın beğenisine sunulan bu yayınların toplumun değerleriyle beklentileriyle uyuşması ailelerin ve toplumun geleceği açısından hayati öneme sahiptir.

Vatandaşlarımızın Türk aile yaşamına uygun olmayan şiddeti, cinselliği, nikahsız yaşamayı özendiren bu filmlere karşı daha duyarlı olmalarını, vatandaşların rahatsız olduğu televizyon programları hakkındaki şikayetlerini 444 1 178 numaralı telefon ile RTÜK ‘e bildirmelerini aile hayatının korunması ve toplumun geleceği hususunda önemli görmekteyiz.

Aile hayatının korunması ile ilgili medyaya da düşen görev, dizileri ve diğer yayınları ile ahlaki değerleri yıpratan, toplumun kendine ait özelliklerinin yok olmasına yol açan, şiddeti, cinselliği, alkol kullanımını özendiren yayınlardan uzaklaşıp evrensel kültür değerlerini tanıtan, milli ahlak, terbiye ve değer çizgisinde kendine düşen kılavuzluk vazifesini yerine getirerek eğitici, aydınlatıcı yol gösterici olmasıdır.
Kaynak :rehberlik web.

Related Posts

Share This