Divan Edebiyatında Ramazaniyye (Ramazan-nâme)

Ramazan, kelime olarak Arapça “çok sıcak olmak, çok ısıtmak, yakmak” anlamlarına gelir. Hususi mana olarak “Esmâ-i Hüsnâ”dan olduğu ve “günahları yok edici” manasında kullanılmaktadır. Ramazan kitabı, Ramazan’a mahsus eser manasındaki Ramazaniyye ise, Arabi ayların dokuzuncusu olan Ramazan ayının fazileti, bu aya mahsus olan dini, sosyal ve kültürel eylemleri (hilalin gözlenmesi, oruç, iftar, sahur, imsak, mukabele, teravih, yemekler, tatlılar, eğlenceler, mahyaların asılması, keyif verici maddelerin yasaklanması, Kadir gecesi, bayram sevinci) edebi şekilde anlatan eserlere verilen addır.  Bu edebi tür genellikle manzum olarak ve kaside, mesnevi, gazel ve terkib-i bend nazım şekilleriyle kaleme alınmıştır.

Ramazan ayı, Osmanlı toplum hayatında önemli derecede yer ve öneme sahip olduğundan divan şairleri ramazaniyye yazmak hususunda birbirleriyle yazışmışlardır. Şairler, ramazaniyye türündeki eserlerini yazarken hem bu mübarek ayda sevap kazanmak, hem de devlet büyüklerini tebrik ederek onların ihsanına nail olmak gayesini gütmüşlerdir. Ramazan ayı vesilesi ile padişah, vezir, paşalara sunulan ramazaniyyelere karşılık, devlet büyüklerinden şairlere bolca ihsan bağışlanırdı.  Şairler ramazaniyyelerinde bir yandan ayet ve hadislerden yararlanarak halka öğüt ve tavsiyelerde bulunup manevi olarak bu aydan istifade etmenin yollarını gösterirler, bir yandan da bu ayda pek çok açıdan meydana gelen değişiklikleri dile getirirlerdi. Ramazan ile ilgili olarak kaleme alınan edebi eserler arasında ramazaniyelerden başka ramazan ilahileri ve Ramazan manileri de yer alır. Ayrıca müstakilen, gazel, rübai, kıt’a vb. şiirler de yazılmıştır. Ramazaniyye yazan şairler arasında Arpaeminizade Samî, Seyyid Vehbî, Sünbülzade Vehbî, Süleyman Nahîfî, Sâbit, Enderunlu Fazıl, Bağdatlı Ruhî, Fuzulî, Mesîhî, Nedîm, Tacizâde Cafer Çelebi, Şeyh Galip gibi isimler sayılabilir.

Orucun farz oluşu ve özürsüz bırakılamayacağı dile getirilir:

Şehr-i mahsûs oldu çün şehr-i sıyâm

Farzdır anda oruç tutmak tamâm

 

Müslimîn ü müslimâta muttasıl

Mâh-ı savrnın rûzesi farz oldu bil

Özr-i şer’î olmadıkça bil ayân

Ruhsat-ı iftâr yokdur bî-gümân

 

Müslime farz oldu bu savmı edâ

Özr ile terk eylese eyler kazâ    (Süleyman Nahîfî)

 

Ramazan ayında bin aydan daha önemli bir gece olan Kadir gecesi çok özel bir yere sahip olduğundan ramazaniyelerde çokça vurgulanmıştır. Şiirlerde Kadir gecesinin yüceliği anlatılıp kıymetinin (kadr) bilinmesi gerektiği vurgulanırken “Kadr” kelimesi ile muhtelif sanatlar yapılır:

Bu gece kadri bin aydan yeğ ise tan mı

Hak Kudret ile şeb-i Kadr etdi mukadder bu gece.  (Şeyhi)

 

Bil kadrini zîrâ ki bu şehrin şeb-i kadri

Bî-şekk sebeb-i mağfiret-i âlemiyândır.  (Enderunlu Vasıf)

 

Ramazan ayının pek çok yönü şiirlerde vurgulanır. Ancak ramazan en çok içki müptelası olanlar için zordur. Çünkü her yönüyle bir yasaklar ayıdır. İçki içenlerin, içki kaplarının ve içkilerin ramazan ayındaki bu yasaktan etkilenerek çok değişik tavırlara yeltendikleri görülür: Zati ramazaniyyesinde bu ayı çok güzel bir biçimde tavsif etmektedir:

 

Geldi ‘ayyâşlarun aldı ayagın ramazân

Zühd işin tâc gibi başa çıkardı el-ân

 

Acı dil virmege kalmadı mecâli kadehe

Göricek anı sürâhî dili tutuldı hemân

 

Ağıza geldi işi cümle-i şîrîn-kârun

Münkatı’ oldı sürâhîde olan acı zebân

 

Geldi bir şehr-i şerîf itdi müşerref halkı

Şehr içi buldı kudûmından anun emn ü emân

 

Cümle şehr içre bulınmaz o kadar mâh-ı şerîf

Saklaya anı kazâdan dilegüm bu Rahmân

 

Ehl-i irfân bilür ol mâh-ı münîrün şerefin

Anlamaz kadrini yinür sanur anı nâdân

 

Tâ gidince anı hôş tutmağa niyyet idelüm

Sâlihi on iki şehrün bize oldı mihmân

 

Gicrek deprenenün kalmadı mescidde yiri

Oldılar ehl-i namâz anı görüb halk-ı cihân

 

‘Ömri içinde şu kim egmedi bir kimseye baş

İki yanında virür şimdi selâmı o revân

 

Oldı tesbîhine mecmu’-ı müsebbih meşgûl

Zikr âvâzı ile toldı yine kevn ü mekân

 

Cümle mü’minlere Zâtî gice gündüz şimdi

Lâyık oldur ki ola zikr-i Hudâ vird-i lisân             (Zâtî)

Doç. Dr. Vildan S. Coşkun
Kaynaklar:
Abdurrahman Güzel, Dinî Tasavvufî Türk Edebiyatı, Akçağ Yayınları, Ankara 2010.
Agâh Sırrı Levend, “Dinî Edebiyatımızın Başlıca Ürünleri”, TDAY Belleten, (1972), ss. 35-80.
Halit Dursunoğlu, “Klasik Türk Edebiyatında Ramazan Konulu Şiirler”, AÜ. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, (2003), sy. 2, ss. 9-29.
Rıdvan Canım, Divan Edebiyatında Türler, Grafiker Yayınları, Ankara 2010.
Vildan Serdaroğlu, Sosyal Hayat Işığında Zati Divanı, İSAM Yayınları İstanbul 2006.