Dîvân-ı Sezâyî-i Gülşenî kitabı üzerine bir söyleşi

 “Değerli Âlime Şahver Çelikoğlu Hanımefendi’nin nadide eseri Dîvân-ı Sezâyî-i Gülşenî kitabı ile ilgili, kitabın editörü Gülsen Güler Hanım ile bir röportaj gerçekleştirdik. “

 

Kadın ve Aile: Gülsen Hanım kitabın yayınlanmasına karar verildikten sonra nasıl bir süreç işledi? Kitabın hazırlanma safhalarından bahseder misiniz? Ve eser yayına hazırlanırken yaşadığınız ve bize aktarabileceğiniz hatıra ve anekdotlar var mı?

Gülsen Güler: Bu kitap Şahver hanımın dört yıl süren bir çalışmasının süreci sonunda ilk olarak 1985 yılında yayınlandı. Şahver hanım öğrenciliğimiz döneminde kitabın tekrar basılması ile ilgili arzusunu zaman zaman dile getiriyordu. Yaklaşık iki yıl önce yine kitabın daha düzgün bir baskı ile tekrar basılması üzerine konuşurken, bende biraz cahil cesareti ile olayı üzerime alıp orijinal Osmanlıca metni ile basılmasını önerdim. O da daha iyi olacağını söyledi.

Şahver hanım kitabı hazırladığı dönemde eline geçen mühürlü nüshayı çalıştıktan sonra sahibine geri iade etmiş. Metinlerin eski kitaptan bilgisayara aktarılmasıyla kitabın hazırlanma süreci başlamış oldu. Sonra orijinal metni arama süreci başladı ki biraz zorlu geçti. Çünkü Sezâyî Hazretleri hayatta iken divanını toparlamamış. Dîvânı, damadı toparlamış ama o nüsha kütüphanelerde mevcut değildi. İstanbul, Ankara ve Edirne’deki kütüphanelerde yaklaşık 41-42 nüsha var ama her biri damadının toparladığı nüshadan yapılan istinsahlardı ve birbirinden farklılık arz ediyordu. Tabi ki bu bilgileri çalışmaya başladıktan sonra öğrendik. Bu konuda doktora çalışması yapmış bir akademisyen olan Ali Rıza Özuygun Bey ile irtibata geçtik. Ali Rıza Bey Şahver Hanım’ın çalışmasından haberdar olduğunu ama onun çalıştığı nüshayı kendisinin de bulamadığını söyledi. Birkaç ay süren araştırmanın sonucunda aradığımız yazma nüshadan yapılmış matbu bir nüsha bulduk. O nüshayı kullandık. Tekrar gözden geçirdik, metinlerin birbirine uyduğunu görünce Osmanlıca nüshası ile karşılıklı ikisini yayınlamaya karar verdik.

Kadın ve Aile: Dîvân-ı Sezâyî-i Gülşenî üzerine yapılan başka çalışmalar var mı? Bu çalışmayı benzerlerinden farklı kılan yanı nedir?

Gülsen Güler: Sezâyî-i Gülşenî ile ilgili ilk çalışmayı Şahver Hanım yapmıştır. Hatta ilk çalışmasının kütüphanelerde birer nüshası vardır. Çalışmalarımız sırasında irtibat kurduğumuz tasavvuf bölümü hocaları Şahver Hanımın eserlerinden haberdardı ve bazılarının öğrencilerine bu eseri kaynak olarak önermesi çalışmasının ne kadar önemli olduğunu bize göstermektedir. Daha sonradan Sezai Hazretleri ile ilgili çalışmalar yapılmaya başlandı ama Sezâyî Hazretlerine ait doğrudan bir divan çalışması yapılmamıştır. Şahver Hanım’ın çalışmasından çok sonraları Prof. Himmet Konur ‘un Hasan Sezâyî Hazretlerinin mektupları üzerine bir çalışması ve Ali Rıza Özuygun ’un İstanbul üniversitesindeki nüshayı esas aldığı tenkitli bir doktora çalışması vardır.

Kadın ve Aile: Dîvân-ı Sezâyî-i Gülşenî kitabının içeriğinden biraz bahseder misiniz?

Gülsen Güler: Şahver Hanım’ın bu çalışması iki bölüm halinde hazırlandı. Kitabın birinci bölümünde Sezâyî Hazretlerinin yaşadığı dönemin tarihçesinden, sosyal yapısından ve bu dönemin tasavvufi anlayışından bahsedildi. Sezâyî Hazretlerinin şeyhi Mehmet Lâ’lî-i Fenaî Hazretlerinin ve çağdaşı Niyâzî-i Misrî’nin (ks) hayatı ve eserlerine yer verildi. Bu tasavvufi anlayış içerisinde Sezâyî Hazretlerinin teşkil ettiği nokta zikredildi ve bazı şiirlerinin şerhi yapıldı ki asıl güzel olan da bu. Kitaptaki şiir şerhleri Dîvânı okurken anlamada bizim için bir anahtar olma niteliğindedir. Şu mısraların şerhinde bunu görüyoruz.

Açıldı gonca-i gülşen niçün gönlüm açılmazsın

Hezârın gönlü oldu şen niçün gönlüm açılmazsın

 

Gül bahçelerinde goncalar açtı, her dem feryâd eden

Bülbülün gönlü dahi şenlendi, gönül sen neden mahzunsun?

 

Zemîn rûşen zamân hurrem nedir âlemde bu âlem

Görünmez kimsede bir gam niçün gönlüm açılmazsın

Zemin aydın, zaman ise sevinç içinde, âlemdeki bu hercümerç nedir? Taaccüb eder bu âleme ve kimsede gamdan eser olmadığını, sanki mevcut âlemler içinde mahzun bir kendisi olduğunu söyler, daha doğrusu gönlüne sorar. Öylesine değerlidir ki mahzun kalp, şöyle ifade ederler: “Mahzun kalp sözü, her türlü ilgiden temizlenmiş ârifin kalbinden kinâyedir.”

Tasavvuf cereyanlarının öncülerinden olan Hasan el Basrî Hazretlerinin çağdaşı Râbiâtü’l –Adeviyye, bir kişinin “Ey benim hüznüm! Senin zamanındır, hazır ol.” dediğini işittiğinde ona şunları söyledi: “De ki: Ey benim hüznümün azlığı! Eğer mahzun olsaydım nefes alıp verme imkânından mahrum olurdum.”

Sufyan bin Üneyne, hüzün mevzûunda bakın ne diyor: “Eğer bir milletin içinde ağlayan bir mahzun varsa, onun ağlaması(yani hüznü) hürmetine Allah o millete rahmet edecektir.” (Kuşeyri, s.324)

Kitabın İkinci bölümde de Sezâyî-i Gülşenî Dîvanî’nın Osmanlıca nüshası ile onun latinize edilmiş hali karşılıklı sayfalara yerleştirildi. Bunu yaparken çok akademik bir dil seçilmedi. Basit transkript denilen yöntem uygulandı. Sezâyî Hazretleri 17.yüzyılda yaşamıştır, dili ağır değildir, orta düzeyde Osmanlıca bilen biri Dîvânı çok rahatlıkla okuyabilir, hatta karşılıklı takip ederek Osmanlıcasını geliştirebilir.

Aynı zamanda kitabın son kısmında Sezâyî-i Gülşenî Dîvânı ile birlikte Niyâzî Misrî Hazretlerinin bir şiirine yapılan şerh ve şeyhi Lâ’lî Fenaî Hazretlerinin divançesi de yer almaktadır.

Ve son olarak da –bu kadar uzun soluklu bir çalışmanın neticesinde – kitabın özel bir basımı olsun istedik. Uzun süren kâğıt ve cilt tasarımları araştırmaları sonucunda kitap bu hale geldi.

Kadın ve Aile:  Kitap kimlere hitap ediyor?

Gülsen Güler: Kitap, tasavvufla ilgilen herkese hitap ediyor. Şiire ve Osmanlıcaya meraklı herkesin ilgisini çekebilir. Tasavvufla ilgilenen herkesin okuması gereken ciddi, öğretici ve faydalandırıcı bir çalışma. Mutasavvıfların hemen hemen hepsi şiirlerini ayet, hadis ve kutsi hadise dayandırarak yazmışlardır. Zaten şiirlerin bizde oluşturduğu etkinin sebebi de bundan kaynaklanmaktadır. Nitekim Şahver Hanım kitabında bu konuyu şöyle dile getirmiştir:

Bir tek mısra okuyan ve dinleyen her bir kişi üzerinde ayrı tesir icra eder. Bazılarını enginlere götürüp pek çok şey verirken, bir diğerine hiçbir şey ifade etmeye­bilir aynı mısra. Hazretin himmetine sığınırız. Sezâyî Hazretlerinin bazı gazellerinin her mısra’ında ayrı bir Ayet-i Kerîme ya da Kudsî Hadis ve Hadîs-i Peygamberî’den mânevi iktibaslar vardır. Sezâyî, engin İslâmî il­mi, açık basireti ile korkusuz ve pervasızca aşkın enginlerine dala­rak gam çöllerine düşmüş, ince bir nakış gibi ilmini irfanını mısralara dökebilmiş ender bahtiyarlardandır.

Tasavvuf, tevhid mesleğidir, derler. Mesleğin erbâbı olan Hz. Sezâyî de o Yüceler yücesine el açıp boyun eğerek şöyle der:

Dergehinde bir yüzü kara kulum ben yâ ehad

Rahmetin sâ’illerinden bir kulum ben itme red

Ey şanı yüce, şeriki, nazîri bulunmayan, rahmetine nihâyet olma­yan Rabbim! Yüzümün karasıyla kapına geldim, rahmetini dileyen sâ’illerden biriyim, beni reddetme, diye cânu dilden tazarrû niyazda bulunup bağışlanmasını diler. Birinci mısra, Sûre-i Ihlas’a tekâbul eder. Meâlen der ki: O Allah bir tektir. Bazı müfessirlere göre, “Bir tektir” ifadesi “Birdir” demekten daha manidardır. Şöyle ki; birli­ğin yanı sıra onunla beraber başka hiçbir şey bulunmadığını ve ben­zeri hiçbir şeyin mevcut olmadığını ifade etmektedir. Cenâb-ı Hak(cc), Peygamber Efendimize (sav) kendi birliğini ilân etmeyi emret­ti bu âyet ile işte bu birlik, tevhid akidesinin kendisidir. Tevhid akidesi vicdanlarda yer eden iman, kâinatın tefsiri ve hayatın nizamıdır. Bunun için bu sûre büyük İslâm gerçeğinin en geniş çizgilerinden başlıcasını ihtiva etmektedir.

Yine Şahver Hanımın sohbetlerinde sık sık dile getirdiği bir mısra kitapta şöyle anlam buluyor:

Düşürdüm gönlümü aşka bana bilmem ne hâl oldu

Neye baktımsa ol yüzden tecellî-i Cemâl oldu

Dost aşkıyla yanan, halden hale geçen Sezâyî, nereye teveccüh et­se Cenâb-ı Hakk’ın Cemâl tecellisine mazhar olduğunu ifade eder. Sezâyî nin, “Nereye dönerseniz dönün Hak Teâla’nın çehresi (zâtı) oradadır” (Bakara, 115) ve “Ey insanlar! Nerede olursanız olun Allah sizinle beraberdir” (Hadid, 4) âyet-i celilelerinin mânâsına vâkıf ol­duğu âşikârdır.

Kadın ve Aile: Kitap ile ilgili bu detayları bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz. Dileriz ki bu çalışmadan nasiplenenler çok olsun.