Değişimin Yolculuğu

IMG_1517

Değişim; kişinin olduğu durum ve halden daha iyi bir hale gelmesi, düşünce ve eylemlerini pozitif yönde güzel hale getirmesidir. Biz istesek de istemesek de değişim oluşuyor, sebepleri ekonomik, teknolojik, sosyal ve kültürel olabiliyor. Bu yolculukta, insanın faydalı ve kapsamlı bir olgunluğa ulaşabilmesi için gelişime ihtiyacı vardır, bizden tekâmülümüzü tamamlamamız istenmektedir.

Bir duruş sahibi olmaksızın bir yön sahibi olunmaz. Bir yön sahibi olmadan da bir mana çerçevesi oluşturulamaz. Değişim sürecinde kendini yönlendirme özgüveni yoksa hiç değilse yapılan yanlışları durdurmak kendi hareketlerini kontrol etmek gerekir. Her türlü gelişim yakın ilgi ve alaka ile başlar. İrade ve isteğin olduğu bir yerde mutlaka bir çıkış yolu vardır.

Tefekkür minimum emek, maksimum kazanç sağlar. “Zikir fikri titretir, harekete geçirir. Zikri fikrine güneş yap” der Mevlana Hazretleri. Zihinsel talep başarıda çok etkili bir kuvvettir. Aklın bir meseleye karşı yaklaşımı, yüz ifadesini, bedeni ve davranışları etkiler. Zihinsel istek öyle kuvvetli bir hale gelebilir ki, bazen sizin birisiyle konuşmak isterken, onun sizi araması gibi. Bu tesadüf değildir, zihinsel isteklerin çok kuvvetli bir konsantrasyon ile öne sürülmesinin sonuçlarıdır. Düşünceleriniz yüksek ideal ve değerli konularla alakalı ise, aynı zihinsel kalibreye sahip insanlarla irtibata geçersiniz. Düşünceler eylem meyveleri verir, dikkat etmek lazım.

Değişimler ne türlü olursa olsun, olumlu da olumsuz da olsa rahatımızı kaçırır ve bizi etkiler. Herkes değişimi sever ama kendisinin değiştirilmesini istemez. Değişimin olumsuz karşılanması durumunda duygusal tepkilerimiz; durağanlık, şaşkınlık, inkar, kızgınlık, pazarlık, depresyon, test etme, kabul olabiliyor.

Değişim için hayata yeniden bakmak, hayatı yeniden sorgulamak gerekir. Acaba kendimizin farkında mıyız? Kendimizi tanıma çabasına giriyor muyuz? İnsana zihinsel bir devrim gerekli, bir şeyleri yıkmak değil, daha iyiye daha doğruya ulaşmak için çalışmak gerekiyor. Ferasetli bir bakış açısına sahip olmak lazımdır. Motivasyon için Allah rızası yeter.

Bizim bakış açımızı bilmemiz lazım, bakış açımızın esasları büyüklerimizin söylediği gibi; ihlaslı niyet, Kuran ve sünnete uygunluk, sağlam doğru inanç. Bu esaslar olmadan sağlıklı değişim olmaz.

Varoluş sebebimizi araştırma tavsiyesini unutmayalım. Neredeyim? Nereye gitmek istiyorum? Nasıl ulaşacağım? Başarımı nasıl takip eder ve değerlendiririm? Güçlü ve zayıf yönlerim neler? Yapabildiklerim, yapamadıklarım, yapmam gerekenler neler? Bu soruların cevapları üzerinde düşünmek gerekir. Düşünceler gayeyi doğurur. Gayeler eyleme dönüşür, eylemler alışkanlıkları oluşturur. Alışkanlıklarımız karakterimizi belirler.

İki şekilde davranışlarımızı denetleyebiliriz. Birincisi kendimize söz veririz ve verdiğimiz sözü tutarız. İkincisi bir hedef seçeriz ve o hedefe ulaşmak için sağlam, istikrarlı adımlar atarız. Planlama, bulunduğun yer ile varmak istediğin nokta arasındaki yolu tarif etmektir. Hak ve hakikat üzerine bina edilmeyen planlar, uyumsuz sallantılar meydana getirir, kendi kendilerini yıkarlar.

Kur’an-ı Kerim’ de “Rabbim! Anne ve babama lütfettiğin nimete şükretmeye, razı olacağın işleri yapmaya beni muvaffak kıl. Benden gelecek nesli hayırlı eyle, pişmanlıkla dönüp senin kapına başvurmaktayım ve ben şüphesiz sana boyun eğenlerdenim!” (46/15) demek emrediliyor.

Demek ki değişime tövbe etmekle başlamalıdır. Niyet kalbin bir işe yönelmesidir, kalbin amelidir. Dili terbiye etmeden önce, yüreğini terbiye et. Zira gönülde ne varsa dil onu söyler, demişler. Çünkü değişim kalpte başlar.

Nefsî hareket etmek bir değişim engeli olduğundan nefsi tanımak lazım. Âlimler şöyle tarif eder nefsi: “Gururlu, korkak, yalancı, tembel, hiddetli, kararsız, şüpheci, kaprisli, isyankârdır. Sürekli mazeret üretir, acelecidir, hayra da şerre de süratli gider. Nefis iradeyle; kalp sevgiyle; akıl, aklıselimle; ruh ise aşkla terbiye olur. Biri ihmal edilse kişinin bir yanı daima eksik kalır.”

Gelişimin engellerinden biri de sevgisizliktir. Sevgi, insanı harekete geçiren en önemli duygudur. Sevginin olmadığı yerde hayat anlamını kaybeder. Işığa yaklaşanın aydınlığı, Yaradan’a yaklaşanın sevgisi artar. Kimse Allah’ın dostlarını sevmeye çalışmadan Allah’a kavuşamaz. En dengeli sevgi Yaradan’dan dolayı duyulan sevgidir ve sevgi sosyalleşmenin çimentosudur.

Allah kendi yolunda yürüyene, yollarını gösterir. (Prof. Dr. M. Esad Coşan ra.) Ölmeden evvel ölmek, toprağa gömülmek değil, kötü şeyleri bırakmak, vazgeçmektir.

Değişimin önündeki en büyük engellerden bir diğeri ise alışkanlıklarımızdır. Aslında alışkanlık bir öğrenme metodudur. Mesela çocuklara bir şeyi öğretmek için alışkanlık olana kadar tekrar ettirilir. Gelişimini tamamlamış bir zihni yapıda alışkanlıkların yerini şuurlu davranışlar alır.

Alışkanlıklar, hayatın mekanik alanlarında faydaları olabilir. Ancak ruhi duyarlılığın ve diriliğin arandığı alanlarda alışkanlıklar kişilik için paslanmadır. Böyle durumlarda değişim zaruridir, kişi kendini yenilemelidir, kendini yenilemek ise ancak tövbe ile olur, kendini hesaba çekmekle olur.

Değişim için gelişmiş dengeli bir irade ortaya koymak gerekir. Karar vermede yavaş davranmak kendine engel koymaktır, ertelemeden gayret etmek gereklidir. Hayat gayret etmeyenlerin yeteneklerini öğüten bir değirmen gibidir.

Bir işi yapmaya başladığımızda, o işten sonuç alıncaya kadar ona sımsıkı sarılmak gerek, yolculuğun asıl önemli kısmı, başlangıcı değil sonucudur.

Allah bizlere değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabul ederek inancı, değiştirebileceğimiz şeyleri değiştirecek cesareti, aradaki farkı bilecek aklıselimi ihsan eylesin.

Nezahat Külekçi